12 Filmde Yılmaz Atadeniz

201504031218_yilmaz
Sinemamızın usta ve usta olduğu kadar ilginç yönetmenlerinden olan Remzi Yılmaz Atadeniz 1932 yılında İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra Mühendislik eğitimi almaya başladı. 1951 yılında ağabeyi Orhan Atadeniz’in teşviki ile Erman Film’de çalışmaya başladı. Orhan Atadeniz, Yılmaz Atadeniz’in anlattığına göre tam bir sinema sevdalısı idi. Hatta evin bodrumunda mahallenin çocuklarına film gösterirken 2 defa yangın tehlikesi atlamışlardı. Yönetmenliğinin yanı sıra oldukça iyi bir kurgu ve montaj ustası olan Orhan Atadeniz çekimleri flu olan bazı filmleri montaj masasında kurtarması ile ünlüydü. Ayrıca Ertem Göreç ve Memduh Ün’ün kurgu konusunda yetişmesini sağlamıştı. Yılmaz Atadeniz, ses ve montaj dahil olmak üzere sinemanın mutfak kısmında çalışarak işi kökten öğrenmeye başladı. 1953 yılında Necef Uğurlu ile evlilik hazırlığı yapmakta olan Orhan Atadeniz evde hava gazından zehirlenerek aramızdan ayrıldı. Ağabeyinin ölümünden çok etkilenen Yılmaz Atadeniz mühendislik eğitimini yarıda bırakarak sinemaya ağırlık verdi.

orhanatadeniz

Erman Film’de kurgu ve montaj teknikerliği yapan Atadeniz, Atıf Yılmaz, Faruk Kenç, Sırrı Gültekin ve Nejat Saydam gibi yönetmenlerle çalıştı. Daha sonra yönetmen yardımcılığı yapmaya başlayan Atadeniz gene Atıf Yılmaz, Nejat Saydam ve Nişan Hançer gibi yönetmenlerin yanında yetişti. 1963 yılında Yüz Karası filmiyle yönetmenliğe başladı. İlk birkaç filmi değişik türlerde olsa da sonradan tamamen Avantür ve fantastik filmlere yöneldi. Kilink serisini çevirerek fantastik maskeli kahraman filmlerinin duayeni haline gelen Atadeniz Yılmaz Güney, İrfan Atasoy ve Tamer Yiğit gibi oyuncularla çalıştı. 70’li yılların ortasında İrfan Atasoy kendi şirketiyle kendi yoluna gidince ağırlıklı olarak Behçet Nacar ile film çekti. Yeşilçam’ın erotik filmlere meyil ettiği bir devrede bu furyadan geriye kalmayan Atadeniz, erotik filmler de çevirdi. 1980’li yılların başında Cüneyt Arkın ile üç film çeken Atadeniz daha sonra arabesk filmlere yöneldi. Arabesk film deyince video sektörü kaçınılmazdı. Özellikle Müslüm Gürses ve Kibariye ile bitmez tükenmez arabesk filmleri çevirdi. 1989 yılında Şah Mat ile oldukça değişik ve kaliteli polisiyeye imza atsa da Afacan serisinden sonra gittikçe seyrek bir biçimde sinema filmi çekmeye başladı. 90’lı yılları diziler, 2000’li yılları da belgesellerle geçiren Atadeniz 2015 yılında çevirdiği jübile filmi olacağı söylenen İkimize Bir Dünya filmi ile sinemaya dönüş yaptı. Pek çok yönetmenin yetişmesinde katkısı olan Atadeniz, özellikle Melih Gülgen, Çetin İnanç ve Aykut Düz gibi yönetmenlerin ilk dönemlerinde oldukça etkili olmuştu.(1)

Filmlerinde genelde yabancı dizi ve fantastik filmlerden etkilenen Atadeniz, bunlardan derlediği konuları işliyordu. Çoğunlukla belli bir senaryo olmadan kafasındaki hikâyelerle çekimlere başlayan Atadeniz, senaristlerden sadece günlük diyalogları yazmaları konusunda destek alıyordu. Filmlerinde sanatsal konuları işlemeyen ve genelde tek bir karakter özelliği ile nitelenen ve tek bir motive edici amacın peşinden giden tek boyutlu karakterleri işleyen Atadeniz’in filmleri gene de hızlı doğrusal kurgular ile birleşerek onu türünün en usta yönetmeni haline getiriyordu. Düşük bütçeli B-filmler yapsa da gene de sınıfındaki diğer yönetmenlerle kıyaslandığında filmlerinde görülen özen, ciddiyet ve akıcılık onu diğerlerinden ayırıp A sınıfı filmlerin sınırına yaklaştırıyordu.

Atadeniz, büyük bütçe ve yeterli teknik imkânlarla film çekme olanağı bulabilse Hollywood aksiyonları ile yarışacak düzeyde bir yönetmen olabilir miydi? Pek sanmam. Bunu yapabilecek yeteneğinin olduğuna inanıyorum ama bir de şuna inanıyorum: İnsanlar yaşadıkları toplumun insani ve ekonomik ilişkilerinin ürünüdür. Yılmaz Atadeniz düşük bütçe ve kısıtlı teknik imkânlarla film çekmek zorunda olduğu için “Yılmaz Atadeniz” olmuştur. Bunun tersini düşünmek, tarihi “keşke” ler ile geri çevirmeye çalışmak fanteziden başka bir şey değil. Gene de geriye dönüp Yılmaz Atadeniz’e o imkânları verebilseydik bile o Yılmaz Atadeniz’i küçük bütçeli filmlerin büyük yönetmeni Yılmaz Atadeniz kadar sever miydik, bilmiyorum.

Atadeniz’in kariyerinin dönüm noktası olan 12 filmi sizler için sıraladık.

1.Tarzan İstanbul’da (1952-Yönetmen: Orhan Atadeniz)

tarzanistanbulda

Orhan Atadeniz’in yönettiği Tarzan İstanbul’da filminde milli atlet Tamer Balcı, Hayri Esen, Necla Aygül ve Aziz Basmacı oynuyordu. Yabancı filmlerden alınan hayvan görüntülerinin sıklıkla kullanıldığı film gene de iyi bir kurguyla kotarılmıştı. Yurtdışına da satılan Tarzan İstanbul’da, Yılmaz Atadeniz’in isminin montajcı olarak geçtiği ilk film idi. Aslında filmin tüm kurgu ve montaj yükünü büyük oranda sırtlayan Orhan Atadeniz, kardeşini teşvik etmek için jeneriğe ismini yazdırmıştı. Böylece Yılmaz Atadeniz, yönetmenliğinin yanı sıra “Abi Mirası” kurgu yeteneğini de  geliştirmeye başlayacaktı.

2.Yüz Karası(1963)

yüzkarasıYılmaz Atadeniz’in yönettiği ilk filmdir Yüz Karası. Başrollerini Turgut Özatay ve Muhterem Nur’un paylaştığı filmde eşi yüzünden kötü duruma düşen bir adamın hikâyesi anlatılıyordu. Yılmaz Atadeniz aynı yıl içinde Sadık Şendil’in “Yedi Kocalı Hürmüz” adlı oyununun ilk sinema uyarlamasını da çekecekti.

3.Çirkin Kral (1966)

ÇirkinkralYılmaz Güney ile Yılmaz Atadeniz’in yolları ilk defa “Dağların Oğlu” filminde kesişti. Beraber 11 film yaptılar bunlarının çoğunun avantür filmi olduğunu söylemeye bile gerek yok. İki Yılmaz’ın buluşması ile ortaya çıkan filmler genelde 2 tip üzerinde yoğunlaşıyordu: Birincisi Kovboy Ali(1965) ve Çirkin Kral Affetmez(1967) filmlerinde olduğu gibi tek tabanca takılmayı seven içine kapanık kahramanları anlatan filmler. İkinci grupta ise Çirkin Kral(1966), Kan Gövdeyi Götürdü (1965) ve Kahreden Kurşun(1967)  filmlerinde olduğu gibi ukala, çapkın ve ille de iyi dövüşen kahramanları anlatan ve büyük ölçüde James Bond serisinden etkilenen filmlerdir. Çirkin Kral, 2. gruba giren filmler arasında en iyisidir. Güney’in yanı sıra Tuncel Kurtiz, Suzan Avcı, Ergün Köknar ve Reha Yurdakul’un oynadığı film oldukça iyidir. Largo yerine Tek Gözlü Ahmet (Reha Yurdakul) ve Vampir Reha (Ergün Köknar) hiç de fena değildir.

4.Kilink Uçan Adam’a Karşı ve Kilink İstanbul’da(1967)

Kilink_İstanbul'da60’lı yılların ortasında büyük işler yapmak isteyen Yılmaz Atadeniz, ünlü oyuncularla çalışmak istese de ünlü oyuncular küçük şirketlerle çalışmak istememektedir. Bu duruma bir çözüm bulmak isteyen Atadeniz bir gün vapurda giderken bir gazetenin eki olarak verilen Killing fotoromanını görür. İçinde aksiyon, şiddet ve erotizm bulunan Killing’i sinemaya uyarlamaya karar verir. Telif hakkına takılmamak için “Kilink” adı kullanılır. İskelet kostümlü kötü adam Killing’i Yıldırım Gencer, Uçan Adam Shazam’i de İrfan Atasoy oynar. Killing’in sevgilisi Suzi, Suzan Avcı, profesör ise eskinin mega jönü Muzaffer Tema’dır. Film büyük gişe başarısı yakalar. Öyle ki Atadeniz sahip olduğu tek evi bu film sayesinde alır. Kilink Türk sinemasında bir Killing Filmleri furyası başlattığı gibi maskeli süper kahraman modasının da ilk örneği olur. Yıllardır kayıp olan bu filmler sanırım 2000’lilerin ortasında bir arşivden çıkacaktır. Filmin bozuk olan son kısımları ise fotoroman tarzı tek tek resimler ve Atadeniz’in kendi sesinden verilmiş bir anlatımla tamamlanacaktır.  Aslında 60’lı yılların sanayileşmemiş Türkiye’sinde, sanayileşmiş toplumların fantazya dünyasının ürünü olan maskeli süper kahramanların bu kadar çok sevilmesi şaşırtıcıdır. Türkiye’de köyden kente göçlerin hızlandığı dönemlerde avantür filmler çok tutulur hale gelmiştir. Çünkü köyden kente göç ederek gelenek ile modernlik, özgürlük ile geçim derdi arasına sıkışıp kalmış erkeklerin gündüz düşlerine cevap vermektedir. Türkiye’de çevrilen maskeli süper kahraman filmleri ise aslında maskeli avantür filmlerden başka bir şey değildir.(2) Teknik imkânlar yetmediği için uçurulamayan “uçan adamlar”, daha sonraları motosiklete bindirilecektir. Süper adamların süperliği de parende, takla ve iyi dövüş ile sınırlı kalacaktır.

5.Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler Dönüyor(1968)

mbeşler1967 yılında Zafer Davutoğlu’nun çektiği “Kanunsuz Kahraman Ringo Kid Yeşilçam’da Western furyası yaratırken Yılmaz Atadeniz de bunun dışında kalmaz,  Arzu Film için Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler Dönüyor filmlerini çeker. Lone Rider (Maskeli Süvari), Muhteşem Yedili ve Zorro gibi film ve dizilerden etkiler taşıyan bu yapımların başrollerinde Tamer Yiğit, Yıldırım Gencer, Süleyman Turan, Yusuf Sezgin, Yılmaz Köksal ve Selma Güneri vardır. Filmin kötü adamı olan General Ramon’u ise Erol Taş canlandırmaktadır. Daha sonra çekilecek  Zorro filmlerinin yolunu açan bu filmler Atadeniz’in Western/Spagetti Western serisinin başlangıcı ve nispeten düzgün olan görüntü kalitesi ile en iyisi olacaktır.

6.Kara Cellat (1971)

kcellatKara Cellat Yılmaz Atadeniz’in hatta Türk Sinemasının en iyi avantür filmlerinden biridir. İrfan Atasoy’lu, Feri Cansel’li, Erol Taş’lı, Danyal Topatan’lı, Turgut Özatay’lı, Hayati Hamzaoğlu’lu, Bilal İnci’li ve Faruk Panter’li geniş kadrosu ile göz dolduran filmimizin klişe sayılabilecek hikâyesi oldukça akıcı bir şekilde işlenmiştir. Atadeniz’in alamet-i farikası olan iç plan kavga sahneleri, liman kovalamacaları falan bol bol vardır. Bir de bu filmde aksiyonun yanında dozu iyi ayarlanmış ve istismara kaçmayan bir duygusal gerilim filmin başarısında pay sahibidir. Kötü adamların, Erol Taş’ın, Hayati Hamzaoğlu’nun, Turgut Özatay’ın ve Bilal İnci’nin performansına diyecek yoktur. Atadeniz’in filmlerini neden sevdiğimi soran biri olsa çekinmeden bu filmi gösterebilirim.

7.Yılmayan Şeytan(1972)

yşeytanYılmaz Atadeniz, renkli film çekmeye başladıktan sonra dışa açılma hamlesi de beraberinde geliyor. Bu sefer başrollerde alışılmadık bir kadro ile Yeşilçam’da sayısız filmde ismini ses mühendisi olarak gördüğümüz Kunt Tulgar ve Mine Mutlu ile El Santo uyarlaması olan Yılmayan Şeytan’ı çekmeye koyuluyor. Kötü adamımız ise tabi ki belli: Evrensel kötü Erol Taş! Moğol bıyığı ve Çinli elbisesi ile Doktor Şeytan kimliğine bürünmekte pek zorluk çekmiyor. Tekin/Bakırbaş(Kunt Tulgar), Doktor Şeytan tarafından öldürülen babasının (Muzaffer Tema) intikamını almaya çalışırken bir yandan sevgilisi Sevgi’nin (Mine Mutlu) babası Prof. Doğan’ı da Dr. Şeytan’dan korumaya çalışıyor. Yılmaz Atadeniz filmlerinin demirbaşı olan dar alanda bol mobilyalı dövüş sahneleri, üç beş defa dayak yediği halde her 20 dakikada bir Bakırbaş’ın karşısına çıkmaktan bıkmayan kötü adamlar, baştan sona dinmeyen bir aksiyon seli ve yalaka ve şaklaban bir yardımcı karakter (Bitik-Erol Günaydın) bu filmde de var. Ama berbat tasarımlı bir robot ve adamın kafasına iskambil kâğıdı saplayarak öldürme gibi yenilikler de var! Yılmayan Şeytan, Kilink, Casus Kıran, Maskeli Şeytan Gibi maskeli kahraman filmlerinin şahikası olarak zevkle izlenen bir Atadeniz filmi olarak hafızalarda yer ediyor.

8.Dört Hergele(1974)

dörthergeleYılmaz Atadeniz dışa açılma çabasına İrfan Atasoy’un film şirketi ile devam ederken İtalyanlar ile ortak bir film çekmeye karar veriyorlar. İtalyanlar’ın film müziği ve pazarlama dışında pet katkısının olmadığı filmde başrolleri İrfan Atasoy, Feri Cansel, Fikret Hakan, Gordon Mitchell ve Richard Harrison paylaşıyor.  İrfan (İrfan Atasoy) basan bir takım adamlar karısını ve çocuğunu öldürürken İrfan’a da işkence ediyor. Adamlar gittikten sonra oradan geçmekte olan Oya İrfan’ı yaralı olarak kurtarıyor. Kore savaşındaki silah arkadaşları olan Fikret(Fikret Hakan), Gordon (Gordon Mitchell) ve Richard(Richard Harrison)’dan yardım isteyen Fikret bu işi yapan Bay George’dan intikam almaya çalışıyor ama işlerin göründüğü gibi olmadığını anlıyor ve film beklenmeyen bir sonla bitiyor. Gordon Mitchell ve Richard Harrison gibi iki usta yabancı oyuncunun katılımı ile oldukça kaliteli bir intikam avantürüne dönüşüyor.

9.O’nun Hikâyesi(1977)

onunhikayesi70’li yılların başında Yeşilçam’da baş gösteren krizi aşmak amacıyla çeşitli arayışlara girişilir ki Erotik film furyası buradan doğar. Yabancı erotik filmlerin izleyici potansiyelini fark eden filmciler bu alanı da doldurmakta gecikmezler. Yılmaz Atadeniz de bu furyaya dahil olarak erotik filmler çekse de furyanın diğer yönetmenleri kadar abartmayarak hem sayı hem dozaj olarak nispeten usturuplu filmler çeker. O’nun hikâyesi de 1975 yapımı Histoire D’O’nun konusunu olmasa bile ismini ödünç alır. Melek Görgün, Kuzey Vargın ve Ünsal Emre’nin başrolleri üstlendiği filmde Bahar isimli bir kadının geçirdiği kaza sonucunda aşırı cinsel istek duymaya başlaması ile gelişen olaylar tüm çıplaklığı ile anlatılır (Kötü espri oldu!)

 

10.İkizler(1985)

ikizler1980 olur, 12 Eylül geçer, köprünün altından çok sular akar, piyasa değişir. Artık Yeşilçam günden güne ölmektedir. Sinema filmleri çekilse de bu filmler artık sinemada değil videoda izlenir olur. Yurt içinde olduğu kadar özellikle Almanya’da da önemli bir sektör haline gelmiştir video filmleri. Yılmaz Atadeniz de bu devrede hem sinema hem de video için bol miktarda “arabesk film” çeker. Müslüm Gürses ise en çok çalıştığı arabesk şarkıcılardan biridir. İkizler, birbirinden habersiz olarak yaşayan biri berduş ve şarkıcı, diğeri polis olan ikizlerin hikâyesini anlatır. Polis olan ikiz ise tabi ki Behçet Nacar canlandırmaktadır. Atadeniz’in kariyerinin en parlak noktası olmadığı açık olsa da çevirdiği arabesk filmler arasında en düzgünü bu filmdir.

11.Şah Mat: İntiharın Bedeli(1989)

şahmat01Atadeniz, Afacan serisi ile sinemaya ara vermeden önce öyle bir film çeker ki özellikle 1980’li yıllarda çektiği diğer filmlerden apayrı bir yerde durur. Başrollerde Faruk Peker, Salih Kırmızı, Şehnaz Dilan ve Gökhan Mete’nin oynadığı filmin senaryosunu Faruk Peker yazmıştır. Kısıtlı mekânlarda dar bir oyuncu kadrosuyla çekilen bu film özellikle ayrıntılı senaryosu ile dikkat çekerek Atadeniz’in çektiği en ilginç ve güzel filmlerden biri olur. Gökhan Mete’nin başarılı performansı da takdire şayandır.

12.İkimize Bir Dünya(2015)

ikimizebirdünya1989’dan sonra seyrek aralıklarla sinema filmi çeken, 1997’den sonra da uzun bir ara veren Atadeniz’in, ara verse de hiç bırakmadığı sinemaya dönüşüdür bu film.  Sait Faik’in Medar-ı Maişet Motoru romanından sinemaya uyarlanan filmin başrollerinde Melisa Toros, Mazlum Kiper, Köksal Engür ve Orhan Alkaya oynuyor.

(1)Yılmaz Atadeniz’in biyografisini derlerken aşağıdaki makale ve kitaplardaki röportajlardan faydalandım.

http://sinematikyesilcam.com/2013/09/killing-kizil-maske-zoro-ringo-casus-kiran-ve-yilmaz-atadeniz/

Fantastik Türk Sineması, Giovanni Scognamillo/Metin Demirhan, Kabalcı Yayınevi

Erotik Türk sineması, Giovanni Scognamillo/Metin Demirhan,  Kabalcı Yayınevi

Senaryo Bülent Oran, İbrahim Türk, Dergah Yayınları

(2)Bu fikrin sahibi ben değilim. Süper kahraman filmlerinin ve özellikle Killing filmlerinin Anadolu’da bu kadar sevilmesinin tuhaflığı konusunu açtığımda Murat Tolga Şen bu çok basit ve açık gerçeği hatırlatmıştı.

Yazar hakkında: S. Özgür Ilgın

1977 Yılında Aydın'da doğdu. Üniversitede bir elin parmakları kadar üyesi olan Felsefe Topluluğunun çıkardığı, iki elin parmakları kadar “tirajı” olan Yitik adlı fotokopi fanzinde öykü ve albüm tanıtımları yazdı. Blues, Heavy/Rock, Doom, Thrash, Death, Jazz ve Proggressive müziğe bayılıyor. Sergio Leone'yi David Lynch'i, Stanley Kubrick'i, Metin Erksan'ı, Ertem Eğilmez'i, Nuri Bilge Ceylan'ı, Zeki Demirkubuz'u ve Yılmaz Atadeniz'i çok seviyor, sinema ve müzik gibi eğitiminin olmadığı konularda ukalalık etmekten çok hoşlanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir