2015’ten İz Bırakan 16 Çizgi Roman

Baştan söyleyeyim: Bu oldukça kişisel bir liste. Hatta, listenin aşağı yukarı yarısını arkadaşlarımın yaptığı işler oluşturuyor. Bu demek değil ki söz konusu kişilere kıyak geçiyorum. Bahsi geçen işlerin hemen hepsinin kıymeti kazandıkları ödüllerden veya dahil oldukları yıl sonu listelerinden belli.

Çizgi roman eleştirmeni Douglas Wolk, 2008’de çizgi romanın altın çağının 1930’lu ve 40’lı yıllar değil, içinde bulunduğumuz dönem olduğunu yazmıştı. Son yıllarda çizgi romanlar (grafik romanlar, grafik anlatılar, nasıl adlandırmak isterseniz), çeşitlilik, deneysellik, politik tavır konusunda bir devrim geçiriyorlar. Anaakım Amerikan çizgi romanları dahi, muhafazakar okurlarını küstürme pahasına, marka karakterlerinde kökten değişikliklere gidiyorlar. Hal böyleyken bağımsız, alternatif ve underground çizgi romanlar da boş durmuyorlar tabii. Her sene o kadar çok nitelikli iş çıkıyor ki, en iyi 10 ya da en iyi 20 gibi sayılar listelere yetmiyor, köklü sitelerde senenin en iyi 100 çizgi romanı gibi listeler görüyoruz.

Benim listem takip ettiğim Anglo-Amerikan, Avustralya ve Türkiye çıkışlı çizgi romanlardan oluşuyor. Anaakım çizgi romanlara, grafik romanlara, web çizgi romanlarına, mizah dergisi çizgi romanlarına yer veren eklektik bir liste oldu. Herhangi bir sıra gözetmedim ama listeyi kategorilere ayırdım. Yorumlarda sizin ilk 15’inizi de görmek beni mutlu eder.

Babalardan Yeni İşler

1) Providence (Alan Moore / Jacen Burrows)

Amerikan anaakım çizgi romanını kökten değiştiren, sonra da onunla arasındaki tüm köprüleri yakan Alan Moore, son yıllarda Avatar Press etiketli çeşitli Lovecraftiyen çizgi romanlara imza attı. Onun hikayesinden uyarlanan The Courtyard‘ın ardından 4 sayılık mini seri Neonomicon gelmişti. Moore’un asıl bombayı 12 sayılık Providence ile patlatacağının haberini geçen sene almıştık. Şu ana kadar altı sayısı çıkan bu seri, Lovecraft’ın eserlerinin alt metninde yer alan ırkçılık, cinsellik ve modernitenin getirdiği derin endişeleri öne çıkarıyor. Yazarın psikocoğrafyaya olan derin ilgisi, 20. yüzyıl başında Amerika’nın bilinçaltının karanlık dehlizlerinde bir yolculuğa çıkan Robert Black adlı romancı adayı baş karakterde kendini belli ediyor. Gerçekten korkutucu olan az sayıda çizgi romandan biri.

Providence Nameless Sandman Overture

2) Nameless (Grant Morrison / Chris Burnham)

Alan Moore’un Lovecraftiyen çizgi roman yazdığını duyan Grant Morrison durur mu, o da yapıştırmış hemen cevabı. Şaka bir yana, Amerikan anaakım çizgi romanını değiştiren bir başka Britanyalı, Alan Moore’un “arch-nemesis”i Grant Morrison’la, Moore’un kariyeri zaman zaman paralellikler göstermiş son 30 küsür yıldır. (Merak eden araştırsın, burada yerimiz dar). Fakat özetle, Alan Moore her ne kadar Watchmen ile süper kahraman janrına gerçekçi ve karamsar bir bakış getirdiyse, Grant Morrison da bir o kadar janrın absürd ve kozmik taraflarına o kadar kucak açmış bir yazar (All Star Superman, Animal Man, Flex Mentallo vs). Nameless, Lovecraftiyen bir çizgi roman serisi, evet, fakat Moore’un Providence‘inin ayakları Amerikan topraklarına sıkı sıkı basarken, Nameless evrenin ücra ve korkunç köşelerinde cirit atıyor.

3) Sandman: Overture (Neil Gaiman / J. H. Williams III)

Moore ve Morrison Lovecraft’la flörtleşedursun, Britanyalı büyük yazarlardan Gaiman, 25 sene sonra başyapıtı Sandman’e geri dönüyor. J. H. Williams III’ün sihirli kaleminden çıkan göz kamaştırıcı fantastik manzaralarda gezinen, Western soslu bir yol hikayesi anlatıyor. Preludes and Nocturnes öncesi geçen bu hikayeyi bitirdikten sonra tüm Sandman serisini farklı bir gözle yeniden okuyacaksınız.

Image Comics aldı yürüdü

1990’larda, ilk kurulduğu zaman, Image, DC ve Marvel’a rakip olmaya çalışan, çizerler tarafından yönetilen ve onların yazıp çizdikleri serileri yayımlayan bir yayıneviydi. Bu nedenle çoğu serinin pek iyi yazıldığı söylenemezdi. Son yıllarda ise Image, piyasadaki en iyi yazar ve çizerlerin tüm haklarına sahip oldukları genellikle süper kahraman dışı janrlarda olağanüstü pek çok seriye ev sahipliği yaptı. Elbette okunacak yığınla iyi kitap yayınlıyorlar: Sex Criminals, The Wicked and the Divine, Outcast, The Walking Dead, Wytches, Ody-C, Saga ve daha niceleri. Ama burada sadece iki tanesine değineceğim.

4) Phonogram: Immaterial Girl (Kieron Gillen / Jamie McKelvie)

Phonogram 2006 ve 2009 yıllarında yayımlanmış iki serisinin ardından nihayet üçüncü serisiyle dönüş yaptı. Müziğin sihir olduğu ve Phonomancer adlı büyücülerin ölümden dönen Britpop Tanrıçalarına karşı savaşması gibi fantastik hikayeleri anlatan bu çizgi roman, müzik zevkiyle övünen, dinlediği müzik benliğinin büyük bir kısmını oluşturanlar için.

Phonogram Fade Out

5) Fade Out (Ed Brubaker / Sean Phillips)

Brubaker ve Phillips anaakım çizgi romanın verimli ikililerinden. Criminal ve Fatale gibi serileriyle polisiye, kara edebiyat ve korku sularında yüzüyorlar. Karakterleri, olay kurugusu ve atmosferiyle sıkı öyküler anlatıyorlar. İkilinin son işi Fade Out, 1940’lar Hollywood’unda geçen bir “film noir”. Genç bir aktrisin şüphe uyandıran intiharı, başarısız ve alkolik bir yazarın dedektifliğe soyunması, komünist cadı avının kurbanları, Amerikan film endüstrisinin yaldızlı yüzeyinin altında yatan karanlık dünya. .. 12 sayı sürecek olan serinin son sayısı yakında çıkacak.

Mülteciler ve Çizgi Gazetecilik

Çizgi gazetecilik aslen yeni bir kavram değil, fakat Joe Sacco’nun Palestine, Footnotes in Gaza gibi kitaplarından bu yana git gide popülerleşen bir çizgi seyrediyor. Web’in mimarisi de bu türde çalışmalara oldukça uygun olduğundan son yıllarda çok sayıda nitelikli çizgi gazetecilik örneğini internet üzerinden okuduk. Günümüzün en önemli sosyal ve politik konularından olan iltica, Avustralyalı çizerler Sam Wallman, Safdar Ahmed ve Matt Hyunh’un internet üzerinden yayımlanan çizgi romanları aracılığıyla yenilikçi biçimlerde işlendi.

6) Villawood: Notes From an Immigration Detention Centre (Safdar Ahmed)

Villawood

2015 başlarında yayımlanan Villawood, Safdar Ahmed’in Sydney’deki mülteci kampı Villawood’daki mültecilerle yaptığı röportajlara ve kendi deneyimlerine dayanıyor. 2010 yılında bir grup arkadaşıyla Refugee Art Project (Mülteci Sanat Projesi) adlı bir girişimi başlatan Ahmed, Villawood’daki mültecilerle her hafta sanat atölyeleri düzenliyor ve mültecilerin bu atölyelerde ürettikleri resim, illüstrasyon, çizgi roman ve diğer metinleri fanzin formatında yayımlayarak seslerini duyurmaya çalışıyor. Her ne kadar Villawood, Avustralya’daki göç yasalarının insanlara yaptığı kötülükleri anlatsa da, bu evrensel bir hikaye ve hemen hemen tüm batılı ülkeler aynı insanlık suçlarını işliyorlar. Ahmed’in bu çalışması Avustralya’nın prestijli gazetecilik ödülü Walkley’i kazanan ilk çizgi roman oldu. Buradan okuyabilirsiniz: https://medium.com/shipping-news/villawood-9698183e114c#.uqe9oz6er

7) The Boat (Matt Huynh)

The Boat

New York’ta ikamet eden Avustralyalı çizer Matt Huynh, antik çizim tekniği Sumi-e’yi kullanarak (bambu bir kaligrafi fırçası, ve sumi mürekkebi ile) kağıt üzerine çizdiği bu çizgi romanı, Avustralya’nın çok kültürlü kanalı SBS’in sitesinde interaktif bir çizgi roman olarak yayımladı. The Boat, Vietnam asıllı yazar Nam Le’nin bir kısa hikayesinden uyarlanmış ve Vietnamlıların Avustralya’ya iltica ediş sürecini konu ediyor. Basit animasyonlarla hareketlendirilmiş bu çizgi romanda, okuyucular öykünün bazı noktalarında – eğer isterlerse – konuyla ilgili fotoğraflara ve tarihi belgelere ulaşabiliyorlar. Kendi anne ve babası da Vietnamlı mülteciler olan Huynh için bu hikayenin kişisel bir önemi var ve bu çizgi romanın iltica konusu hakkında bilgi edinmek isteyenler için iyi bir giriş noktası olduğunu düşünüyor. The Boat ve Huynh’un diğer çizgi romanlarına şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.matthuynh.com/comics/

8) Brick by Brick: Is This Really Europe? (Sam Wallman)

Brick by Brick

Avustralya’nın en iyi politik çizgi romancılarından ve çizgi gazetecilerinden biri olan Sam Wallman, geçen sene, mülteci kamplarında güvenlik görevlisi olarak çalışmış bir kişiyle yapılmış bir röportajı, At Work in Our Detention Centres adıyla çizgi romanlaştırmıştı. Bu sene de sendikalar, işçi hakları, iklim değişikliği gibi konularda çeşitli çizgi romanlar ürettikten sonra, sene sonunda yine mültecilerle ilgili bir çizgi romanla geri döndü. 2015 Ekim ayında Internazionale dergisi tarafından İtalya’ya davet edilen Wallman, ertesinde Doğu Avrupa’daki mülteci kamplarını ziyaret ederek, gördüklerini ve mültecilerle yaptıkları konuşmaları kaydetmeye başlamış. Wallman’ın bu işi çok önemli, çünkü normalde gazeteciler, mültecilerle doğrudan konuşamıyorlar, ya da sadece güvenlik görevlilerinin konuyla ilgili demeçlerini alabiliyorlar. Wallman ve arkadaşları ise, mültecilere gönüllü olarak yemek dağıttıkları için onlarla birebir konuşma fırsatı buluyorlar. Avrupa’daki sınır krizlerinin insanlara neler yaptığını anlamak için önemli bir çizgi roman: http://www.sbs.com.au/news/feature/brick-brick-comic-eastern-europes-border-crisis

Avustralya’dan Alternatif Çizgi Romanlar

9) Advice Comics (Çeşitli Yazarlar ve Çizerler)

Tumblr blogları çizgi romancılar ve diğer görsel sanatçılar için iyi bir mecra. Pek çok alternatif çizgi romancının işlerini Tumblr üzerinden takip etmek mümkün. Avustralyalı çizer Marc Pearson, Tumblr’daki soru sorma fonksiyonu aracılığıyla, okura tavsiyeler veren Advice Comics blogunu başlatmış. Bir nevi çizgi Güzin Ablacılık. Tabii ki verilen çizgi tavsiyeler, her zaman sağduyulu ya da ahlakçı tavsiyeler değil. Kimi mizahi, kimi derin ve felsefi, kimi tamamen absürd… Advice Comics, sadece Tumblr’la da sınırlı kalmadı, sanat ve edebiyat dergisi Lifted Brow’un sayfalarında yer aldı ve 2015’te en iyi örneklerinden bir seçkiyi antoloji olarak yayımladı. Tavsiyeye ihtiyacınız varsa bir bakın: http://advicecomics.tumblr.com/

10) Swallows Part I (Joshua Santospirito)

Daha önce Craig San Roque’un yazdığı bir makaleden uyarladığı Long Weekend in Alice Springs grafik romanı Neil Gaiman gibi ustalardan övgü toplayan Santospirito, Avustralya çizgi romanındaki psikocoğrafi damarı güçlendiren işler yaratıyor. Ailesi 1900’lerin başında İtalya’dan Melbourne’a göç etmiş olan Santospirito, Swallows’da aile tarihinden ve göçün insanlar ile mekanları nasıl değiştirdiğinden bahsediyor. Panel sınırlarına bağlı kalmadan, bilinç akışına yakın bir teknikle su gibi akan bir anlatı yaratıyor. San Kessto yayınlarından edinilebilir: http://www.sankessto.com/

11) Art is a Lie (Carol Wood / Susan Butcher)

Avustralyalı grafik romancı Bruce Mutard, geçtiğimiz sene Fabliaux adlı bir yayınevi kurdu ve ilk olarak bu çizgi romanı bastı. Wood ve Butcher’ın Amerikan Artillery dergisinde yayımladığı, sanat tarihi hakkındaki bu çizgi romanlar bir hayli zekice kotarılmış. Roy Lichtenstein hakkındaki çizgi roman onu ucuz bir süper kahraman gibi resmediyor, Jan Van Eyck ve Hubert Van Eyck bir Spy vs Spy çizgi romanı olarak anlatılmış, Norman Lindsay, Kızılmaske olmuş vb.

Türk Çizgi Romanında Güzel bir Yıl

Gurbette olmanın kötü yanlarından biri, memlekette çıkan çizgi romanların çoğunu geç okuyabilmek, ya da süreli yayınlar söz konusuysa bazen hiç okuyamamak. Bu sene, yok olmaya yüz tutmuş olan aylık mizahi çizgi roman dergisi formatına bir dönüş oldu. L-Manyak, Manyak adıyla faça değişikliğine gitti, Ot dergisi, Ot-lak ile çizgi roman yayımına girişti, Uykusuz ise Hortlak ile eski L-Manyak / Lombak günlerine dönüş yapacak gibi. Ayrıca nitelikli pek çok albüm ve grafik romanın çıktığını görüyoruz – Seyfettin Efendi tüm hızıyla devam ediyor. Şehzade Yangını ile yeni ve güzel bir çizgi roman albümü serisine kavuştuk. Levent Cantek ve Berat Pekmezci Ankara Üçlemesi’ni tamamladılar. Ve tabii ki İlban Ertem, memleket tarihinin en kallavi ve güzel grafik romanına imza attı: Puslu Kıtalar Atlası.

12) Puslu Kıtalar Atlası (İlban Ertem)

İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası ile memleketin en nevi şahsına münhasır postmodern eserlerinden birine imza atmıştı. Yıllardır İlban Ertem’in bu zor romanı grafik roman olarak uyarladığını duyuyorduk. Nihayet bu sene bekleyişimiz bitti ve hayal ettiğimizin çok ötesinde bir işle karşılaştık. Hemen her sayfası bir sanat eseri olan, detayları ve titiz işçiliğiyle, ayrıca İlban Ertem’in yazdığı akıcı diyaloglarla romana yeni bir hayat kazandıran bir başyapıt bu. Kütüphanenizde bulunması şart.

13) Uzak Şehir (Levent Cantek / Berat Pekmezci)

Dumankara ile başlayıp, Emanet Şehir ile devam eden Ankara Üçlemesi Uzak Şehir’le noktalandı. Başkent Ankara’nın merkezinden uzaklaşıp kenarlarında gezinen, resmi tarihe ve şehrin “resmiyetine” direnen üç kitap okuduk. Günümüz Ankara’sında geçen Uzak Şehir bir suç ve derin devlet öyküsü. Şehrin kenarında yaşayanların, şehrin gizli sahipleri tarafından oynanan oyunlarda rol almaları ve kazanma/ kaybetme mücadeleleri anlatılıyor. Memlekette edebi çizgi romanın (yahut grafik romanın) önemli örneklerinden biri.

Türk Çizgi Romanı

14) Şehzade Yangını (Selçuk Ören)

Memlekette tarihi çizgi romanlar, 60’lar ve 70’lerde de çok ilgi görüyordu, ama temel öğeleri hamasi bir milliyetçilik idi. Son senelerde çıkan tarihi çizgi romanlar ise, daha Batılı fantastik akımlardan etkilenen, farklı tarzda öyküler anlatma gayretindeler. Ören’in Şehzade Yangını, Puslu Kıtalar Atlası ve Seyfettin Efendi’yle uzaktan akraba. 18. Yüzyılda geçen bir kabadayılar zombilere karşı hikayesi. İlk albümün tadı damağımızda kaldı, ikinci kitabı merakla bekkliyoruz.

15) Seyfettin Efendi: Tesla Silahı (Devrim Kunter)

Devrim Kunter, Seyfettin Efendi ile iyi bir formül yakaladı. Yerli ve yabancı fantastik edebiyattan, dedektif romanlarından, steampunk’tan ve 1920’ler Türkiye’sinin Cumhuriyetçi pozitivizminden etkilenen Seyfettin Efendi, iyi bir yerli paranormal dedektif karakteri. Üretkenliğiyle de hayranlığımızı kazanan Devrim Kunter, Tesla Silahıyla, Seyfettin Efendi Külliyatına yeni ve başarılı bir kitap ekliyor. Tesla’nın “geek” dünyasında sevilen bir figür olması, kitabın çekiciliğini arttırıyor.

16) Çizgili Tişört (Ersin Karabulut)

Henüz albüm olarak yayımlanmamış olsa da, Ersin Karabulut’un Çizgili Tişört’ünü listeye eklemek istedim. Karabulut, Sandık İçi’ne (ki onu da çok seviyoruz) ara verip uzun çizgi romanlar yayımladığında mutlu oluyoruz – Sevgili Günlük ve Amatör’den bahsediyorum. Uykusuz’da tefrika ettiği Çizgili Tişört, en olgun işlerinden biri. Amatör’de, mizah dergileri ve çizerleri hakkındaki, çoğunlukla çizerlerin kendileri tarafından yaratılan mitleri tersyüz eden bir tavır vardı. Çizgili Tişört’te ise, Sandık İçi’nde yarattığı Ersin karakterini yapıbozuma uğratmış Karabulut (bir entelektüel klişesi oldu bu cümle, farkındayım, ama durum bu). İlişkiler, şöhret, sanat dünyası, mizah dergilerinin işleyişi üzerine nispeten kısa, fakat derinlikli bir çizgi roman.

Yazar hakkında: Can Yalçınkaya

Müzmin öğrenci, Punk Akademik. Avustralya'da yaşıyor ve Türk sineması ve popüler müziğinde melankoli üzerine çalışıyor. Çizgi romanlar, filmler, kitaplar, fanzinler ve saireyle haşır neşir olmayı, yazmayı ve çizmeyi seviyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir