Banu Bozdemir

Ailenin en küçüğü olarak dünyaya gelmesi onu dış dünyaya daha yakın bir hale soktu. Köpeği Lassi’yle gazete almaya giden mahallenin ‘küçük gazeteci kızı’ imajını kazanması ilkokul ikiye rastlar… Memur bir babanın kızı olarak gezgin başlayan hayatı çarşı pazarlarda, gece yarısına kadar oyun oynayarak sokaklarda geçen bu kıvırcık, çizgi film gözlü kız (arkadaşlarının ona taktığı bir isimdir, bir diğer mahlası da doğallına bıraktığı saçlarıyla ilgili olarak Bayır Gülü’dür :) ) küçükken okumayı, yazmayı, bulmaca çözmeyi, rol kesmeyi, çok sevdi ama  filmlere olan sevgi ve ilgisini hep içinde tutmayı bildi. Kasabalı bir çocukluk oldu onunki, üniversiteye kadar büyükşehir nedir bilmedi, (İzmir ve İstanbul’a geldi elbette, hatta İstanbul’un tüm tarihi eserlerini tavaf etti) ) sonra Kusturica filmlerini gördü ve çocukluğunun bir Kusturica filmi olduğuna  karar verdi! (Kaçan hindilerle kuzuların, mahallecek giriştikleri salça yapmanın, turşu kurmanın, bulgur kaynatmanın ne kadar da sinemasal kurgu taşıdığına heyecanla tanık oldu!) Çocukluk kahramanları Deli Safi ve Esmer Amca’ydı… İkisi de kafadan tırlaktı…

Yazı yazmayı çok sevdiği için komposizyon ve şiir birinciliklerini kimseye kaptırmadı ilkokulda ve ortaokulda… Resme de yatkındı. Ama en çok koşmayı, tek başına basketbol oynamayı, bisiklete binmeyi, evlerinin önünden akıp giden kanalda balık yavrusu zannederek kurbağa larvaları yakalamayı sevdi…

Türk filmlerinde ağladı, annesinin dinlediği ‘Arkası Yarın’lara eşlik etti, ablalarının okuduğu Beyaz dizi serilerine asla bulaşmadı, abisiyle ‘küçüğümsün, büyüğümsün’ oyunu oynadı, masanın altında kendine ev yaptı, babasının arabasını her gün bir muavin edasıyla temizledi!…

Üniversite okumak için İstanbul’a geldi, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandığını tatilde öğrendi. Üniversite hayatı boyunca hep çalıştı, çalışmak zorunda kaldı ama hayatı da orada öğrendiğini hep itiraf etti… Muhalif bir öğrenci oldu, işini gücünü bırakıp eylemlere katıldı, slogan attı, polislerden kaçtı, filmler izledi, amatör tiyatro yaptı… Tiyatroyu o kadar çok sevdi ki İskenderiye Kütüphanesi’nde tiyatronun teorik yönünü tavaf etti adeta, oyunlar yazdı, sahneledi… Ankara Birlik Tiyatrosu’nda başlayan tiyatro serüveni  Bakırköy Oyuncuları’nda devam etti… Sinema yazarlığına  Klaket sinema dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat Dergisi ve Milliyet Sanat sayfalarında sinema başta olmak üzere diğer bütün sanat dallarında muhabirlik yaptı. Her haberin peşinde koştu, hayatın sokaklarda olduğuna inandı ve tabii haberlerin de…:)

Sinemaya ve sinema yazarlığına o kadar fazla gönül verdi ki, sabahları film gösterimlerine gidebilmek için 9-6 işleri reddetti, böylece 9-6 çalışma mantığına da doğal olarak karşı çıkmış oldu. Bu karar hayatını olumlu etkiledi, kendini çoklu işlerin peşinde buldu… Rejans Rus Lokantası’na ‘Bir Beyoğlu Klasiği:Rejans Kitabı’ ve ‘Rejans Yemekleri kitapları yaptı arkadaşlarıyla… Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Vatan gibi gazetelerde kısa soluklu, Sky Türk Tv’de sinema, sanat ve sevgilim İstanbul programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmen olarak çalıştı. Kurgu yapmayı çok sevdi, kesip biçmeyi… TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Işık Yenersu, Pelin Batu ve Ruhi Sarı başrol oyuncuları oldu.

Antrakt Haftalık Sinema gazetesine  Sindrella köşesi yaptı yıllarca, sonra aynı gazetede editör olarak çalıştı, Film + dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Yeşilçam filmlerini sevdi, arka sokaklardaki oyuncuların peşine düştü, onların hayat hikayelerini yazdı Milliyet Sanat dergisi ve Antrakt Gazetesine…

Şimdilerde Gazeteport.com’da sinema editörlüğü yapıyor, cinedergi.com’un da yazı işleri müdürü… Yayınlanmış 15 adet çocuk kitabı var. On tanesi Çevremi Seviyorum serisi…. Uzaylı Çocuk, Mışıl Suyu, Nasreddin Hoca derlemesi, Benim Trafik Kitabım ve Küçük Sinemacılar… Hayatının çocuk kitabını yönünü keşfettiği için çok mutlu… Hayatının görsel algısının ve çocukluğunun onu kitaplara taşıdığını düşünüyor. Çocuk kitabı yazmayı çok seviyor, dört tane kitabı da yayınevinde basılmayı bekliyor…

Hayatı hem çok ciddiye alıyor, hem de bu ciddiyeti çoğu zaman bozuyor… Yazmayı, yürümeyi, parkları, proje üretmeyi, film izlemeyi, içmeyi, muhabbet etmeyi, yalnızlığı, doğayı çok seviyor…

Loading...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir