Ekip


baksj0Murat Tolga Şen

73′de doğdu. Çocukluğu Eniştesinin Sinemasında, Fuaye’de 4 tekerlekli bisiklete binerek ve Film parçalarını toplayıp oyuncak merceğinde saatlerce seyrederek geçti. Tosun Paşa’yı 35 kez, Turist Ömer Uzayda’yı 23 kez seyretti. Onun çocukluk ve ergenliğinde Sinema Salonlarında oynayan, muhteşem afişli ama uyduruk filmlere aşık oldu. O zamanlar sinemaya gitmek bambaşka birşeydi. Çocukların Babalarını “Burger King’den hamburger yeme bahanesine “beni sinemaya götür” dedikleri yerler değildi. Hepsi birer mabetti…

zaten o devrin çocukları sinemaya mahalle arkadaşlarıyla giderdi. Ergenliğinde Erotik Türk filmleri gösteren Sinemalara’da sırf “akademik bir yaklaşımla” pek çok kez gitti. Sadece film izlemedi, film izleyenleri, salonları, Şimdiki gibi plastik olmayan, yaşayan bu eğlenceyi özümsedi. Yıllar geçti koca adam oldu. Eşi,dostu, Fener’in maçı varken, “Tarkan Vikinglere Karşı”yı seyreden bu adama acıdı, kendi haline bıraktı… doldu, doldu, doldu… Bu Blog’da taştı.

Blog çok vaktini almasına rağmen gerçek bir seyahat ve Fotoğraf aşığı… Kardeşinin Hollanda’da bir fotoğraf stüdyosu var ve memleketten bunaldığında ilk kaçtığı yer orası. Para bulaşınca keyfi kaçacağı için fotoğrafı  amatörce sürdürmekte kararlı. 3 yıldır sevabına Türkiye Yelken federasyonun ‘centerboard’ yarışlarını fotoğraflıyor… Aynı zamanda sıkı bir yelken yarışcısı ve Türkiye dereceleri var. Naviga gibi sektör dergilerinde fotoğraflarını sıklıkla görmek olası. Şu aralar Masis’e ucuz SLR tavsiyeleri veriyor.

Murat Tolga Şen yazılarını okumak  için tıklayın

Masis ÜşenmezMasis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. Biriktirdiği haftalıklarıyla Star Wars oyuncakları alıp kendi serüvenlerini yazmaya başladığı yıllarda ailesi tarafından Rus edebiyatına yönlendirilmeye çalışsa da orada da Stanislaw Lem, Asimov gibi yazarlarla takılarak bu türden kopamayacağını anlamış, lise yıllarında Arthur C. Clarke, Stephen King gibi yazarları hatmederek kafayı çizmiştir. Aslen kitapları daha çok sevse de sinemanın görselliğine ilerki yaşlarında karşı koyamaz ve doksanlarda kendisini hepten bilim kurgu filmlerine kaptırır.

Bu yıllardaki bir başka uğraşı da Heavy Metal müziği olur. Üniversitedeki dostlarının da yardımıyla türün her telinden dinler, özellikle çizgi roman okurken arka fona Metal albümleri koyarak zevkten dört köşe olur. Üniversite yıllarında Yüzüklerin Efendisi’nin Türkçe’ye çevrilmesi ile Yıldız İktisadı derslerde Tolkien okuyarak bitirir. Bu durum Fantazi edebiyatını, fantazi müziğinden ayıramayan hocaların onu sınıftan atması ve notlarını düşürmesine neden olur. FRP masaüstü oyunları ile tanışması üniversitenin son sınıflarına rastlar ancak bu dünyanın içine fazlasıyla giremez. Birkaç Alternity, Magic The Gathering ve D&D deneyimi dışında dişe dokunur bir uğraşı olmamıştır. Kendine hala oynayabilecek grup aramaktadır…

Üniversiteyi bitirip işe başlamasıyla birlikte okumaya daha az seyretmeye daha çok zaman bulur. Seyrettiği filmleri arkadaşları arasında tanıtarak Bilim Kurgu’nun, Anime’nin ve Fantazi’nin Türkiye’de gelişmesi için kendisince katkıda bulunmaya çalışır. Blog sitelerinin gelişmesi ile birlikte Öteki Sinema sitesinin yazar kadrosuna girerek sevdiği filmleri daha çok insana ulaştırmaya çalışır. Burada kazandığı çevre ile de Gölge e-dergide kendine yer bulur.

Ayrıca “ilk Türkçe Fantazi kitabını yazacağım ulan” diye gaza gelip bir türlü bitiremediği 4-5 yıllık bir projesi vardır. Ancak kendinden önce başkalarının bu türde güzel örnekler vermiş olması şevkini kırar, sanırız kitabı bitiremeden bu dünyadan göçüp gidecektir.

Masis Üşenmez yazılarını okumak için tıklayın

Murat KızılcaMurat KIZILCA

1971 yılı İstanbul, Beylerbeyi doğumludur. 1979 yılında Balıkesir’e uzaktan bir akrabalarını ziyarete gider. Evde oturmaktan sıkıldığı için o zamanlar sinema işleten akrabaları “sinemaya gider misin?” diye sorar. Daha önce hiç sinemaya gitmemiş biri olarak olaya balıklama atlar. Balıkesir’de meydandaki saat kulesinin hemen karşısındaki sinemadır. (Yakın zamanda gidenler o sinemanın kapanmış olduğunu ve yerine bilardo salonu açılmış olduğunu göreceklerdir.) İnanmayacaksınız ama sinemada The Devil Within Her (1975, yönetmen Peter Sasdy) isimli film oynuyordur. 8 yaşında bu filmi sinemada izler ve çok korkar. Korku filmlerine düşkünlüğü o gün başlar. İzlediği şey o güne kadar izlediği hiçbir şeye benzemiyordur. Ki o yaşa kadar ne izlemiş olabilir zaten.

1980 sonrası başlayan videokaset furyası sayesinde dönemin İtalyan ve Amerikan ağırlıklı olmak üzere bütün korku filmlerini izlemeye gayret eder. Bu filmleri izlerken çok eğlenir. Özellikle Beylerbeyi’nde bulunan Fanatik Video isimli videokaset kiralayan dükkân okul dışındaki neredeyse bütün vaktini geçirdiği mekândır. Heavy metal ile tanışması da bu yıllara denk düşer. Korku filmleri ve heavy metal bir daha hayatından hiç çıkmaz.

1989 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümüne girer. Okulda çok eğlenir. Fotoğraf ve edebiyat tutkusu o yıllarda başlar. 1995 yılında sadece 29 sayı çıkabilen Parazit mizah dergisinde yazarlık yapar. Dergide çok eğlenir.

Okul sonrası Türkiye’nin çeşitli illerindeki şantiyelerde çalışır. Şantiyelerde çok eğlenmez. En nihayetinde 2003 yılında İstanbul’a geri döner. 2008 yılında Masis sayesinde tanışıp sevdiği Öteki Sinema için izlediği filmleri yazmaya başlar.

Murat Kızılca’nın, ‘Kzılca Kıyamet’ adında  kendine ait bir de kişisel blogu var:  http://mkizilca.blogspot.com

Murat Kızılca yazılarını okumak  için tıklayın

can_evrenolCan Evrenol

1982 İstanbul doğumlu, Küçüklüğünden beri hayatta en sevdiği şey sinemadır. Üniversitede Uluslararası Finans’la boğuşurken, baktı bu iş böyle olmayacak bari çok severek rahatça mezun olacağım bir bölüm okuyayım der ve film okumaya karar verir.  O sırada İngiltere’de Kent Üniv. İşletme’ye başvurmustur, Tenenbaum Ailesi hakkında bir deneme yazar ve kabul edilir. Dersler başlayınca farkeder ki; aslında film degil ‘Film Studies’ bölümündedir ve Film Studies pratik değil, tam tersi teorik bir bölümdür! Ama sorun etmez. Zaten Bilgi’de Finans okurken de seçmeli ders olarak Selim Eyüboğlu’nun bilim kurgu ve fantastik sinema üzerine olan dersini alıyordur.

Jason Voorhees ve 13. Cuma filmlerinin popüler kültürdeki yeri ile ilgili bir tez yazarak mezun olduktan sonra, pratik film dersleri almaya karar verir ve  Los Angeles’taki NYFA 8 haftalık film okuluna yazılır. Orada kendisini sınamak icin ilk 4 hafta sonunda ödev olarak çektigi Vidalar isimli Sulhi Dölek uyarlamasi kısa filmi ile bir anda kısa filmci olur. Daha sonra sadece kendi imkanları ile Sandık isimli bir kısa film daha çeker. Şimdi ise Londra’da Film ve Video üzerine Master yapıyor. İlk filmleri epey deneysel çalışmalardı. Hatta fantastik sinema örnekleri diyebiliriz. Şu ana kadar Türk sinemasında pek denenmemiş atmosferler yaratmaya çalışıyor. Filmleri çekim ve montaj aşamasında kendiliğinden şekilleniyor.

Vermek istediği belli bir mesaj veya ana fikir yok. Boyle, kaygılardan uzak, derin felsefeler içeren ama içerdigi şeyleri açıklamayan yorumu izleyiciye bırakan filmlerden hoşlanıyor ve kendi filmlerini de öyle yapıyor…

Etkilendiği ve takip ettiği sanatçılar , Franz Kafka, Ömer Seyfettin, David Cronenberg, David Lynch, John Carpenter, Chris Cunningham, Harmony Korine; müzisyen olarak ise Tchaikovsky, Aphex Twin ve Rephlex Records’un kadrosundaki diğer tüm müzisyenler. Bir de Slayer‘in God Hates Us All albümünden feci şekilde hoşlanıyor…

Can Evrenol’un çektiği sarsıcı kısa filmleri kendi web sitesinde izleyebilirsiniz: http://canevrenol.com

Can Evrenol yazılarını okumak için tıklayın

Tolga DemirtaşTolga Demirtaş

Tolga Demirtaş: 1979 İstanbul doğumlu.  Sinemaya, özellikle Korku filmlerine olan ilgisi 5-6 yaşlarında başlar dönemin furyası Video kasetçilerden çıkmaz… Evil Dead, Hellraiser, Dawn of the Dead, Friday the 13th ve Cannibal Ferox ve 80′lere ait bilumum korku filmi ile 12 yaşına gelmeden tanışmıştır bile. Lise ve Üniversite dönemleri çok fazla sinema ile ilgilenemese de yazma açısından kendini geliştirdiği bir dönem olmuştur. Dönemin furyası çeşitli fotokopi fanzinlere yazılar yazar. Mert K. (xkyoya) ile 2000′den sonra tekrar karşılaşması sinema ve özellikle korku filmleri çeşitliliği açısından kendisine çağ atlatmış,  bu birikim ve paylaşma isteği onu çiçeği burnunda bir ‘Öteki Sinema’ yazarı yapmıştır. Her ne kadar korku filmlerini çok sevse de bir korku romanı okuru asla olamamışdır.

Tolga Demirtaş’ın ‘İyi Kötü Film’ adında bir sinema blogu’da var: http://iyikotufilm.com

Tolga Demirtaş yazılarını okumak için tıklayın

ezgiEzgi Aksoy

1981 yılında İstanbul’da doğdu. Sinemayla tanışması ise 5 – 6 yaşlarına denk gelir. 80’li yılların video çılgınlığına kapılan ailesi ve özellikle tam bir korku sineması fanatiği olan annesi ve teyzesi sayesinde korku sinemasıyla tanıştı. Biraz korkarak, biraz heyecanlanarak, gece 12’den sonra TRT’de yayınlanan ve videocudan kiralanan korku filmlerini, yastık siperiyle izlemekten daha büyük bir eğlencesi yoktu. Eğer Freud haklıysa, 80’li yılların tuhaf korku filmleri hala bilinçaltını etkilemeye devam etmektedir. Zaten izlediği tüm “sanat filmleri”ne, dehşetengiz dramalara rağmen, 5 yaşından beri en sevdiği sinema türü korku ve gerilim sinemasıdır.

Sinema, kalbinin bir köşesinde yerini muhafaza eden ilk göz ağrısı, ilk tutkusu, ilk aşkıdır. Sinemanın büyüsünü gerçek anlamda keşfettiği ilk film ise 1993 yapımı Arizona Dream’dir. Arizona Dream, tüm zamanların en sevdiği filmi, çocukluğunun en değerli parçası ve kutsal bir sanat eseridir. 12 yaşındayken izlediği bu filmden sonra sinema tutkusu bir daha asla iflah olmamıştır.

Lise yıllarında arkadaşlarıyla çıkarmaya başladığı fanzinlerde editörlük ve yazarlık yaptığı dönemlerde sinema yazılarına ağırlık veriyordu. Avrupa Sinemasıyla tanışması bu yıllara denk gelir. Özellikle aylık çıkardıkları “Gorgor” adlı fanzinde, okuyucular tarafından ilgiyle takip edilen bir soundtrack köşesi de kaleme alıyor, kenarda köşede kalmış filmlerin soundtrack’larında yer alan muazzam şarkıları okuyucuyla tanıştırıyordu.

Fanzin yazarlığı ve editörlüğüne İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenciyken de devam etti. Bu yıllarda Latin Amerika sineması ve ABD Bağımsız sinemasıyla haşır neşir oldu. Cronenberg ve Lynch rüyalarına giriyordu. Hatta Lynch’in sineması adeta onun rüyalarının ete kemiğe bürünmüş haliydi. Avrupa Sinemasına ise asla sırt çevirmedi. Haneke ve Ozon’u hep sevdi. Üniversite hayatı boyunca, müzik albümleri ve kitaplarla birlikle, özellikle de sinemaya kendisine göre küçük çaplı bir servet gömdü. Öğrencilik hayatı boyunca ev değiştirmeler sırasında yarısı heder olan arşivine pek hislenmekte, iç çekerek üzüntüyle anmaktadır.

Hala LeMan grubuna bağlı yayınlanan yeniHarman Dergisinde Latin Amerika ve İspanya’ya dair kültürel, sanatsal, sosyal ve politik araştırma dosyaları ve makaleler hazırlamakta; çizer ve yazarlarla, Latin Amerikalı büyükelçi ve konsoloslarla röportaj serileri yapmakta ve fırsat buldukça şiir, hikaye ve denemeler yazmaktadır.

Ezgi Aksoy yazılarını okumak için tıklayın

cv-fotoAnıl Seçkin

1974 doğumlu..  “Öteki Sinema”ya yazmadan önce, Sinema ve müzik adına profesyonel veya amatörce herhangi bir çalışması/katkısı olmamakla beraber her iki alana da kütüphanelerde kitap/dergi karıştıracak kadar büyük bir ilgisi var. Seksenli ve doksanlı yıllarda haklarında bolca okuduğu ama ulaşma konusunda sadece sıkıntı yaşadığı korku ve fantastik filmler ise en özel ilgi alanını oluşturuyor. (Aslında kuzeni ile çektiği faşist-devrimci bir kısa bilim-kurgu filmi, ve bilgisayarda yaptığı bir avuç şarkımsıları var. Fakat medeni cesaretsizliğini bir ilke edinip tozlu raflarda kalmalarını tercih ediyor.)

Anıl Seçkin yazılarını okumak için tıklayın

İlker Güler

1977 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan tutkusunu 5 yaşında gittiği dişçiye borçlu. Dişçide ağlamasın diye annesinin götürdüğü “E.T ” filmi geri kalan hayatını sinema tutkunu olarak yaşamasına sebep oldu. Ergenlik döneminin %90′ını 3 film birden sinemalarında geçirdiğinden yakını görmekte zorlanmakta, TRT’de oynayan dizi ve filmlere tuvalete gidip ara vermediğinden büyük acılara katlanmış sonuçta nurtopu gibi 2 tane böbrek taşı olmuştur. Bilinçaltına kazınan yüzlerce 80′ler film imgesi yüzünden yaşlanınca göreceği halüsinasyonları kara kara düşünmektedir. En sevdiği yiyecek, 3 film birden sinema sonrası eve dönüşte yol üzerinde  aldığı bol pul biberli tükürük köftesidir.

80′ler dönem sineması haricinde yine 80′ler müzikleri ile de arası iyidir. New Wave, SynthPop ve AOR  favori müzik türlerindendir. 1999 yılında  yayınlanan “Aksi İstikamet” adlı toplama albümde bulunan “İntikam Benim” (Cüneyt Arkın,1983) parçası ile Yeşilçama olan ilgisini müzik ile birleştirmiştir.

İlker Güler yazılarını okumak için tıklayın