Korku Filmleri Hakkında 20 Tüyler Ürpertici Bilgi

Öteki Sinema yazarı Semra Doll, yine ilginç bir listeyle okurların karşısına çıkıyor: Korku Filmleri Hakkında 20 Tüyler Ürpertici Bilgi.

1- Öncelikle korku filmi izlemek kalori yakmamıza neden oluyor. Adrenalin seviyesinin yükselmesi kan akışını hızlandırıyor, bu da metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlıyor. Böylece kilo veriyoruz. En çok kilo verdiren film ise 184 kaloriyle “The Shining”. İzledikçe eriyoruz yani.

2- Max Schreck yani Kont Orlok, “Nosferatu” (1922) filminde sadece bir kez göz kırpıyor. O da son sahnede, can verirken. Yaşamayan biri için gayet mantıklı.

3- Bir tuvaletin ve sifon çekmenin gösterildiği ilk film Alfred Hitchcock’un “Psycho”su. (1960) Bu durum, meşhur duş sahnesinden bile meşhur aslında. Banyo perdesinden bıçak sallamak da bir şey mi, siz bir de tuvalet pompasının oyunculuğunu görün!

4- “King Kong”un (1933) yıldızı Fay Wray kendisine rolü için ilk kez teklif götürülüp de “iri, esmer ve karizmatik” biriyle aynı filmi paylaşacaksın dediklerinde o kişiyi Cary Grant sanmış. Yapımcıların bilgi verirken “oldukça kıllı” kısmını atlamaları kötü olmuş.

5- Gelmiş geçmiş en korkunç filmlerden biri olan “The Exorcist”in (1973) yönetmeni William Friedkin’i korkutan bir film varmış: The Babadook! Dook dook dook, biz de Şeytan’ı izlerken böyle korkuyorduk!

6- “The Craft” (1996) filmi çekilirken gerçek bir cadıdan, Pat Devin’dan yardım alınmış. Pat Devin, Amerika’nın en eski ve büyük Wicca meclisi “Covenant of the Goddess”ın bir üyesi. Film, inandırıcılığını Fairuza Balk’tan sonra ona borçlu demek ki.

7- Michael Myers maskesinin Kaptan Kirk’ten, Scream maskesi Ghostface’in de Edvard Munch’dan esinlenildiğini çoğumuz bilir. Peki, Creature from the Black Lagoon’un Oscar heykelciğinden esinlenildiğini biliyor muydunuz? Fikir Jack Arnold’ın aklıma gelmiş, modellemeyi ise Julie Adams yapmış. Bana sorarsanız Prometheus daha çok benziyor.

8- Katil oyuncak bebek Chucky fikri gerçek bir olaya dayanıyormuş. Evet, yaşanmış bir olaya! 1909’da Robert Eugene Otto, ailesinin bir voodoo bebeği aldığını ve bu bebeğin odadan odaya hareket ettiğini hatta kendi kendine konuştuğunu söylemiş. Robert The Doll isimli bu bebek, aile evi terk ettikten sonra eve taşınan yeni aileye de musallat olmuş. Şimdilerde Florida’da bir müzede sergileniyor.

9- “The Shining”in (1980) çocuk yıldızı Danny Lloyd oynadığı filmin bir korku filmi olduğundan habersizmiş. Bu, o sıralarda 5 yaşında olan bir çocuğun masumiyetini korumak isteyen Stanley Kubrick’in aldığı bir kararmış. Oyuncu filmin tamamını ancak 17 yaşında izleyebilmiş. Bu da biraz haksızlık sanki.

10- “The Evil Dead”deki (1981) iblis sesleri aslında çatır çutur fıstık ve tavuk kanadı yiyen insanların çıkardığı seslermiş. Eli Roth da filmlerinde fırlayan gözler için genellikle üzüm ezme sesi kullanıyormuş. (Bu konuda “Berberian Sound Studio” (2012) mutlaka izlenmeli.)

11- “Saw”un (2004) ikonik kuklası aslında bir el boyaması. Hem de yönetmen James Wan tarafından boyanmış. On parmağında on marifet dedikleri bu olsa gerek. (James Wan kuklasını o kadar önemsiyormuş ki uçakla gidilmesi gereken yerler için ona da business class’tan koltuk alıyormuş!)

12- “The Blair Witch Project” (1999) filminin oyuncuları kendilerini rollerine kaptırmak ve gerçek hayattan çıkmak için aralarında fazla konuşmazlarmış. Ama bir yorum yapmaları ya da bir şey belirtmeleri gerektiğinde “taco” parolasını kullanıyorlarmış. BDSM safety word out, Blair Cadısı password in!

13- Psikopat “Wolf Creek” (2005) filminin geçtiği yer gerçek ve asıl adı Wolfe Creek. Avustralya’nın batısında yolculuk yaparken benzininizin dolu olduğundan ve arabanızda biber gazı bulundurduğunuzdan emin olun.

14- Oyuncu James McAvoy, “Split”in (2016) çekimleri sırasında, kapıyı yumruklarken elini kırmış. Biz buna gerçek hayat diyoruz canım.

15- Grand Guignol; 1897’de Paris’te kurulan ve tarihin en korkunç ve en kanlı oyunlarını sergileyen dehşet tiyatrosu demek. Kanın gövdeyi götürdüğü, suç, cinnet ve sadizm konularının işlendiği modern korku sinemasının atası bu tiyatrolar.

16- “Poltergeist” (1982) filminin final sahnesinde yağmurla birlikte topraktan fırlayan bütün iskeletler gerçekmiş. Bunun sebebi o dönemde gerçek iskeletlerin sahtelerinden daha ucuz olmasıymış. Ne diyelim, insanın hayatı da ölüsü de ucuz valla.

17- “The Amityville Horror” (2005) film setinde birtakım tuhaflıklar yaşanmış. Mesela bütün oyuncular, sebepsiz yere, gece 3’te aniden uyanıyorlarmış. Bu saat, cinayetlerin işlendiği saatle aynı. Ayrıca sete yakın bir yerde de bir ceset bulunmuş.

18- “Night of the Living Dead” (1968) filmindeki tüm zombiler et yerine köfte, kan yerine de çikolata yemişler. Filmin makyajcısı; özel bir şey yapmaya gerek olmadığını, bu ikisini beraber yiyen herkesin betinin benzinin solacağını söylemiş.

19- “The Last House on the Left”in (1972) yıldızı Krug Stillo, Freddy Krueger’ın da isim babası. Ayrıca aktör David Hess rolünü o kadar iyi oynamış ki annesiyle gittiği galada yuhalanmış ve annesi filmi ilk defa izledikten sonra oğluyla uzun süre konuşmamış. O filme de anneyle gitmek biraz şey yani.

20- Film tarihçileri savaş sonrası çekilen ve dişlerini göstererek kan emen vampirin Christopher Lee’nin canlandırdığı, Hammer’ın Dracula’sı olduğunu söyleseler de “Drakula İstanbul’da” (1953) ondan daha önce çekilmiştir. Dolayısıyla bu konuda kimse bize diş geçiremez.

Öteki Sinema için yazan: Semra Doll

Yazar hakkında: Semra Uygun

Fantastik sinema ve korku sineması için yeni ve acayip şeyler yaptı. “Korkteyl” programını yazdı ve sundu. “Midnite Movies” grubunu kurdu, korkuyu ötekilerle paylaştı. Semra deli gibi film izliyor, Tür, yıl, oyuncu, yönetmen ayırmaksızın izliyor; abur cuburlarını, dostlarını yanından eksik etmeksizin izliyor. Ama Semra hala doğru filmi bulamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir