The Shining / Cinnet (1980)
Yazan: Masis Üşenmez 27 Nisan 2008
Kategori: Korku Filmleri, Sinema Nostaljisi
Masis Üşenmez
Stephen King’in bestsellerlarından biri olan The Shining‘i okuduğumda henüz ortaokula yeni başlamıştım sanırım(evet bizim zamanımızda ortaokul diye bir kurum vardı). Oldukça yanlış bir yerde okumuştum romanı. Ailemle Uludağ’a tatile gitmiştik bir kış vakti. Akşamları bizimkiler okey oynarken ben de odama çekilip kitaba dalıyordum. Yalnız okudukça gerilim artıyordu. Kitapta geçen karlar altındaki otelin bir benzeriydi içinde oturduğum oda. Hatta odanın numarası da kitaptaki ünlü 237. odanın yanıydı, 235. üçüncü günde bitirmiştim kitabı. Her yerde hayaletler görmeye başlayarak…
Aradan yıllar geçmiş ben de kitap okumaktan çok film seyreder olmuştum. Daha ne divx bilirdik ne de dvd. Stanley Kubrick‘in Otomatik Portakalı gösterime girmişti çekilmesinden yıllar sonra. Filmi o kadar beğendim ki yönetmenin tüm filmlerini izlemek için araştırmalara başladım. Ve o zaman The Shining’i buldum. Böyle bir filmden o zamana kadar nasıl haberim olmamıştı bilmiyorum. Devamını oku
Jjakpae – City of Violence (2006)
Yazan: Konuk Yazar 21 Nisan 2008
Kategori: Asya Sineması, Dövüş Filmleri
%100 aksiyon! %100 dövüş!
Organize suçlar detektifi Tae-su (Jung Doo-Hong), lise arkadaşı Wang-jae’nin (Kil-Kang Ahn) cenaze töreni için doğduğu kasabaya geri döner. Tören esnasında yine çocukluk arkadaşları Pil-ho (Lee Beom-Soo) , Dong-hwan ve Seok-hwan (Ryoo Seung-Wan) ile karşılaşır. Eski dostlar geçmişi yâd ederler, hem de arkadaşlarının kuşku uyandırıcı ölümü üzerine kafa yorarlar. Bu sıradan bir ölüm müdür? Yoksa ortada bir cinayet mi vardır?

Araştırma yapmaya başlayan Tae-Su ve ona yardım eden Seok-Hwan şaşırtıcı bir sonuca ulaşır. Wang-Jae’nin esrarengiz ölümünde emri aslında çok iyi tanıdıkları biri vermiştir.
Uzakdoğu sinemasının yükselen yıldızı Ryoo Seung-Wan yönetmenliğindeki nefesleri kesen aksiyon filminde ünlü aktör Jung Doo-Hong başrolde… (VCD arkası yazısından)
Nice zamandır böyle kendimi bulacağım bir film izlememiştim. Yine her zamanki gibi girdiğim VCDcide yeni gelen filmleri karıştırıyordum ki yeni bir Asya filmi gördüm sevindim. En azından seyirliktir, izler geçerim dedim zira Hollywood filmleri artık bana zevk vermez olmuştu. Filmi izledim, ne fragmanıyla ne de ” %100 aksiyon – %100 dövüş ” gibi bir tanımlama ile alakası olmadığını gördüm, tamam filmde oldukça geniş bir yeri dövüş sahneleri tutuyor ama bu da filmin aslında bir kara film olduğunu değiştirmiyor. Devamını oku
Dante 01 (2008)
Yazan: Murat Tolga Şen 16 Nisan 2008
Kategori: Bilimkurgu filmleri
Kaç film oldu? Bilmiyorum valla, ben saymadım. Seyrettiklerimin hepsini yazıyorum. İsteyen saysın. Festivalin en merak ettiğim filmi Dante 01’i nihayet izledim. Üstelik Marc Caro ile tanışıp söyleşi bile yaptım. İnanmayacaklar için birlikte fotoğraf çektirip, üstüne iki Tersninja.com flyer’ına imzasını attırdım. Filmin yorumu yazının devamında, röportaj ise pek yakında yayında. Tersninja.com gördüğünüz üzere “Arabaya benzin de koyim mi, abi” diyecek duruma gelmiştir artık.
Dante 01 – Marc Caro – Seyir Mekanı: Beyoğlu Emek
Jean-Pierre Jeunet ile birlikte çektikleri Şarküteri ve Kayıp Çocuklar Kenti ile hatırladığımız Marc Caro çizgi roman fantastiğiyle, bilimkurguyu harmanlandığı ilginç, sofistike ve cesur denebilecek bir filmle çıktı festival seyircinin karşısına. Önceki iki filmindeki masalsı havanın yerini daha karamsar, daha karanlık ve daha mistik havaya bırakması kimilerini memnun etmedi tabi. Ama benim gibi 2001 Uzay Macerası ve Solaris hayranı bilimkurgu meraklıları bu filmi şimdiden fetiş filmleri arasına yerleştirmeye hazırlanıyor. Devamını oku
Mine Mutlu Filmleri
Yazan: Murat Tolga Şen 15 Nisan 2008
Kategori: Afiş - Lobi, X-Yeşilçam
Öteki Sinema Blogunun 2007 yılında en çok aratılan kelimesi : Mine Mutlu idi…
Giderek muhafazakarlaşan toplumumuz tarafından şu aralar tamamıyla reddedilen bir tür olan Erotik Türk Sinemasının en popüler kadınlarından biriydi Mine Mutlu… Fakat o aslında çok farklı bir filmografiye sahip değerli bir oyuncuydu.
Yeşilçam‘a ilk ayak bastığı günlerde on yıl sonra erotik filmlerde oynayıp bir dönemin insanlarnın cinsel cazibe noktası olacağını tahmin edemezdi elbette… “Kırk iki yıllık yaşantısında henüz 19’undayken çevirdiği filmlerle, sinemayla tanışır. Önceleri yardımcı kadın ve genç kız rolleriyle boy gösteren Mutlu, daha sonraları ister melodramlarda ister güldürülerde aranılan başrol oyuncusudur. O yıllar henüz genç kızların soyunmadıkları dönemdir ve Mine Mutlu, diğer meslekdaşları gibi, genç ve saf genç kızları oynamaktadır.“

Mine Mutlu güçlü bir giriş yaparak başladığı sinema hayatında en iyi oyuncuların yanında oynamış ve güçlü bir oyunculuk sunmuştur. fakat filmlerde de çok ca duyduğumuz üzere Kader ağlarını örmüştür bir kere…
“İlk filmi, 1967 yapımı olan “Bana Kurşun İşlemez” ve “Mandrake Killing’e Karşı” filmiydi. 1974 yılına girildiğinde seks furyası da başlamıştır ve Mine Mutlu birden bire bu furyanın içinde bulur kendisini. Yeşilçam’a özgü erotik sinemada Mine Mutlu daha çok güldürü filmi oyuncusudur ancak, bu türde soyunan ve sevişen oyuncudur da aynı zamanda. Furyayı başlatan, “Beş Tavuk Bir Horoz” ve “Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak” filmlerinin gerçek yıldızı Mine Mutlu’dur. Mine Mutlu sadece iki sene erotik filmlerde oynamıştı, zaten bu furya “porno”ya dönüşmeden sinemadan ayrılmıştı ama ne yaptıysa olmadı. 1974-1975 yıllarını içine alan bu iki yıllık süre içinde bu tür filmlerde oynayan Mine Mutlu daha sonra sinemayı bırakıp sahneye çıktı, şarkıcılık yaptı. Mine Mutlu, Uzun yıllar meme kanseriyle boğuştuktan sonra 30 Eylül 1990’da henüz 42 yaşındayken sessiz-sedasız bu dünyadan göçüp gitti.”
Öteki Sinema olarak, sadece erotik filmlerde oynadığı sanılan ama aslında Ayhan Işık, Sadri Alışık (küçükken ikisini kardeş zannederdim.) Zeki Müren, Ahmet Mekin gibi dev oyuncularla çalışmış bir oyuncu olan Türk Sinemasının bu şanssız kraliçesine ait Yeşilçam macerasını film afişlerini elimizden geldiğince toparlayarak sizlere sunmak istedik ve 69 film çevirmiş Mutlu’ya ait kronolojik olarak sıralanmış 58 adet afişle nette bulabileceğiniz en büyük Mine Mutlu film afişleri sayfasını da yapmayı başardık. Bu derlemeden sonraki beklentimde şudur; Kardeş site Sinematik‘den de Mine Mutlu lobi kartları da gelse yada Türk filmleri ve oyuncuları uzmanımız Çilek blogunda Mine Mutlu’dan biraz bahsetse ne güzel olur.
Kaynaklar
5555 Afişle Türk Sineması
Agah Özgüç, Türk Filmleri sözlüğü
Cihan Demirci, “Araya Parça giren Yıllar”
Charlton Heston
Yazan: Murat Tolga Şen 07 Nisan 2008
Kategori: Bilimkurgu filmleri
Beyazperde dediğimiz sihirli dünyanın en ilginç karakterlerinden birisi aramızdan ayrıldı. Son yıllarda Alzeimer hastalığı ve politik yaklaşımlarından ve Micheal Moore’un Bowling in Columbine belgeselinde gösterilen yaklaşımları ve söylemlerine rağmen Charlton Heston benim aklımda Maymunlar Cehennemi’nde yarattığı Taylor ve Omega man Neville olarak yer etmiştir. O yüzden öteki sinema içinde tamamen yer almasa da Heston’ı bu yönü nedeni ile uğurlamak istedim.
Charlton Heston (1924-2008)
Kibirli bir kahraman olarak müthiş bir performans yakaladığını düşünüyordum ancak filmlerindeki bu karakterin aslında Amerika’nın silahlanmasında önemli yer tutan NRA (Tüfek organizasyonunun) en ateşli temsilcisi ve başkanı olarak karşımıza çıkmıştı. Yani diğer yanda aslında bu kişiliği gerçek hayatla da paralel birkaç özellik taşıyordu. Oysa eline tüfeğini alıp Maymunlar Cehenneminde sorularının cevabını ararken, hiç bir savaş karşıtı söyleminin o güne kadar yapamadığı kadar önemli vurguyu Özgürlük Heykeli önünde haykırarak yapıyordu:
“Oh my God. I’m back…I’m home. All the time, it was…we finally really did it!! You maniacs! You blew it up! Ah, damn you! God…damn you all to hell!”
Hestonla ilk tanışmam 80lerde aile ile yapılan Pazar kahvaltılarında Ben Hur filmiyle TRT ekranlarında olmuştu. O dönem her 2-3 haftada bir Charlton Heston kahvaltımıza konuk olurdu, gerçi her filmin kesilmiş bir halini izlediğimizi yıllar sonra dvdler sayesinde anladık ama Charlton Heston pazar sabahı aktörümüz olmuştu. Burt Lancester’ın Ben Hur rolünden vazgeçmesi Heston’ı oscarlı bir aktör yapmaya ve Holywood’un parlak döneminde önemli bir isim olmasına sebebiyet vermiş. Tabi bizden önceki jenerasyon için tarihi filmlerin yılmaz savaşçısı idi.
1940larda başlayan kariyeri çok renklide bir beyaz perde yolculuğunun uzun hikayesi aslında. Sosyal mesajlar içeren politik ilk dönem filmleri ve siyah haklarını savunması 60lı yıllarda şekil değiştirmeye başlar. Kennedy’i desteklemektedir ve toplumsal sorunlar konusunda önemli açılımlarda bir aktivisttir. Ama Keneddy’nin yanı sıra 80lerde Reagan’a destek vermiştir. Yani Demokratlardan Cumhuriyetçiliğe geçiş yapmıştır. Özellikle 60lardan sonra Klasik karizmatik Amerikan kahraman çizgisinden çıktığı ve kibirli halinin başına birçok iş açtığı birçok filmle karşımıza çıkan Heston “Deprem” (Earthquake 1974) filminin sonunda ölür. Bu ölüm aslında doğal afetlerin kahraman dinlemediğine de bir vurgudur. Asker olarak Major Dundee ve Midway’de Amerikan sinemasının istediği büyük asker bükülmez kişiliği canlandırmıştır. O noktada birazda “Amerikan Rüyasını” temsil etmesine rağmen belki çelişkisinin en önemli temsilcisidir bu noktada hırsına rağmen her zaman insancıllığını ön plana çıkartır. Ama bu çizgisi 80lerde tamamen değişecektir.

Ama benim için Charlton Heston, bütün holywood klişelerine rağmen oynadığı Planet of the Apes filmleri, Post apokaliptik Omega Man ve Soylent Green, afet filmlerinde Airport ve Earthquake ve Solar Crisis filmleri ile önemli bir “öteki sinema” aktördür. Bu filmler gişe filmleir olmalarına rağmen bir yerlerinde her zaman için alternatifiliği ve Heston’ın muhalif kimliğinide barındırırlar.
Planet of the Apes’teki George Taylor karakteri aslında o dönemin kibirli her işin üstesinden geleceğini düşünen, becerikli ama kendi limitlerinin farkında olmayan bir Amerikan askeri/astronotudur. Holywood’tan farklı olarak 80lerde anti kahramanlara yoğunlaşan filmleri düşünürsek Maymunlar Cehennemi bir post apokaliptik film olmanın yanı sıra aslında bir anti kahramanda yaratmıştır. Bunun bilinçli olup olmadığı konusunda şüphelerim var ancak Taylor ne kadar uğraşırsa uğraşsın bazı şeyleri değiştiremez ve sonunda filmin başında teybe kaydettiklerinin antitezi ile karşılaşır. Böyle önemli bir karakter çizmesine rağmen hala NRA gibi bir kişisel silahlanma hareketine neden destek verdiğini anlayamadım.
Soylent Green filmi ile anti kahramanlık konusunu biraz daha ileri götürür. 2022de geçen bu bilm kurgu filminde Heston aslında kaybden bir detektiftir. Maymunlar Cehenneminde olduğu gibi insan merkezli bir gelecek çizmeye çalışır. Tabi güçlülüğü ve zayıflılıkları vurgulayarak.
I am Legend roman’ından uyarlanmış Omega Man filmi ise benim için Charlton Heston’ın bilim kurgu klasiğidir (Maymunlar Cehennemi bir kenara J ) Bu filmde göze batanlar özel efektler ve kötü makyaj olmasına rağmen dünyada kalan son adam rolünün hakkını verir.
Gönül isterdiki Charlton Heston 70lerde daha fazla bilim kurgu filminde oynasın ve 80lerde onu daha farklı rollerde görebilelim. Holywood’un filmlerindeki gibi huysuz kahramanına güle güle derken Robert Neville (Omega Man) ve George Taylor (Planet of the Apes) karakterleri ile öteki sinemaseverlerin gönlünde taht kurmuş olarak hatırlayacağım .
Bilim kurgu sevenlerin yakından tanıdığı Önemli bir oyuncu olan Charlton Heston’a ait bu güzel veda yazısını Kan kardeşimiz Alternatif sinema kültürü blogu Sinematik‘den dostumuz Utku Uluer, Öteki Sinema okurları için yazdı. Bizim söyleyebileceklerimizden daha fazlası yukarıda okuduğunuz yazıda mevcut… Kendisine bu vesile ile çok teşekkür ediyoruz.


























































![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=a36834da-8577-4d39-a7f3-72b808f49b20)
![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=72e08989-78ae-480e-aad5-47246a7da636)






















