X-Yeşilçam: Ayın Karanlık Yüzü

Yazan: Murat Tolga Şen 31 Ekim 2008  
Kategori: Ortaya karışık

ÖTEKİ SİNEMA iftiharla takdim eder X-YEŞİLÇAM

Türk sinemasının tarihi yazılırken 70′li yılların ’seks furyası’ utangaçlık ile küçümseme karışımı bir duyguyla görmezden gelinmiştir bugüne değin. Genel görüş, televizyonun aileyi sinema salonlarından koparıp eve kapattığı ve meydanın lümpen takımına kaldığı yönündedir.

X-YEŞİLÇAM, sinema tarihimizin ihmal edilmiş bu ‘karanlık’ dönemine ait filmlerden oluşan bir galeri olmak niyetinde… Banu Alkan, Müjde Ar, Ajda Pekkan gibi bugün şöhretlerini belli ölçüde koruyanlardan Ahu Tuğba, Tülin Elgin, Leyla Sayar, Nur Ay, Sevda Ferdağ, Arzu Okay, Meltem Işık, Zerrin Egeliler, Mine Mutlu gibi isimlerini gittikçe daha az duyduklarımıza kadar kimler yok ki bu galeride.

Neyin müstehcen, neyin erotik ya da pornografik olduğu türünden teorik tartışmalara fazla girmeden bir envanter çıkarmayı amaçlıyor. Geçmişimizle hesaplaşma cesaretini göstereceğimiz günler geldiğinde bu envanterin çok işimize yarayacağı ve bu filmler üzerinden cinselliğe, ahlaka, iktidara bakmanın zihin açıcı olacağı kesin.

Daha önce Öteki Sinema’da yayınladığımız, 1975-1980 arası dönemi kapsayan film yazılarını bundan böyle yeni blogumuz X-Yeşilçam üzerinden yayınlamak niyetindeyiz.  Çünkü “Seks Furyası” denen  oluşum  8-9 yıllık kısa bir dönemi kapsamasına rağmen çok fazla insan öyküsü ve  üretim barındırıyor. Bu konuda ihtisaslaşmış bir yapıya ihtiyaç olduğunu düşündük. Sadece burada ki yazıları eklemekle kalmadık elimiz değmişken 2 yeni özgün yazı ekledik bile. Umarım ilginizi eksik etmez bizleri orada da onurlandırırsınız.

Macera filmlerinin egzotik bakışlı kadını, Yeşim Yükselen’in sinema serüveni

Erkeklerin fendi kadını bu defa yendi

Yanlış anlaşılmamak adına, küçük bir uyarımız var!

X-Yeşilçam Blog, hiçbir şekilde cinsel sömürü sitesi değildir. Blog’umuzun amacı, 1975-80 arası dönemde Türk sinemasının hakim türü olmuş fakat sonraları hepten unutulmak istenmiş  “Seks Furyası”nın neden ve sonuçlarına ışık tutabilmektir. Gizli amacımız ise bu filmlerde oynayan “Vay rezil!” denen özellikle kadın oyuncuların o zavallı senaryoların mecbur ettiği şablonlar dışında bizim gibi yaşamak zorunda olan insanlar olduğunun altını çizmektir. Bu blog ciddi sinemaseverler için hazırlanmıştır fakat doğası gereği +18 materyaller içermektedir. Dikkatinize…

Öteki Sinema Sunar: Balta

Yazan: Murat Tolga Şen 29 Ekim 2008  
Kategori: Sinematek

Yoğun istek üzerine, Nihat Yiğit’in başrolünü oynadığı eşsiz Türk korku, karate filmi “BALTA”nın 32 kısım tekmili birden halini “google video”ya yükledik. Filmin herhangi bir telifi olup olmadığını çok araştırdım ama bir bilgiye ulaşamadım. (Eğer telifi alınmış bir ürün ise siteden kaldırmamız için lutfen bilgilendiriniz) İzleyeceğiniz versiyon 80′lerde yayınlanmış VHS kopyasından alınmıştır. O yüzden öyle sinemaskop, HD kalite bir şey beklemeyin! :) Jenerik kısmı ne yazıkki videoya dahil edilmemiş… Filmi izlerken çok eğleneceğinize garanti veriyoruz. Başta geçen şu diyalog filmle ilgili beklentileriniz açısından önemli.

Polis müdürü: Bu ormanda işlenen 5. cinayet…

Polis: Evet, ormanın her köşesini aradık ama en ufak bir iz yok… Katil cinayeti işledikten sonra ortadan kayboluyor herhalde…!!! (zaten öyle olması gerekmez mi yahu!)

Lafı uzatmıyoruz ve İyi Seyirler diliyoruz.

Nihat Yiğit’in Balta filmi ile ilgili yazı için tıklayınız.

Nihat Yiğit’in Aç Kartallar filmi ile ilgili yazı için tıklayınız.

play tuşuna basınca “buffering” yazısı çıkabilir, 5-10 sn bekleyip tekrar play’e basarsanız film oynamaya başlayacaktır.
Reblog this post [with Zemanta]

Bela Lugosi Türk Filminde Oynadı!

Şaka değil gerçek: Macar asıllı Bela Lugosi, Muhsin Ertuğrul’un yönettiği bir (hatta belki iki) Alman filminde oynamıştı! Nasıl olmuş da olmuş demeyin…

Muhsin Ertuğrul ve Bela Lugosi… Bu iki isim ne vesileyle birlikte anılabilirler? Biri Türkiye sinemasına -ve ayrıca tiyatrosuna- uzunca bir dönem tek başına damgasını vurmuş bir Türk yönetmen. Diğeri, Holywood’un ilk Dracula uyarlamasında başrolü oynayarak bu ölümsüz vampir kont ile özdeşleşmiş efsanevî bir korku sineması ikonu. Oysa şaka değil gerçek: Macar asıllı Bela Lugosi, Muhsin Ertuğrul’un yönettiği bir (hatta belki iki) Alman filminde oynamıştı! Nasıl olmuş da olmuş demeyin… Muhsin Ertuğrul “Benden Sonra Tufan Olmasın” (Eczacıbaşı Vakfı Yayınları, 1989) adlı otobiyografisinde Bela Lugosi ile yollarının nasıl çakıştığını ayrıntısıyla anlatıyor. Devamını oku

Coma (2005)

http://img266.imageshack.us/img266/3185/coma1yd0.jpgComa 2005 yılı mahsulü Güney Kore yapımı bir mini seri. 5 bölümden oluşan Coma,  Güney Kore’nin en popüler kablo tv kanallarından OCN için Sio Film yapım şirketine yaptırılmış. OCN dizi ve sinema ağırlıklı bir kanal olarak biliniyor. Projenin arkasındaki isim ise R-Point (2004) ve G.P. 506 (2008) filmlerinin yönetmeni Su-chang Kong. 1999 tarihli Güney Kore yapımı Tell Me Something (yönetmen Yoon-Hyun Chang) isimli başarılı polisiye gerilim filminin de senaryo yazarı.

Özellikle seyrettiğim andan itibaren favori filmlerim arasına giren R-Point sonrası yönetmenin yeni işlerini beklemeye başlamıştım (ki ülkemizde de Düet Film tarafından bandrollü olarak yayımlandı). Nitekim 2008 senesine kadar beklemem gerekti. G.P. 506 yapı ve konu itibariyle ilk filmi ile büyük ölçüde örtüşse de alt metnin problemi tamamen farklıydı. Dolayısıyla Su-chang Kong gene leziz bir film çekerek beklentilerimi boşa çıkarmamıştı. Ama bunlar başka bir yazının konusu. Coma’ya dönelim.

Coma her biri yaklaşık bir saatten oluşan beş bölümden oluşuyor. Bölüm isimleri, süreleri ve yönetmenleri ise;

1.         Birthday Party (yönetmen Su-chang Kong, 61 dakika)

2.         Crack (yönetmen Gyu-Ok Jo, 54 dakika)

3.         Necklace (yönetmen Jun-Seok Yoon, 47 dakika)

4.         Crimson Red (yönetmen Jeong-Gu Kim, 55 dakika)

5.         Doctor, Jang Seo Won (yönetmen Su-chang Kong, 65 dakika)

Görüldüğü üzere Su-chang Kong açılış ve kapanış bölümlerini yönetirken, arada kalan üç bölüm için genç yönetmenlere şans vermiş. Devamını oku

Balta (1986)

Yazan: Konuk Yazar 26 Ekim 2008  
Kategori: Korku Filmleri

80li yıllar video furyası sırasında izleyenler ile buluşmuş kült eser. 1986 yılında cevat okçugil tarafından senaryosu yazılmış ve yönetilmiş olan bu güzide eserin baş rollerinde nihat yiğit, sevim özün, yadigar ejder ve şehriban emirli oynamışlar. Buraya kadar olan bilgiler bu film ile ilgili internette bulunabilecek bir kaç bilgi kırıntısından ibaret. Buradan sonrası ise aradan geçen yıllara rağmen bu filmin hafızamda kalan özeti.

Film hatay da başlar filmin esas oğlanı ali kendi çektiği at arabası ile pazara sebze götürerek satmakta aynı zamanda boş zamanlarını kung-fu çalışarak değerlendirmekte olan bir insan evladıdır. mahalleli tarafından çok sevilmektedir. kendisini çok seven arkadaşlarının kızdırması ve gaza getirmesi ile filmin başında kahvede tavandan asılı duran ampulü uçan tekme atarak kırmış ve kung-fu yeteneğinin doruğunda olduğunu hem arkadaşlarına hem de seyirciye belgelemiştir.

Konu bütünlüğü açısından senaryo ince ince oya misali örgülerle yada gavurca deyimi ile twists and turns ile bezelidir. seyirci ne kung-fu su ulan hatayda demesin diye ali nin bir kung-fu hocası vardır. bu şahsiyet filmde göründüğü her sahnede üzerinde saten işlemeleri olan bir kaftan giymekte ve bir asa kullanmaktadır. uzun beyaz bir sakalı ve bununla uyumlu çin modeli bıyığı vardır. tarantino pai mei ustayı bu filmden apartmış olabilir diyeceğim ama ayıp olacak. kördür ama etrafında olup biten her şeyi gönül gözü ile görebilmektedir. filmdeki varlığı sovyetlerdeki baskıdan kaçarak türkiyeye gelen bir türkistan türkü olması ile açıklanmaktadır. neyse efendim, bu usta ali ye hem kung-fu öğretmekte hem de hayat dersleri vermektedir. aralarında muhteşem diyaloglar akmakta bu arada eleman kung-fu olayını aşıp bitirmekte ormana gidip ağaç tepiklemekte, eliyle tuğla kırmakta, kıçından yıldırımlar fırlatmaktadır. filmin ilk 20 dakikası içinde cereyan eden bu olaylar balta ile uzaktan yakından ilgili olmayıp izleyicide “ulan ne alaka, hani balta, du bakali ne olacak?” tepkileri oluşturmaktadır. bu arada ormandaki sakallı ihtiyar ve görünüm itibarıyle yımırta gibin olan filmin baş kahramanı arasında bir takım şaibeler çıkmasının önlemek amacı ile senaryoya yerleştirilmiş esas oğlanın yavuklusu bulunmaktadır. esas oğlan ali pazarda sebze satmak, kung-fu alemlerine dalmak, ormanda ağaç kesmek, yemek, içmek, sıçmak arasında kalan vaktini sevgilisine adamakta, romantizmin kitabını yazmaktadır. Devamını oku