Film Sinemada İzlenir(mi)?

Yazan: Murat Tolga Şen 31 Mart 2009  
Kategori: Kavram - Kuram

Film sinemada izlenir!

Fida Film’in  reklamlarında kullandığı bu cümle sinema sanatı ile ilgili bir yerli slogan oldu adeta…  Fakat bu cümleyi ilk duyduğumdan bu yana on yıldan fazla zaman geçti ve özellikle “ev sineması” çözümlerinin gelişimine paralel olarak  giderek içi boşalmaya başladı. Buna alışveriş merkezi (AVM) sinemacılığının ultra ticaret kaygıları da eklenince neredeyse “Film Sinemada biraz zor izlenir!” Şeklinde evrimleşmiş olduğunu iddia etmekte mümkün.

Filmi sinemada izlemeyi zorlaştıran en önemli etken maliyet. Sinema başlangıcından günümüze ‘ucuz’ bir eğlence ve kültür paylaşımı aracı olmuştur.  Bugün bu ‘ucuz’ eğlenceyi  dört kişilik bir arkadaş grubu üzerinden inceleyerek nerede olduğumuzu görelim isterim.  Özelikle büyük şehirlerde giderek şişen bilet fiyatları sinemada film izlemeyi  neredeyse bir lüks haline getirmiş durumda. Dört kişilik küçük bir arkadaş grubunun sadece bilet ederi rahatlıkla 60 TL’ yi buluyor oysa bu fiyata yeni çıkmış yapımlardan 2-3, promosyon avcısı iseniz de en az 5-10 adet yasal DVD alabilmeniz mümkün.

Ayrıca sadece bilet masrafı değil, ulaşım, “Madem dışarıdayız, bir şeyler yiyelim o zaman” faktörü ve film izlemekle özdeşleşen ama giderek fahişleşen bir fiyata satılan mısır ve kola ederi gibi gizli masrafları da ekleyince bu dört kişilik grubun bir film izlemek için harcamak zorunda kaldığı rakam sanırım 150 TL’yi rahatlıkla geçecektir.  Oysa evimde 7-8 arkadaşımı davet ederek yaptığım haftasonu ‘Sinema Geceleri’nde film + ikramlar dahil 20 TL yi geçmeyen bir masrafla bunu halledebildiğimi gördüm.  Ayrıca “her şey para değil ki!” diyen arkadaşlara cevap olarak da , hiçbir Salonda evde ki projeksiyon+DVD oynatıcı+Ses sisteminden daha başarılı bir seyir ve duyum zevki yaşayamadık.  Bir zamanlar vitrinlerde iç geçirerek baktığımız Projeksiyonların fiyatları 800 TL’ye kadar geriledi ve her ay bir kez sinemaya gitmek için yapacağınız masrafla rahatlıkla evinize bu tarz bir sistem kurabilirsiniz.

3d_tv3

Zaten Salonlar eskisi gibi değil artık! Çocukluğumda ihtişamlarına ve buna rağmen sıcaklıklarına hayran olduğum o kocaman perdeli yüzlerce kişilik salonlar yerine hiç bir zaman ısınamadığım oda gibi, küçücük perdeli tıkış tıkış salonlarda eski Sinemaların hiçbir  duygusuna ulaşmak mümkün değil ne yazık ki… Ayrıca gösterimdeki filmler giderek hepsi aynı tornadan çıkmış şablon işlere dönmeye başladı fakat ev sineması gerçek bir seçim imkanı sunmakta; canınız ne zaman isterse, eski Godzilla filmlerini,  Salonlarımıza hiç uğramamış Animeleri,  İspanyol sinemasının kayıp hazinelerini ve onlarca iyi filmi görebilir kendi sinemanızın makinisti olarak film izleme keyfini ticaretten uzaklaştırıp ait olduğu yere koyabilirsiniz.

Reblog this post [with Zemanta]

Twilight (2008)

Kurtla kuzu birbirine aşık olursa…

twilight-movie-poster-1Vampir filmlerini her zaman sevmişimdir. Özellikle türe olan düşkünlüğüm çocukken videoda seyrettiğim The lost boys ile başlar. Dracula gibi türün yapı taşlarını oluşturan bir kaynağın yanında vampir filmlerinin gelişimine baktığımızda ortaya çıkan sonuç, bu kan manyağı yaratıkların özünde moda, seks v.b. gibi bir çok dünyevi zevke düşkün, çözülmesi zor yaratıklar olduğudur. Zaten korku tutkunları da özellikle bu burjuvalıklarından dolayı vampirleri çok severler.

Her zaman güzel bir konu olan vampir edebiyatı her yıl yeni eserlerle güçlendirilmekte. Son yıllarda bu türden nemalanan bir isim de Stephenie Meyer oldu. Twilight ile başladığı ve beşinci kitaba kadar ulaştığı serisi ile Harry Potter’dan sonra aç kurtlar gibi etrafta eğlencelik kitaplar arayan genç nesli basit bir aşk hikayesine vampir tadını katarak avucunun içine almayı başardı.

Buffy the Vampire Slayer ve spin-offu Angel‘ı seyredenler aslında bu konuya çok hakimdir. Şehre gelen güzel kız ve yakışıklı yardımsever vampir arasında yaşanan yıldırım aşkı Buffy ile Angel arasındaki hikayeyi hatırlatıyor. Devamını oku

L: Change the World (2008)

y1p5ux9pqyq3gt5hbfgajy_zbqmg48yxwp2c8i6vcwwpwh_9swyzr6qqntno4m8hpjbeheaxewhhh4Animeleri genel anlamda seven bir izleyici olarak Death Note’un kalbimdeki yeri çok farklıdır. Zaten seri ile ilgili yazımı buradan bulabilirsiniz. Ancak animelerin live action denilen film versiyonları ne yazık ki çizgi filmlerin o güzel tadını vermekten çok uzak oluyor. Bu durum Japon sinemacıların kusuru mudur yoksa bir animeyi sinema filmi yapmak gerçekten zor mudur ayrı bir tartışma konusu. İşin garibi bir animeye dayanmadan çekilen Azumi, Tokyo Gore Police, Western Django gibi filmler şu ana kadar anime tadını yakalayabildiğim ender sinema filmlerindendir.

Bugün irdelemek istediğim film ise Death Note’un live actionlarını esas alarak devam eden ve mangadan bağımsız olarak çekilen L: Change the world. Filmin haberleri gelmeye başladığında Hideo Nakata’nın yönetmen koltuğuna oturacağını öğrenince oldukça sevinmiştim. Kendisi Ringu ve Karanlık Sular’daki başarısı ile korku filmlerine yeni bir soluk getirmiş, sevdiğim, saydığım bir yönetmendir.

Önceki iki live acton Death Note severler tarafından beğenilmemiş olsa da iki noktadan izleyiciyi yakalamayı başarıyordu; Ölüm tanrılarının CGI yaratımındaki başarı ve Ken’ichi Matsuyama’nın L’i yorumlamadaki müthiş performansı. Devamını oku

Duyuru: Yorumlar Sorunsalı

Yazan: Murat Tolga Şen 25 Mart 2009  
Kategori: Haber - Etkinlik

Öteki Sinema editoryası olarak bir kaç gündür yanlış anlatılmış, yanlış anlaşılmış yorumlarla uğraşmakta ve kimseleri üzmeden bir orta yol bulmak telaşındayız. Fakat bu telaş ve açıklama gayreti giderek sıkıcı olmaya ve paylaşmak istediğimiz asıl konudan uzaklaşmamıza yol açtı. Farkettik ki biz  kimseyi üzmeden derdimizi anlatmanın peşine düştükçe anlayış artacağına azalıyor. Bu sebeple yorumlarla ilgili bazı önlemler almak zorunda hissettik. Özellikle dikkat etmemize rağmen bu önlemleri despotça ve fikir özgürlüğüne aykırı bulan kişiler kendi sitelerini açıp dilediklerini yazmakta ve içlerinden geliyorsa bize de saydırmakta serbesttirler

  • Öteki Sinema‘nın derdi sinemadır. Sinema konuşmanın dışına çıkıldığı, alenen geyik yapıldığı ve bir chat ortamının oluştuğu durumlarda  düzeltme ve silme yapılabilir.
  • Öteki Sinema, düzgün türkçe kullanımına özellikle dikkat eder. Sokak ağzı ile yapılan ve imla kurallarını katledecek derecede hatalı yorumlar yayınlanmayacaktır. (Düzeltmek için vaktimiz olmayabilir ve buna mecbur da değiliz.)
  • Fikirlerinizi savunurken ya da açıklarken sinema konuşmaktan kopmamaya gayret etmenizi isteriz. “Yaşın kaç?” “Sen benim kim olduğumu biliyormusun?” gibi kelamlar anında silinir.
  • Yorumlarda eğer film ile ilgili spoiler (sürpriz bozan bilgi, mesela: Katil uşaktı ya da sonunda herkes ölüyor) verilecekse mutlaka yorumun başında belirtilmeli ve daha iyisi böyle bir şey yapılmamalıdır.
  • Öteki Sinema, inanış, dil ve ırk ayrımını kesinlikle reddeden bir sitedir. Hiç bir inanışa ya da ideolojiye ait değildir. İdeolojik ve ırkçı yorumlara kesinlikle onay verilmeyecektir. Yazıp da  boşuna yorulmayın.
  • Öteki Sinema, Kişisel saldırı ya da hakaret içeren yorumlardan hiç hoşlanmaz ve bunu yapan üyesini bir daha kabul etmemek üzere dışlar.
  • Yanlış bilgilendirme ve yönlendirme içeren yorumlar düzeltilebilir, silinebilir.
  • Yorum yapan tüm üyelerimiz bu sayfayı okumuş ve kabul etmiş sayılır. Eğer “okumadık, bilmiyorduk, hem hani  nerede yazıyormuş o!“  denilirse, sayfanın linki anında copy&paste yapılıp üye aleme rezil edilebilir. Aman dikkat!
  • Yazı ve yazı altı yorumlarla ilgili tüm düzenleme yetkisi Öteki Sinema editörleri ve ilgili yazı sahibine aittir.

Yukarıda yazdığımız ve daha sonra “ahan da bunu unutmuşuz!” diyerek yazacağımız hassasiyetlere dikkat ederek gönlünüzce yazabilir, Kızgın kumlardan serin sulara atlayabilirsiniz. Sevgi ve Saygılarımızla…

Editörler: Murat Tolga Şen – Masis Üşenmez

Felaket Filmleri

Yazan: Konuk Yazar 24 Mart 2009  
Kategori: Kavram - Kuram, Son Yazılarımız

Bkz:Disaster movies, Catastrophe

Yıllardır ilgiyle izlediğim felaket filmleri üzerine geniş bir araştırma yapmayı düşünüyordum. Birkaç ay önce gittiğim bir süpermarkette oldukça makul fiyatlara yıllardır aradığım bazı felaket filmlerini bulunca ilk işim bu filmleri birbiri arkasına izlemek oldu. Tabi bu uzun süredir ertelediğim düzenleme içinde çok güzel bir bahaneydi. Bu düzenlemeyi yaparken bazı filmler üzerine detaylı yazılar hazırlamayı ve pek dokunulmayan ancak ilgilisi çok olan felaket filmlerini, konsept olarak uygun olduğu için “Öteki sinema” sitesinde paylaşmayı istediğimi Murat Tolga Şen’e ilettim.  Sağolsun 2-3 haftadır benim yazılarımı bekliyor. Gecikme için özür diliyorum.

http://www.andyfilm.com/poseidon06.jpgYazılar konusunda belli bir sınırlandırma getirmedim ancak her ay 1 veya 2 felaket filmini ele alıp kendimce inceleyeceğim. İlk olarak, Mart ayında “felaket filmleri” üzerine tanıtıcı ve açıklayıcı olan ve 2 kısma ayrılmış bir giriş ve tanıtım yazısı hazırladım.

7. sanat ile ilgi ve alakam pek çok insanın ki ile aynı değil sanırım. O yüzden, alternatif, öteki veya b sınıfı kavramlarının benim zevkimi tarif etmeye yaradığını söyleyebilirim. Aslında bu tip etiketlendirmelerin neye göre kime göre olduğu önemli bir tartışmadır ve tartışılmasının oldukça sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

Sinemada benim için en önemli olan unsur fantastik öğeler ve bilim kurgudur. Gelecekte olabileceklerin farklı farklı kurgulanmış hali veya sokağa çıktığımda seyahat ederken göremeyeceğim şeylerin bana yönetmenin gözüyle, özel efektlerle ve ilginç bir kurguyla sunulması veya çok zaman once uzak bir galakside olanlar, nereden çıktığı belli olamayan iblislerin istilası, sigara paketinden tabanca çıkaran bir kovboy, eve baca veya pencereden girmeye çalışan zombileri izlemek bana daha cazip geliyor. Ancak bunlar içinde felaket filmlerinin yeri benim için ayrıdır. Çünkü olabilecek veya günlük hayatımızda yanı başımızda olan yerlerin veya hayatımızın nasıl değişebileceğinin senaryolarıdır aslında. Her örneğini çok severim gibi bir anlam çıkmasın genellikle bu kurgusal durum benim için çekicidir bu filmleri aslında fantastik kılan olguda aslında içindeki “gerçekliktir”. Öte yandan işin kara mizah yanı da çok güçlüdür. Devamını oku