Punk Rock Holocaust (2004)
Yazan: Tolga Demirtas 31 Temmuz 2009
Kategori: Film İncelemeleri, Gore Filmleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız

Punk Rock Holocaust 2004 yılında Doug Sakmann tarafından yönetmenliği yapılmış düşük bütçeli korku-komedi bir slasher filmi. Filmde bir seri katilin Vans Warped Tour festivali boyunca, festivaldeki grupların üyelerini öldürmesi anlatılıyor. Film 2003 yılında yapılan Vans Warped Tour festivalinde çekilmiş ve filmde bir çok grubun canlı performanslarını görmek mümkün.Bu gruplardan bazıları Me First and the Gimme Gimmes, Less Than Jake, The Used, Big D and the Kids Table, Rancid, The Horrorpops, The Suicide Machines, Dropkick Murphys, The Phenomenauts ve Simple Plan. Ayrıca filmin yönetmeni de bandanalı katil olarak filmde yer alıyor. Filmin bir özelliği ise içerdiği 110 ölüm sahnesiyle, bir korku filminde yer alan en çok ölüm rekorunu elinde barındırıyor. Devamını oku
Mutant Chronicles (2008)
Yazan: Kaan Zanbakcı 30 Temmuz 2009
Kategori: Asya Sineması, Bilimkurgu filmleri, Fantastik, Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Ortaya karışık, Post Apokaliptik, Son Yazılarımız, Zombie Kültü
Mutant Chronicles: Sinemada evrim değil, mutasyon
Ron Perlman, ne yaptın sen abi? Gülün Adı’nda (Der Name der Rose) Salvatore’ydin. Güzel ve Çirkin (Beauty and the Beast) dizisinin Vincent’ıydın. Dr. Moreau’nun Adası’nda (The Island of Dr. Moreau) Kanun Adamı olarak karşımıza çıktın. Blade II’de Reinhardt rolüyle Wesley Snipes’dan bile sahne çaldın. Star Trek: Nemesis’te kısacık rolünle gönlümüzde taht kurdun. Hellboy’u Hellboy yapan iki isimden biri oldun. Bu kadar filmde makyajlı gördük seni. Hiçbirinde kendini büyük bölümünde makyajsız oynadığın bu film kadar maymun etmemiştin. Ya sen Thomas Jane? Senin gibi bağımsız filmlerden gelen bir karakter oyuncusuna yakışıyor mu bu film? John Malkovic, hele sana söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Bu kadar mı parasız kaldın? Proje çok büyük umut vaat ediyordu da işler bir yerden sonra tepetaklak mı oldu? Devamını oku
Global Metal (2008)
Yazan: canevrenol 29 Temmuz 2009
Kategori: Dökümanter, Film İncelemeleri, Son Yazılarımız
7 Ülke… 3 Kıta… 1 kabile!
Metal: A Headbanger’s Journey / Bir Metalcinin Yolculuğu (2005) belgeselinin yapımcıları Sam Dunn ve Scot McFadyen’in yeni belgeseli Global Metal (2008), ”Heavy Metal” kültürünün dünyanın dört bir yanındaki izlerini incelyen harika bir yapım. Metal müziğe aşık olanları son derece duygulandıracak, Metal kültürünü tanımayan veya küçümseyenleri ise kesinlikle aydınlatacak ve hiç görmedikleri bir dünyaya gözlerini açacak bir yolculuk Global Metal…
Sırık boylu, antropoloji mezunu, son derece sempatik dostumuz Sam Dunn, bizleri bu ikinci Heavy Metal belgeselinde de ilki kadar iyi (belki daha da iyi) bir yolculuğa çıkarıyor. İlk belgeseliyle Heavy Metal kültürünü bugüne kadar eşine rastlanmayan bir ciddiyet ve ustalıkla ele alan Sam Dunn, bu sefer Amerika ve İngiltere’nin dışına çıkıp Brezilya, Japonya, Endonezya, İsrail, Hindistan, Çin, İran ve Dubai’ye giderek buralardaki Heavy Metal kültürünü araştırıyor. Akla gelmeyecek ortamlarda, akla gelmeyecek insanlarla tanışıyor. Çin’in aşırı sert Black Metal gruplarından, İran’lı Trash Metal gruplarına çok ama çok enteresan hayatlar, dünyalar yakalıyor. Bir müzik türü olmaktan çok daha fazlası, bir yaşam biçimi, bir kimlik olan Heavy Metal’in din dil ırk millet farkı tanımadan nasıl bir ”kabile” haline geldiğini gözler önüne seriyor. Doğrusu Sam Dunn, üniverstede aldığı antropoloji eğitimi ışığında Heavy Metal kültürünü çok takdir edilesi bir şekilde masaya yatırıyor ve bu kültürün hakettiği saygıyı çok iyi vurguluyor. Devamını oku
Dance Of The Dead (2008)
Yazan: Masis Üşenmez 29 Temmuz 2009
Kategori: Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız, Zombie Kültü
Lise yıl sonu balosu gelmiştir, ancak bu seferki parti yaşayan ölülerin ziyareti ile öncekilerden çok daha kanlı ve doyurucu olacaktır.
Önceki filmi The Other Side(2006) ile adından söz ettiren Gregg Bishop’un 2008 yapımı filmi Dance of the Dead zombiseverlerin gözden kaçırmaması gereken kendi çapında bir minik hazine.
Filmin hemen başında bir mezarlıkta canlanan ölüleri etkisiz hale getiren bir mezarcı ile karşılaşıyoruz. Bu kişi Dellamore Dellamorte (1994)‘nin bir benzeri, öyle ki bazı diyalogları bile filmden direkt alınmış. Keşke kendisine daha çok rol verilseymiş. Tadı damağımızda kalırken mezarcımız ölüleri temizlemeye başlıyor. Açılış sahnesindeki kesik el de The Addams Family’e(1991) gönderme gibi geliyor bana/yoksa şüphem mi var?.
Şehrin hemen dışındaki, nedendir bilinmez yeşil fosforlu atık üreten, Homer Simpson’ın çalıştığı termik santral benzeri yapıdan kaynaklanan kaçak sonucu liseliler için en önemli günleri olan Prom Night( Güzel Türkçe’mizi kullanın diyen sevgili okurlarımız için gelsin “yılsonu balosu”. ) kabusa dönüşmek üzeredir. Jimmy (Jared Kusnitz) aynı gece hem kız arkadaşı tarafından ekilmiş, hem de pizza dağıtmak zorunda kalmıştır. Ancak Pizza dağıtımına gittiği evdekiler pizzadan çok çocuğun beynini yemek isteyince Jimmy’nin kaçmaktan başka çaresi kalmaz. Artık bütün şehir zombilerin kuşatması altındadır ve bu geceki partideki gençler zombiler için bedavaya sınırsız yemek kuponudur. Şehrin tek şansı ise bu geceye gidecek kız bulamayan lisenin looserları( İnek mi desem bilemedim. ) ve bir şehri yok etmeye yetecek kadar bilgisi ve ekipmanı bulunan deli lise koçudur. Devamını oku
Night of The Living Dead (1968)
Yazan: canevrenol 29 Temmuz 2009
Kategori: Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız, Zombie Kültü
”Bir gün hepimiz öleceğimizi biliyoruz değil mi? İşte asıl yaşayan ölüler biziz…” George A. Romero
Büyük usta George A. Romero’nun Night of The Living Dead‘i, sinema üzerindeki etkisiyle, Hitchcock’un Sapık‘ıyla (1960) karşılaştırılan bir başyapıt. İki film de şiddetin ve vahşetin betimlenişiyle beyaz perdede çığır açan filmler. Ayrıca iki film de hikâyenin kalbine ”ev”i ve ”aile”yi yerleştiriyorlar. Ancak Sapık’ın aksine, zamanında eleştirmenler tarafından bir sömürü filmi olmakla suçlanan ve hor görülen Night of The Living Dead, çok daha uç noktada, fantastik bir sembolizm içeriyor. Devamını oku


























