!Geceyarısı Filmleri!
Yazan: Masis Üşenmez 30 Eylül 2009
Kategori: Haber - Etkinlik
KargART Film Gösterimleri //
Hazırlayan: KargART ve Serdar Kökçeoğlu
* 23 Ekim Cuma, Saat: 23:00
* Gösterimler ücretsizdir.
“Yamyam Mutfağı”
“How Tasty Was My Little Frenchman”
Yönetmen: Nelson Pereira dos Santos
İngilizce altyazı
1971/80 dakika
“Artık, Eksik”
Yönetmen: Serdar Kökçeoğlu
2001/10 dakika
“!Geceyarısı Filmleri! geri döndü… Devamını oku
Geomeun Jip (2007)
Yazan: Murat Kızılca 28 Eylül 2009
Kategori: Asya Sineması, Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız
Geomeun Jip 2007 yılı mahsulü Terra Shin tarafından yönetilmiş olan Güney Kore yapımı bir film. Black House olarak da bilinir.
Film, Japon yazar Yûsuke Kishi’nin romanından sinemaya uyarlanmış. Aynı roman daha önce Japon yönetmen Yoshimitsu Morita tarafından Kuroi İe (The Black House, 1999) ismi ile bir kez daha sinemaya uyarlanmış. (Henüz bu filmi izlemiş değilim, ama açıkcası bu çevrimi de merak etim.) Devamını oku
Anvil! The Story of Anvil (2008)
Yazan: Can Yalçınkaya 24 Eylül 2009
Kategori: Dökümanter, Film İncelemeleri, Son Yazılarımız
Tarih 90’ların başı… Yeni yeni rock ve metal dinlemeya başladığım dönemler (tabii hepimiz bir “doğuştan metalci” imajı yaratmaya çalıştığımız için çocukluk dönemlerimizde severek dinlediğimiz Europe-The Final Countdown’dan falan dem vuruyoruz). Anvil’in adını duyuyorum sağda solda. Aptullica’nın H.B.R. Maymun’daki köşesinde, Rock Kazanı’nda, Blue Jean’in Heavy Jean sayfalarında… Metallica üyelerinin sevip saydığı gruplardan olduğu aklımda kalmış. Logolarını ve bazı albüm kapaklarını gördüğümü hatırlıyorum. Ama o dönemde hiç Anvil dinlemedim, neden bilmiyorum, belki logolarını beğenmedim, belki o dönem hiçbir yerde kasetlerini görmedim, fakat bir şekilde metalciliği en ağır şekilde yaşadığım dönemlerde bu grubu hep es geçtim. Bu yazıya altı yaşımdan beri Anvil dinlemediğimi itiraf ederek başlamak istedim. Devamını oku
Grotesque / Grotesuku (2009)
Yazan: Masis Üşenmez 24 Eylül 2009
Kategori: Asya Sineması, Film İncelemeleri, Gore Filmleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız, İntikam filmleri, İstismar Sineması
Uzun zamandır Japon korku sinemasından uzak duruyorum. Bu tercihimin nedeni de son yıllarda tarzlarının hiç gelişme göstermeden kendini tekrardan ibaret olmaya başlaması. İkibinlerin başında keşfedilen ve Hollywood tarafından zaman içinde sömürülen Japon korku hikayeleri artık korkutmaktan çok sıkıcı olmaya başladı. Bu noktada aslında Japon sineması ilginç bir yola girerek istismar sinemasına kaydı. İlk dönemdeki uzun durağan gerilimli sahneler kendini goreun kanlı sularına bıraktı.Grotesque de gore, sadizm, tecavüz, işkence, adam öldürme gibi ögeleri ardı ardına veren ilginç bir yapım. Bir yapım diye özellikle belirtiyorum çünkü film olmaktan çok uzak. Bir olay örgüsü kurmadan seyirciyi vahşetin doruklarında gezdiriyor.
A Slit-Mouthed Woman ile tanınan yönetmen Koji Shiraishi’nin 2009 yapımı filmi Grotesque basit bir hikayeye sahip. Aki (Tsugumi Nagasawa) ve Kazuo (Hiroaki Kawatsure) bir kafede ilişkilerinin ilk adımını atarlar. Dışarı çıktıklarında kız “Benim için ölümü göze alır mısın?” diye sorar. Tam bu sırada arkalarından yaklaşan adama dikkat edemezler. Adam çifti bir çekiç ile bayıltır ve sadist zevklerini karşılamak için onları inine götürür. Devamını oku
Cementerio Del Terror (1985)
Yazan: Anıl Seçkin 16 Eylül 2009
Kategori: Film İncelemeleri, Gore Filmleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız, Zombie Kültü
Halloween gecesi. Seri cinayetler işleyen Devlon (José Gómez Parcero) polis tarafından öldürülür. Devlon hakkında bilgisi olan Dr. Cardan (Hugo Stiglitz) cesedin yakılması konusunda ısrar eder fakat polis tarafından reddedilir. Tıp öğrencileri Jorge (Servando Manzetti), Oscar (Rene Cardona III) ve Pedro Andrés García Jr.), kız arkadaşları Olivia (Edna Bolkan,), Marianna (Jacqueline Castro) ve Lena (Erika Buenfil) ile eğlenmek için mezarlığa giderler ve morgdan bir ceset çalmaya karar verirler. Yine çevreden bir grup çocuk da Halloween nedeniyle mezarlığa gitmek için gizlice evlerinden çıkarlar…
Meraklı ve muhabbeti seven seyirci bizler, ikibinli yıllarda sinema adına, haydi alanı biraz küçültelim, tür sineması adına kimi ülke yükselişleri tespit ettik. 50′li yıllardan beri folklorik hayalet öyküleri anlatan uzakdoğuyu Amerika sayesinde Ringu (1998) ile keşfettik. Ne var ki hep bir sonrasına gittiğimiz için ortalığı basan uzun siyah saçlı kızlar bizi baydı. Gerilim türüyle öteden beri içli dışlı olan Fransız sinemasını, entellektüel havalı diyalogları kısıp, konuları basitleştirilip kan oranını arttırdıklarında, Japonya ile beraber uç sinemanın iki cesur ülkesinden biri olarak belirledik. Meraklılarının yıllar önce keşfedebildiği kanlı-canlı-ve-de erotik filmlere sahip İspanya ise El Orfanato (2007) ve [Rec] (2007) ile bizden bir anda saygı görmeye başladı. Bir zamanların korku imparatorluğu Hammer’a sahip İngiltere ise, kendilerine yakışacak kadar eğlenceli ve de kırmızı renkli film çekmesine rağmen bizim için şimdilik Descent’den ibaret. İlk korku filmlerini 30’lu yıllarda veren Meksika sineması ise henüz bize sesini duyurup “yükselişe geçmiş” değil. Ama, diğer ülke sinemalarında olduğu gibi amansız kült-severler için lucha libre’lerin, Santo’nun, Blue Demon’un vampir, uzaylı, deli doktor ve mumya gibi türlü çeşitli öcülere karşı verdiği eğlenceli mücadeleleri zaten birer hazine. Bu görece popüler örneklerine göre daha bir korku filmi özelliği taşıyan El Vampiro (1957), Misterios De Ultratumba (1959) ve La Maldición De La Llorona (1963) gibi gotiği aksaksız yansıtan gayet iyi örnekler de var. (Özellikle Misterios De Ultratumba’yı sitenin takipçilerine ısrarla öneririm.) Cronos (1993) ile dünyaya açılacak kadar iyi bir çıkış yapan harika çocuk Guillermo Del Toro, her ne kadar Amerika’da çalışmaya devam etse de Meksika ile bağlarını henüz kesmiş değil. Devamını oku


























