Godzilla!

Yazan: 19 Kasım 2009  
Kategori: Kavram - Kuram

Japon toplumunun en büyük travması olan Atom bombası ve Nükleer yıkımın sinemada cisimleşmiş hali olan Godzilla filmleri batılı izleyici için Alice’in harikalar diyarınında ötesidir. Envayi çeşit canavar, uzaylı yaratık ve teknolojik araçlar bu filmlerde cirit atar ve gerçekten fantastik bir dünyanın kapılarını açar.

Godzilla_and_friends

Godzilla (Japonca: ゴジラ, - Gojira) hayali bir Japon canavarıdır. İlk olarak 1954 yapımı Godzilla filminde yer almıştır. Sonrasında dünyaca tanınan bir film karakteri olmuştur. Bu dönemdeki filmler teknolojinin gelişmemiş olması nedeniyle siyah-beyaz görüntülüdür. İlk film ‘Godzilla, King of the Monsters!’ 1954′te o zamana kadar yapılan en teknolojik film oldu. 1955′te ikinci filmi çekilmiştir. Bu iki filmde de Godzilla insanlara saldırır. Ayrıca bu dönemde Godzilla’nın vücudu ve hareketleri iyi yapılamadı. 1955′ten sonra 6 sene Godzilla serisine ara verildi. Bu 6 sene içinde renkli görüntüye geçildi. Daha sonra godzillanın iyi yapılamayan vücudu düzeltildi ve hareketlerin gerçekçiliği arttı. Bu değişimlerden sonra 1962′de ‘Godzilla vs. King Kong’ filmi çıktı. Bu ve sonraki filmlerde önceden insanlara saldıran Godzilla’nın karşısına artık kendi gibi mutantlar çıktı ve bunlarla savaştı. Bu dönemdeki filmlerde Godzilla’nın karşısına; King Kong, Mothra, Ghidorah, Hedorah, Gigan, Megelon ve Mechagodzilla gibi mutantlarla savaştı. Ama gerçekçilik yine sağlanamadı. Godzilla kendi gibi değil insan gibi hareket ediyordu. 1974′te seriyee yeniden ara verildi. 1974′ten sonra 9 senelik aranın ardından Godzilla serisi geri döndü. Bu sefer gerçekçikik ve görünüm sağlandı. Bu değişimlerden sonra 1984′te ‘The Return of Godzilla’ filmi çıktı. Bu dönemde de Godzilla mutant canavarlarla savaştı. Bunlar; Biollante, King Ghidorah, Mothra, Mechagodzilla 2, SpaceGodzilla ve Destoroyah. Godzilla 1995′te ‘Godzilla vs. Destoroyah’ filminde eriyerek ölür ve sonraki serinin yerini Junior Godzilla alır. Junior Godzilla ilk defa 2 sene önce çekilen ‘Godzilla vs. Mechagodzilla 2′ filminde görülmüştür. (wikipedia Godzilla maddesi) Devamını oku

Island of Death / Ta paidia tou Diavolou (1975)

84405_fEuro-exploitation (avrupa-sömürü) filmlerinin en utanmaz örneklerinden biriyle karşı karşıyayız. Zamanında Video Nasties listesine alınmış olan Island of Death (1975), bir b-film ile z-film olmak arasında gidip gelen bir çizgiye sahip. İçerdiği kimi akılalmaz detaylarıyla kesinlikle unutulmaz bir film izleme tecrübesine dönüşen film, posterinden de anlaşılacağı üzere hiçbir şeyi umursamayan bir mizaca sahip. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu sene izlerken en eğlendiğim ve en şaşırdığım filmlerden biri.

Hikayemiz 1970′lerin sessiz sakin Yunan adası Mikanos’ta geçiyor. Sırf bu özelliğiyle bile türünün diğer örneklerinin arasından sıyrılan film, orjinal ve çok romantik mekanlarla dolu. Adadaki Yunan balıkçıları ve esnafın, ülkemiz Ege insanına olan tıpatıp benzerliği, Türk seyirciler için filmi daha da keyifli kılıyor. Konu basit: Bir İngiliz turist çift, ziyarete geldikleri Mikanos’ta açıklanamaz terbiyesizlikler yapmaya ve daha sonra insanlık suçları işlemeye başlıyorlar. Bu çift salt kötü yürekli mi, yoksa ruhen hastalar mı, tam belli değil. Bonnie & Clyde ve Mickey & Mallory gibi çiftler, bu filmin yanında süt dökmüş kedi gibi kalıyorlar. Devamını oku

The Shining vs. The Shining

Yazan: 17 Kasım 2009  
Kategori: Kavram - Kuram

Geçen gün arkadaşımın masasının üstünde, gözüme Stephen King’in ünlü ”The Shining” romanı ilişti. Hodder yayın evinden çıkan bu yeni basımın kapağında bir yaban arısı ilüstrasyonu vardı. Kubrick‘in başyapıtı The Shining’de hiç olmayan bir yaban arısı. Filmin büyük bir hayranı olarak, o güne kadar kitabı okumayı hiç düşünmemiştim açıkçası. The Shining, benim için gelmiş geçmiş en sevdiğim filmlerden biri olduğundan, kitabının filmi kadar güzel olamayacağını düşünüyordum. Halbuki ben de biliyorum ki istisnalar dışında asla bir film, uyarlandığı romandan daha güzel olamıyor. Arkadaşıma bu arının ne olduğunu sorduğumda, bana romanın, filminden çok daha farklı olduğunu ve çok iyi olduğunu söyledi. Ben de bu arılı kapağı beğenip, merakla kitabı aldım.

http://www.thedarktower.com/images/stephen%20king.jpg

Romanın filmden farklı olduğunu, hatta Stephen King’in filmi hiç beğenmediğini duymuştum. Hatta, King’in kendi yazdığı bir senaryoyla bir mini TV dizisi halinde The Shining’in tekrar çekildiğini de biliyordum. Ama dediğim gibi, Kubrick’in başyapıtından sonra diğerlerine bakmak içimden gelmemişti… Devamını oku

Aydemir Akbaş Afişleri

Yazan: 16 Kasım 2009  
Kategori: Afiş - Lobi, Türk Sineması, X-Yeşilçam

http://img526.imageshack.us/img526/1827/aydemirakbasdl6.jpg

Aydemir Akbaş, Seks furyasının lanetlenmiş oyuncularından biri olmasına rağmen yaptığını inkar eden kalabalığa karışmak yerine çıkıp TV’lerde ve konu ile ilgili dökümanterlerde eteğindekileri dökme cesaretini gösteren bir kaç isimden biridir. Fenomen bir komedi oyuncusu olarak senaryonun dışına çıkabilecek kadar yeteneklidir fakat sırf “seks komedisi” oyuncusu olmasından dolayı hala hakettiği güçlü saygıyı görmekten uzaktır. O’da furya bittikten sonra bir kenarda unutulmuş fakat İbrahim Tatlıses’in desteği ve dostluğu ile yeniden TV ve sinema çalışmalarına devam etmiştir.

Afiş ve poster seçkimize şahsen tanışıp sohbet etme imkanı bulduğum bu dobra sanatçının, 1975 yılından 1984 yılına kadar uzanan zaman sınırındaki filmleri ile devam ediyoruz. İyi seyirler…  Devamını oku

Seventh Moon (2008)

Seventh Moon 2008 yılı mahsulü Eduardo Sánchez tarafından yazılıp yönetilmiş olan ABD yapımı bir film. 1968 Küba doğumlu yönetmenin şimdilik son filmi.

afis 01Sánchez bilindiği üzere yakın arkadaşı Daniel Myrick ile beraber sinema dünyasına bomba gibi bir giriş yapmışlardı. Sadece korku sineması göz önüne alındığında değil bütün sinema tarihine bakıldığında şimdiye kadar yapılmış en yüksek maliyet-kar yüzdesini yakalayan filmleri The Blair Witch Project (1999) ile asla unutulmayacakları aşikar. (Bana kalırsa koca bir balon olan filmleri nedense birçokları tarafından baştacı ediliyor. Evet, karşımızda harika bir tanıtım kampanyası ile piyasaya sürülmüş bir ürün var. Evet, özellikle internetin gücünü kullanarak ürünü bütün dünyaya nerdeyse sıfır maliyet ile tanıtmayı başardılar. Evet, reklam kampanyaları o denli başarılıydı ki birçok insan bir sinema filmi değil de, bir belgesel, hatta doğaüstü bir olayın kanıtına şahit olduğunu düşünerek filmi izledi. Evet, film vizyona girmeden ve dahi girdikten sonra milyonlarca kişi filmi izlemek için kuyruğa girdi. The Blair Witch Project bütün bu kampanya sonrasında sadece ve sadece merak duygusunu kaşıyarak o inanılmaz gişe başarısını elde etti. Peki film nasıldı? Bence iyi bir fikirden ortaya çıkmış vasat bir film idi. Ki o iyi fikrin babası ise bizim ikili değil, Cannibal Holocaust (1980) ile sınırları sinema perdesi çerçevesi dahilinde zorlamayı tercih eden Ruggero Deodato’dur.) Devamını oku

« Önceki sayfaSonraki sayfa »