Bir İntihal Daha Var: O’da Ejder Kapanı mı Dersin!
Yazan: Murat Tolga Şen 31 Ocak 2010
Kategori: Haber - Etkinlik
Site mailimize düşen ilginç, ilginç olduğu kadar da ciddi bir iddia sebebiyle yayın akışımızda kısa bir değişiklik yapıyoruz. Eğer aşağıda yazılanlar gerçekse ortada ciddi bir mağduriyet var. Uğur Yücel sevdiğim bir sinemacıdır, umarım olduğu iddia edilen intihal’in araştırmasını ve gereğini yapar. İlgili basın duyurusunu kelimesine dokunmadan yayınlıyoruz:

EJDER KAPANI: “ROMANIMI ÇALIP FİLM YAPTILAR”
“Uysal Cinayetler” romanımın konusu benden izinsiz alınıp senaryolaştırılarak Ejder Kapanı adıyla filme çekilmiştir. Erol Avcı’nın yapımcılığında, Uğur Yücel’in yönettiği ve senaryosunu Kubilay Tat’ın yazdığı(!) Ejder Kapanı adlı filmde tıpkı benim romanımda olduğu gibi aftan yararlanarak dışarı çıkmış suçluları öldürerek kendince adaleti sağlamaya çalışan ve kız kardeşi bir sübyancı tarafından tecavüze uğramış bir seri katil bulunmaktadır. Gene tıpkı benim romanımdaki gibi travmatik kişiliğe sahip iki dedektif tarafından olay araştırılmakta, hatta ana polis karakteri tıpkı benim romanımdaki gibi yetimhanede büyümüş yalnız bir kişiliktir.
Konu ile ilgili yapımcıyı arayıp bilgi almak istediğimde sadece senaristin bana geri dönüşü oldu ve telefonda bir saatten fazla yemin billah ederek romanımı hiç okumadığını ifade etmeye çalıştı ama bu kadar benzerliğin(!) nasıl oluştuğuna dair somut bir açıklama yapamadı.
Kendisi senaryoyu 2006 tarihinde yazdığını belirttiyse de benim romanım 2004’te Can ve Gendaş yayınevlerine yayımlanması talebiyle tarafımdan yollanmış ama olumlu yanıt alamamıştı. O tarihten bu yana romanı mail yoluyla sayısız insana okumaları için yolladığım gibi geçen sene de www.yersizyurtsuz.com adlı e-kitap sitesinden yayımlattım.
Pazartesi gününden itibaren bu konudaki hukuki işlemlerin avukatım aracılığıyla başlatılacağını kamuoyuna duyururum.
Saygılarımla
Serkan Engin
Not: İddialarımı kanıtlayacak benzerlikleri görmek isteyenler www.yersizyurtsuz.com adresinden UYSAL CİNAYETLER adlı romanıma ulaşabilirler.
Baghead (2008)
Yazan: Can Yalçınkaya 31 Ocak 2010
Kategori: Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız
Duplass kardeşlerin ikinci filmi Baghead, korku filmi severlerin beğenebileceği, fakat kelimenin tam anlamıyla bir korku filmi olarak tanımlamaktan imtina edilmesi gereken bir film. Bir önceki uzun metrajlı filmleri the Puffy Chair’deki minimalist aile filmi havasını devam ettirdikleri Baghead’de aktör olan, ya da olmaya çalışan ikisi kadın ikisi erkek dört arkadaşın hikayesi anlatılıyor. Filmin başında bir bağımsız film gösterimine giden Nick, Chad, Katherine ve Michelle, birkaç kadehten sonra, kendilerinin de bir bağımsız bir film yaparak şöhret sahibi olabileceklerini düşünerek kendilerini bir arkadaşlarının ormandaki kulübesine atıyorlar. Amaç bir senaryo yazmak, ama tabii kimilerinin başka saikleri de var. Devamını oku
Porno’dan Mugler’a
Yazan: Konuk Yazar 30 Ocak 2010
Kategori: Kavram - Kuram
Traci Lords...
Rüyalarının kadınına el altından satılan ucuz porno dergilerinden birinde rastlayan o şairin adını anımsamıyorum şimdi, ama o kadın Nora Kuzma olmalı. Nora, ya da pornolardaki adıyla Traci Lords.
Demir işçisi babasını terkederek daha 16 yaşında sahte kimlikle girdiği porno marotonundan, ensesindeki FBI nefesiyle Avrupa’ya kaçış, oradan John Waters’ın Iggy Pop’lu, Mink Stole’lu Cry Baby’sindeki ironik bakire rölüyle tekrar yeraltına giriş. Ve sonunda Thierry Mugler’ın post-Barbarella giysileriyle Vouge sayfaları. Barbarella bu kez Roger Vadim’in değil, Russ Meyer’in.
Tek filmde kullanılan üç kamera ve sonuçta ortaya çıkan beş film. İşte Lords’un pornoları böyle oluşmuş. FBI, küçük yaşta çevirdiği için “Talk Dirty To Me III”, “New Wave Hooker” ya da “Deep Inside Traci’ gibi başyapıtlarını videoculardan kaldırmış, ama burada bile el altından bulunabilir. Onun, Los Angeles’dan Paris’e yaptığı zoraki gezi sırasında çevirdiği ‘Traci, J’Taime’i seyrettiğimde dört kişiye karşı sadece dudaklarını kullanıyordu. Boyalı saçlarının dört Fransız arasında gezindiği günlerden hemen sonra B-filmlerin unutulmaz yönetmeni Roger Corman’dan aldığı teklifle, bilimkurgu klasiği ‘Not This Earth’ün yeni çevrimindeki genç kurban rolüne soyundu.
Daha sonra Waters’ın Anarko/Punk oyuncu kolajına ‘Cry Baby’ ile katıldı. Filmografisi boyunca transseksüel Divine’dan, Punk’ın büyükannesi Debbie Harry’e, eşcinsel klüplerden topladığı dansörlerden, terörist Patty Hearst’e dek her tür marjinalle çalışan Waters için Lords’un ‘background’u hiç de önemli değil.
Lords, Deep Throat’ın efsanevi Linda Lovelace’si, ‘The Devil in Miss Jones’un Georgina Spelvin’ı gibi porno sinemasının kilometre taşlarından biri.
Videodreamproject
Öteki Sinema 5 Yaşında…
Yazan: Murat Tolga Şen 30 Ocak 2010
Kategori: Haber - Etkinlik
Öteki Sinema’nın tüm dostlarına,
30 Ocak 2006′da midnight.blogcu.com adresinde başlattığımız ve 2007 sonunda kendi alan adımızda devam ettiğimiz Öteki Sinema/Midnight Movies maceramız, coşkulu katılımlarınız ve desteklerinizle bugüne kadar geldi.
Bu yola çıkarken hedeflediğimin çok ötesindeyiz. Blogun fitilini Cenk Kral ve rahmetli Sadi Konuralp’in 19 sayılık müthiş yeraltı dergisi “Geceyarısı Sineması”nın verdiği ilham yaktı. Sonrasında Metin Demirhan’ın ve Ali Murat güven’in destekleri, Murat Özkan’ın müthiş banner’ları, tek başınayken Masis’in “Hadi abi..” dercesine ivmelendiren katılımı, Sinematik, Ters Ninja, Korku sitesi, Beyazperde ve onlarca site/blog’dan dostlar, Galactica’nın rastladığı Pegasus gibi bize umut ve coşku verdiler. Biz de bu yolda rastladığımız samimi tüm çabalara elimizden geldiğince destek verdik. Yazarlarımıza ve bizi beğenip kendi okurlarına tavsiye eden tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz.
Öteki Sinema vizyon ötesi naftalinli içeriğine rağmen en çok okunan sinema yayınlarından biri oldu. ve misyonuna hep sadık kaldı. 5. yılımızı ve paylaşımcı, özgün yerli içeriği destekleme çabamızı hep birlikte kutluyoruz. Aşağıda Öteki Sinema’ya kıymet verenlerin bizle olan etkileşimlerini özetledikleri kısa yazılar bulacaksınız. Katılanlar ve okuyanlar; Hepiniz çok kıymetlisiniz ve lütfen kıymet vermeye devam ediniz.
Tüm Öteki’ciler adına Murat Tolga Şen
Bad Biology (2008)
Yazan: Tolga Demirtas 30 Ocak 2010
Kategori: Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız, İstismar Sineması
Frank Henenlotter isminin birçoğumuzun hafızasında 1982 yapımı Basket Case filmini canlandırdığını söyleyebiliriz. B tarzı komedi-korku filmlerinde kült mertebesine ulaşmış yönetmenin sadece 9 filmi olmasına karşın bunlardan büyük çoğunluğu B film fanları için önemli yapımlardır. Peki nedir bu filmler? Baket Case (1982) Brain Damage (1988), Basket Case 2 (1990), Frankenhooker (1990), Basket Case 3 (1992). Bu halkaya dahil edebileceğimiz bir diğer filmi ise son yapımı olan Bad Biology (2008)’dir.
Bad Biology, benim son zamanlarda izlerken keyif aldığım nadir yeni yapım filmlerden biri. Film genetik bozuklukları yüzünden cinsel açlık çeken bir kadın ve bir erkeğin bir noktadan sonra kesişen ortak hikayelerini anlatıyor. Sağlıksız bir cinsellik üzerine kurulu olan film günümüz gençliğinin cinselliğe bakışına eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Günümüz gençliğinin cinselliğini sınırsızca yaşaması ve bir doyuma ulaşamaması, yönetmenin iki ana karakteri Jannifer (Charliee Danielson) ve Batz (Anthony Sneed)’in de genetik bozuklukları yüzünden sürekli cinsel açlık çekmeleriyle anlatılmaktadır.
Jannifer’ın doğuştan yedi klitorisi vardır ve sınırsız bir cinsellik yaşamasına rağmen doyuma bir türlü ulaşamamaktadır. Beğendiği birçok erkekle birlikte olan Jannifer’ın tuhaflıkları sadece yedi klitorisi olmakla bitmiyor. İlişkiye girdikten iki saat sonra ise doğum yapmakta ve bebekleri ölüme terk etmektedir. Batz’in durumu ise daha vahimdir. Anormal boyutlardaki penisi, büyüklüğünün yanı sıra başına buyruk tavırlarıyla Batz’e rahat vermemektedir. Sürekli bir cinsel açlık çeken Batz günlük yaşamda da ereksiyon olmamak için çeşitli ilaçlar kullanmaktadır. Fakat ilaçlar artık derdine çare olmamakla birlikte Batz’ın sağlığını da tehdit etmektedir.
Filme salt korku filmi demek yanlış olur. Fakat bir başlık altında kategorize etmek için birçok yerde korku sıfatı kullanılmış. Frank Henenlotter komedi öğelerini de filme kendi üslubuyla dahil etmiş. Bence, Frankenhooker’dan sonra en fazla komedi unsuruna yer verdiği filmlerden bir tanesi Bad Biology. Batz’ın masturbasyon sahnesiyse benim hayatım boyunca gördüğüm en yaratıcı masturbasyon sahnesiydi. Bunun haricinde Jannifer’ın Batz’ın yerde yatan penisine önce kalp masajı ardından da suni teneffüs yapması benim gibi bir çok izleyiciyi kahkahaya boğacaktır.
Filmdeki oyunculuğa değinecek olursak, oyuncuların tamamına yakınının ilk filmi olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşın başrol oyuncuları Charlee Danielson ve Anthony Sneed başarılı oyunculuğu ilk filmleri olmasına karşın oldukça tatmin edici. Bunun dışındaki oyuncuların oyunculuğun yerlerde süründüğünü söylememe sanırım gerek yok.
Bad Biology, yönetmenin 2004-2005 yıllarında çektiği Son of Psycho ve Lurid Women’dan sonra eski tatları bize yeniden yaşatan izlenmesi gereken eğlenceli bir film.


![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=b2a1b1b2-d853-42be-bb2d-e6cf50dcbfca)

![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_e.png?x-id=238c272d-c3c4-4cc9-804c-e27bafdadb9d)



























