Şeytan Kızlar (198?)
Yazan: Murat Tolga Şen 30 Temmuz 2011
Kategori: Fantastik Türk, Film İncelemeleri, İntikam filmleri, İstismar Sineması, Sexploitation, Vigilante, X-Yeşilçam
Dünyayı Kurtaran Adam’dan bile daha “kötü”: Şeytan Kızlar!
Biz yazdıktan sonra Homoti epey meşhur oldu ama 80’ler video furyası sırasında çekilmiş onlarca “kötü” Türk filmi bulunmaktadır. Kötü film derken, Türk sinemacıların çektiği en kötü film unvanını haksız bir şekilde taşıyan Dünyayı Kurtaran Adam’a bile bir başyapıtmış gibi yaklaşmanızı sağlayacak kadar pespaye yapımlardan bahsediyorum. Bunlardan biri olan Şeytan Kızlar’ın yapım tarihi tam olarak bilinmiyor ama furyanın ortasında yani 1985 ya da 1986 yıllarında çekilmiş olması kuvvetli bir ihtimal.
Şeytan Kızlar hiçbir anında bir senaryoya sahipmiş gibi durmuyor. Filmin başında kumsalda oynaşan iki genç insandan kadın olanı birden telden bir kuyruğu ve kartondan bir şeytan maskesi olan amazona dönüşüp partnerini önce kırbaçlayıp sonra boğuyor ve elindeki makyaj aynasıyla arkadaşlarına mesaj gönderiyor! Elleri kıskıvrak bağlı genç adam hoyratça itelenerek bir yere götürülüyor ve sonra saçma sapan ve acemice karate hareketleri yapan hepsi bikinili ve maskeli dilberlerden oluşmuş Şeytan Kızlar kampını görüyoruz. Devamını oku
Türk Kaptan Amerika’sı Deja View’da!
Yazan: Murat Tolga Şen 29 Temmuz 2011
Kategori: Fantastik Türk, Haber - Etkinlik
Hep söylerim, bizim kötü filmlerimiz dışarıda daha çok biliniyor, seviliyor diye…
Serdar Kebapçılar’ın Korkusuz adlı filmini Rampage adıyla ABD’de DVD’ye basan ve dağıtan Dark Maze Studios’un web sitesinde yayınlanan Deja View programında Ed Glaser, dünyada eşi benzeri olmayan, Kaptan Amerika ve Santo’nun kötü Örümcek Adam’a karşı büyük bir mücadele verdiği 3 Dev Adam filmini merceğine almış ve izlemesi oldukça keyifli bir bölüm hazırlamış. Aytekin Akkaya’nın daha önce verdiği röportajlardan bölümler de içeren Deja View’u sizlerin de ilgisine sunuyoruz. Devamını oku
Sound of Noise / Yaşamın Ritmi (2010)
Yazan: Fatih Yürür 29 Temmuz 2011
Kategori: Film İncelemeleri
DEVRİMİN SİLAHI : NOTALAR…
Hiç kuşkusuz, yılın en keyifli sinemasal muzipliklerinden biri ile karşı karşıyayız. Üstelik çıkınının içerisinde, müzikal polisiye, kent komedisi ve yeşilimtırak mizah gibisinden, farklı armonik tatlar barındıran ve alışılageldik sınırlar içerisinde yer almamasına rağmen daha ilk dakikadan izleyiciyi avucunun içerisine almasını bilen, hınzır, zeki ve esnek bir yapım Yaşamın Ritmi…
Müziğe olan yetenekleri kalıtsal kabul edilen, Warnebring ailesinin, müzikten tiksinen ve genlerine baş kaldıran tek üyesi hiç kuşkusuz Amadeus’tur. Polis memuru olan Amadeus aynı zamanda belli aralıklardaki sesleri duyamamaktadır. Fakat aktivist ruhlu müzisyen Sanna’nın suçla iştigal eden müzikal baş kaldırılarından birinin soruşturmasını ele alan Amadeus bambaşka bir çılgınlığın kucağına düşer.
Diğer taraftan Sanna ve Magnus, şehrin müzikal kirliliğine ve kalıplara sıkıştırılmış ritimlere özgürlük tanımak adına 4 adımdan oluşan bir eylem planı hazırlarlar. Marcus, Myran, Anders ve Johannes adındaki dört usta perküsyoncunun da ekibe dahil olmasıyla, müzikal suç örgütü de tamamlanmış olur. Sıra dört bölüm olarak tasarladıkları eylemlerini hayata geçirmeye gelmiştir. Bu eylem planı, münferit mekanlarda ve akla hayale gelmeyecek münferit enstrümanlarla hayata geçirilecek olan bir konserin haritasıdır aslında! Devamını oku
Kevin Smith Bu Sefer Güldürmedi(!): Red State…
Yazan: Murat Kızılca 28 Temmuz 2011
Kategori: Haber - Etkinlik, Pek Yakında
Clerks, Mallrats, Chasing Amy, Dogma gibi birbirinden başarılı bağımsız komedi filmleriyle tanınan Kevin Smith’in yeni filminin ismi Red State.
Red State’i Smith’in diğer filmlerinden ayıran bir özellik var; Smith bu sefer daha önce denemediği korku/gerilim türüne el atmış. Filmin basın bülteninde konusu şu şekilde özetlenmiş:
“Red State unfolds in a small town dominated by a fundamentalist preacher, Abin Cooper. It tells the story of three high school boys who, on their way to an internet arranged meeting with a woman, end up crossing paths with Cooper. The encounter sets into motion a series of events that causes all hell to break loose.”
Türkçe meali;
“Red State, Abin Cooper isimli köktendinci bir vaizin hüküm sürdüğü küçük bir kasabada başlar. İnternet üzerinden tanıştıkları bir kadın ile buluşmaya giden üç lise öğrencisi gencin yolunun Cooper ile çakışmasının hikayesini anlatır. Bu karşılaşma bir dizi olayı tetikler ve her şeyin bir kabusa dönüşmesine yol açar.”
2011 Sundance Film Festivali’nde galası yapılan filmin dağıtım hakları Smith’in kendisinde bulunuyor. Tam da kendinden beklendiği gibi Smith filmini geleneksel yolların dışında izleyiciye ulaştırıyor. Bu sene içinde ABD’nin birçok yerini gezen film “Red State USA Tour” ismini verdikleri tur kapsamında bu sonbahar da ABD’yi gezmeye devam edecek. Her gösterimden sonra izleyicisi ile buluşan Smith sorulan soruları kendisine has üslubu ile yanıtlamayı sürdürecek. Devamını oku
Siyah Perdenin Önündeki ve Arkasındaki Gençler
Yazan: Fatih Danacı 28 Temmuz 2011
Kategori: Kavram - Kuram
Sinemanın tarihsel süreci irdelendiğinde çeşitli furyalar görülür. Propaganda filmlerinden savaş filmlerine; belgesel sinemasından deneysel filmlere kadar çok sayıda tür, alt tür, yıllar içinde sinemaya dahil olmuştur. Korku sineması da bunlardan biridir ve yılların geçmesiyle birlikte ya dönemin atmosferine uymuş ya da kendi kurallarını oluşturmuştur. Korku sineması, diğer türler arasında hiç şüphe yok ki farklı bir yer tutar. Hiç değilse bile en azından kendi tutkulu seyircisine sahiptir. Çocukları, gençler ve yetişkinleri, yani her yaştan seyirciyi içine alır. Muhakkak diğer türler için de benzer yaklaşımı sergilemek mümkündür ancak az önce bahsettiğimiz “tutku”, korku filmleri için daha baskındır denilebilir. Forrest Ackerman gibi büyümeyen bir çocuk ile henüz ilköğretim çağında olan bir çocuğu aynı sinema salonunda görmek her ne kadar alışılmadık bir durum gibi olsa da, konu korku sineması olunca pek ala mümkündür. Bu durum da korku sinemasının ticari hamleleri başarıyla yapabilen bir tür olduğunu gösterir. Çoğu zaman kendini tekrar etse de, yenilikçi olmayı bir şekilde başarır.
Bu girişin ardından asıl konumuza geçebiliriz: Korku sineması “teenager” (yeniyetme) furyasını ne zaman yarattı? Her daim hedeflenen gençler miydi? Çocuk ve yeniyetme denilen yirmi yaşının altındaki oyuncular korku sinemasının vazgeçilmezleri miydi? Bu tarihsel süreci detaylı değil ancak genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığımızda cevaba doğrudan ulaşabiliriz. Devamını oku


















