Kaybedince Hatırladıklarımız: Özcan Tekgül

Tersninja ve Sadibey.com‘un geçtiği haberden öğrendik ki “Uçan Daireler İstanbul’da” filmi ile Türk B filmi meraklılarının gözdelerinden biri olan Özcan Tekgül ölmüş… İnsan hayatının yükselişi ve sonra tüm manayı içine hapsederek sonlanışı, yaşayanların kendi sonlarına duydukları üzüntü yüzünden olsa gerek düşününce adamı tuhaf ediyor. Ama bir oyuncunun pelikülde hep genç kalabilme ve biz izlediğimiz sürece ölümsüz olabilme ihtimali var. Adile Naşit gibi, Münir Özkul gibi, Özcan Tekgül gibi…

O sebeple mutlaka Özcan Tekgül hakkında bir hatırlatma koymalıydık Öteki Sinema muhteviyatına, ve öyle yaptık.

Özcan Tekgül 15 Ocak 1941′de İstanbul’da Boğaziçi’nin Anadolu yakasında Beykoz ilçesine bağlı bir semt olan Çubuklu’da dünyaya geldi. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1939 olarak da geçmektedir. Ortaokulu bitirdikten sonra eğitimine devam etmeyen Tekgül, 1954 yılında bir gazetenin açtığı “Plaj Güzeli” yarışmasında derece alınca gelen teklifler üzerine dansözlüğe başladı. 1955 yılında Karaca Tiyatrosu’nda[1] ve Ses Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. O günlerin magazin basını ve erotik dergilerinde fotoğrafları yayımlanmaya başlayınca şöhreti daha da arttı.

Yine 1955 yılında, daha 14 yaşındayken annesiyle gittiği bir film setinde yönetmen Muharrem Gürses tarafından keşfedildi, sonra da Faruk Kenç’in yönettiği “Kaybolan Gençlik” filmiyle sinemaya başladı. Böylece 1950′lerde güzellik yarışmalarından sinemaya geçen Ayfer Feray, Leyla Sayar gibi onlarca sanatçının arasında o da katılmış oldu. Üstelik bu ilk filminde Muhterem Nur’la birlikte başrolleri paylaşıyorlardı. Tekgül 1970′lerin başına kadar otuz kadar filmde oynadı. Bunların bazılarında oldukça önemli rollerdeydi. Bu filmlerde Fikret Hakan, Ayhan Işık, Vahi Öz, Fatma Girik ve Ajda Pekkan gibi dönemin starlarına karşı oynadı.

Bu arada ilk mesleği dansözlüğü de bırakmadı. 1962′den başlayarak yurt dışında çeşitli ülkelerde oryantal olarak çalıştı. Mısır, Lübnan ve Uzak Doğu ülkelerinde şeyhler, prensler, emirlere, sultanlar, cumhurbaşkanları ve krallar için dans etti. Yurda dönünce de dansözlüğe devam etti. “Ateş dansı” adını verdiği bir koreografiyle yaptığı oryantal dans adeta onunla özdeşleşti. 1956’da “müstehcen fotoğraf çektirmek” suçundan mahkemeye verilen Tekgül bu davadan beraat etti. Hep farklı olmak istediği için sürekli yenilikler peşinde koşardı. Bu nedenle yabancı dergilerde gördüğü fotoğrafları taklid ederek çıplak vücuduna desenler çizdirdi ve sahneye öyle çıktı. 1960′lar boyunca gazetelerde yer alan gazino ilanlarında hep onun adı ve görüntüsü yer aldı. Sürekli olarak dikkatleri üzerine çekmeye bayılırdı, bu nedenle 1950′lerde ve 1960′larda sık sık ölüm tehlikeleri atlattığına dair gazete haberleri çıkardı, ancak trafik kazaları, havagazı zehirlenmeleri ve boğulma tehlikesi türünden bu haberler hep inandırıcılıktan uzak olmuştur

1980 yılında Kültür Bakanlığı’nın 25 yılını doldurmuş bazı sanatçılarla birlikte kendisine de verdiği “onur belgesi”, çeşitli çevrelerde tartışmalara yol açtı. Bir dansöze şeref belgesi verileceği haberi bakanlığı karıştırdı, bu nedenle bakanlıktan istifalar bile oldu. MSP, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’e bununla ilgili bir de soru önergesi verdi. “Özcan Tekgül gibi kıvırma” sözü siyasetçiler arasında bir hakaret ve suçlama cümlesi olarak sıklıkla kullanıldı.

Bir süredir Antalya’nın Kemer ilçesinde bir tür inziva hayatı sürdürmekte olan 1960′ların ünlü vamp yıldızı Özcan Tekgül, 2 Temmuz 2011′de Antalya – Serik yolunda geçirdiği trafik kazası sonucunda yaşamını yitirdi. Arayanı soranı çıkmadığı için cenazesi üç gün morgda bekletilmiş, neredeyse garipler mezarlığına defnedileceği sırada kendisini tanıyan bir genç sayesinde Güzeloba’da bir camiiden kaldırılarak Antalya’da Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir. Özcan Tekgül’ün eskiden beri bir hayranı olduğunu belirten aktör Halil Ergün’ün sanatçının mezarını yaptırmaya talip olduğu basında çıkan haberler arasındadır. Hiç evlenmemiş olduğu için babasından kalan emekli maaşıyla geçinen Özcan Tekgül öldüğünde 73 yaşındaydı.

Özcan Tekgül, rol aldığı filmlerin haricinde bir de roman yazmıştır. Eser Özcan Tekdemir tarafından 2008 yılında “Bekçi” adıyla sinemaya da uyarlanmıştı. Yönettiği filmin senaryosunu da yazan Tekdemir, başrollerde Emin Tuğra Baykul ve Ziya Hepbir’i oynatmıştı.

Filmleri

1955 – “Kaybolan Gençlik”
1955 – “Kadının Fendi”
1955 – “Garipler Adası”
1955 – “Lokum Sultan”
1955 – “Yaşlı Gözler”
1955 – “Çoban Ali”
1955 – “Basmacı Güzeli”
1955 – “Uçan Daireler İstanbul’da
1955 – “Köye Gelen Dansöz”
1956 – “Papatya”
1956 – “Şehir Yıldızları”
1956 – “Kadifeden Kesesi”
1957 – “Yavrularımın Katili”
1957 – “Annemin Gözyaşları”
1959 – “Hicran Yarası”
1959 – “Felaket Yolu”
1959 – “Bağrıyanık”
1960 – “Ve Allah Aptalları Yarattı”
1960 – “Gece Ve Gündüz”
1961 – “Kadın Asla Unutmaz”
1962 – “Sokak Kızı”
1962 – “Rıfat Diye Biri”
1962 – “Ölmek İstiyorum”
1962 – “Meçhule Gidenler”
1962 – “İnsan Doğarken Ağlar”
1963 – “Mukadderat”
1963 – “Harmandalı Efe’nin İntikamı”
1963 – “Çadır Gülü”
1968 – “Yedi Adım Sonra”
1968 – “Haris Ruhlar”
1969 – “Tatlı Günler”
1969 – “Çılgın Soyguncular”
1971 – “Dişi Hedef”

Özcan Tekgül’e ait Wikipedi maddesinden alıntıdır.

Bir yorum

  1. Selahattin "The Noordinator" Özpalabıyıklar

    arkapencere.com internet dergisinin 8 Temmuz 2011 tarihli sayısında Tunca Arslan’ın iyi bir yazısı var.
    http://www.siyad.org/article.php?id=5546

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. İşaretli kutular boş kalmasın *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>