2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali

Yazan: 27 Ocak 2012  
Kategori: Festival Duyuruları, Haber - Etkinlik

2. ULUSLARARASI ENGELSİZ FİLM FESTİVALİ KISA FİLM YARIŞMASI BAŞVURULARI BAŞLADI

Mind the AD-İstanbul tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan 2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali 30 Nisan-5 Mayıs 2012 tarihleri arasında hayata geçiyor.

Engellilik, iş göremezlik konusunda kısa ve uzun metrajlı filmlerle toplumda farkındalık yaratmayı ve bu bilincin güçlenerek yayılmasını sağlamayı hedefleyen Uluslararası Engelsiz Film Festivali; “Herkes İçin Eşit Yaşam Koşulları, Eşit Saygı ve Adalet” ana temasıyla çalışmalarını sürdürmeye başlamıştır. Devamını oku

İzmir Festivaline Kavuşuyor: Uluslararası İzmir Film Festivali

Yazan: 27 Ocak 2012  
Kategori: Festival Duyuruları, Haber - Etkinlik

12. Uluslararası İzmir Film Festivali 21-28 Nisan 2012 tarihleri arasında körfezde yeniden sinema rüzgarları estirecek. Köklü tarihsel geçmişi, kültürel mozaiği ve farklı kültürleri bir arada barındıran yapısıyla tanınan İzmir, sinema dünyasını yeniden ağırlayacak.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün tarafından yapılan açıklamada Uluslararası İzmir Film Festivali’nin, 21-28 Nisan 2012 tarihleri arasında düzenleneceği belirtildi. 1989-2000 yılları arasında “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak düzenlenen ve İzmir’in sinema alanında önemli bir açığını kapatan etkinlik; Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı destekleri ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü işbirliğiyle 11 yıl sonra yeniden hayata geçiriliyor. Devamını oku

Don’t Be Afraid of the Dark (2010)

14 yaşındaki Sally annesinin nedendir bilinmez aldığı bir karara göre artık babası ve onun kız arkadaşı Kim ile birlikte onların restore ettirmeye çalıştıkları 19. Yüzyıldan kalma bir evde yaşamak zorunda kalmıştır. Evin buram buram tarih kokan köşelerinden birinde ise bu kırgın küçük kızın ruhunun onlara ait olduğuna inanan bir topluluk yaşamaktadır ve ne pahasına olursa olsun özgür kalacak ve o ruhu alacaklardır.

2010 yapımı film aslını, senaryosunu Nigel Mckeand’ın yazdığı, yönetmenliğini John Newland’ın üstlendiği, başrollerini Kim Dorby ve Jim Hutton’ın paylaştığı 1973 yapımı bir televizyon filminden almıştır. Film gösterildiği tarihte çok büyük ilgi görmüş ve o zaman için başarılı yapımlardan biri olarak televizyon tarihindeki yerini almıştı.

Gelelim biz filmimize. Filmde kocası tarafından önemsenmeyen ve yalnızlığa itilmiş genç kadın Sally’nin yerini annesi ve babası ayrı hayatlar seçen, annesi tarafından babasına hiçbir açıklama yapılmazsızın gönderilen velhasıl kendini terk edilmiş, sevgisiz kalmış hisseden küçük bir kız alıyor. Kendini annesinin sıcacık evinden atılmış bir vaziyette, kocaman, eski ve bomboş bir evde buluyor. Elinde yeteneğinin resim yapmak olduğunu belli eden bir resim defterini sıkı sıkıya tutarken tanışıyoruz çocuk Sally ile. Tv filminde genç kadının rolünü üstlenen bu küçük kızda filmin ilerleyen dakikalarına kadar onun kaderine gark oluyor ve kimseyi bu evdeki tehlikenin boyutlarına ikna edemiyor. Devamını oku

Pek Yakında: The Pact

Yazan: 26 Ocak 2012  
Kategori: Pek Yakında

Bazı kapılar hiç açılmamalı… 

 

The Pact, Nicholas McCarthy tarafından yazılıp yönetilmiş olan ABD yapımı bir film.

“Annelerinin ölümünden sonra Nicole ve Annie isimli iki kardeş çocukluklarının geçtiği anılarla yüklü eve geri döner. Annie, annesinin eşyaları arasında gezinerek geçmişe dair ipuçlarının peşine düşer. Tanımadığı bir genç kadın ile annesinin yan yana durduğu bir fotoğraf bulur. Fotoğrafı bulduktan sonra evin içinde garip bir varlık hissetmeye başlar. Annie, bir dizi yoğun ve rahatsız edici rüya sonrasında bildiğini düşündüğü hayatı sorgulamaya girişir. Etrafındaki dünya ağır ağır canlı bir kabusa dönüşmektedir.” Devamını oku

Gangster Filmleri

Yazan: 23 Ocak 2012  
Kategori: Kavram - Kuram

Sanat ile uğraşanların karşılaştığı başlıca sorun, ‘kaynak sorunu’dur. Sinema sanatı açısından bakıldığında birincil kaynak (main source) her zaman ‘film’in bizzat kendisidir. Bu nedenle sinema sanatı düşünüldüğünde; herhalde bir sinemaseverin içine düştüğü en üzücü durum, çok merak ettiği bir filmi izlemek isteyip de, çeşitli nedenlerle bir türlü fırsat yakalayamıyor oluşudur. Diyelim filme bir şekilde ulaşıldı ve seyredildi ve hakkında daha fazla bilgiye/yoruma/çözümlemeye ihtiyaç duyuldu, burada ikincil kaynaklar (secondary sources) sorunu ortaya çıkar. Ve bu sorun neredeyse birinci sorun kadar can sıkıcıdır. Kitaplar, makaleler, inceleme yazıları, belgeseller, internet yorumları vb. öğeler ikincil kaynaklar kategorisine girer.

İkincil kaynaklara duyulan ihtiyacın temel noktası; ‘merak’ gidermektir. İkincil kaynaklar; filmin kimi karanlık noktalarına aydınlığa kavuşturmak, filmi oluşturan temel öğelerin neler olduğunu ve bu öğelerin üretim sürecindeki yerlerini ve önemlerini daha iyi kavratmak, filmin ne anlattığını (niçin varolduğunu), ne gibi detaylara sahip olduğunu öğretmek gibi çeşitli işlevlere sahiptirler. Film hakkındaki her bilgi, o filmi çözümlemekte kullanılan detaylar yumağının bir parçasıdır ve özellikle bir sinema yazarı için büyük öneme sahiptir. Hemen hemen her sinemasever, beğendiği filme bir tür hakimiyet kurmak ister. Adeta film ile arasındaki bağları sıkılaştırıp, filmin bir parçası, bir uzantısı olmak gayesi güder. Bir yandan beğeniyi/hazzı sürekli kılmak öte yandan o yapının bir parçasına dönüşmek. (mesela o filmden bahis açıldığında akla gelmek, beğendiği filmlerdeki bir karaktere dönüşmek, normal hayatında çok sevdiği filmlerin replikleriyle konuşmak vb. Hiç küçümsemeyin, aramızda böyle bir sürü insan olduğunu hepimiz iyi biliyoruz). Detaylar olmadan bir sinema filmi üzerinde hakimiyet kurulması zordur. İşte bu noktada ikincil kaynaklar, hayati önem taşır. Devamını oku

« Önceki sayfaSonraki sayfa »