2015’in En İyi / En Kötü Yerli Filmleri

2015 senesi, Türk sineması için epeyce bereketli geçti. Toplamda 134 film vizyona girerken, bunların arasından 130’unu, bu yıl çekilen filmler oluşturuyordu. Bunca film bolluğu arasında hepsinin iyi olmasını beklemiyorduk, olmadı da zaten… Öyle ki, “iyiler” listesi için film bulmakta zorlanırken, kötüler arasında seçim yapamadım. İşte, izlediğim filmler arasından belirlediğim en iyi ve en kötü filmler listeleri…

Önemli not: Kötüler listesi, “iyi gibi görünen ama aslında kötü olan filmlerden”; tüm liste ise yalnızca vizyona girmiş yapımlar arasından seçilmiştir. Elbette çok daha kötü filmler yıl boyunca gösterime girmiş olmakla birlikte bu liste, değerlendirmeyi hak eden kötülerden ve hayal kırıklıklarından oluşmaktadır.

En İyi 10 Yerli Film

Sarmaşık (2015): Tolga Karaçelik’in, Antalya film Festivali’nden dört ödülle dönen filmi Sarmaşık, bir gemide geçen sürreal hikâyesiyle günümüze dair etkileyici okumalar barındıran, çarpıcı bir film. Nadir Sarıbacak ve Özgür Emre Yıldırım ise kelimenin tam anlamıyla döktürüyor…

Takım: Mahalle Aşkına (2015): Emre Şahin’in ikinci sinema filmi, Yeşilçam aromasına sahip bir mahalle hikayesi olarak bu yılın en samimi, en sıcak yapımlarından…

Çekmeceler (2014): Ece Dizdar’ın hayranlık uyandırıcı performansıyla öne çıkan film, şaşılacak derecede cesur ve sarsıcı…

Yok Artık (2015): Ünlü oyuncu Caner Özyurtlu’nun yönettiği Yok Artık, birbirinden farklı öyküleri müthiş bir finalle bağlıyor. Gözden kaçırmamakta fayda var.

Kuzu (2014): Kutluğ Ataman’ın, geçen yılki Antalya Film Festivali’nin en iyi filmi olan Kuzu’su, mitolojiden beslenen hikâyesi ve iki küçük oyuncusunun kahkahalara boğan sahneleriyle dikkat çekiyor. Tek kusuru ise finali…

Eksik (2015): Barış Atay’ın ilk yönetmenlik denemesi olan Eksik, 80 darbesinin getirdiklerini güçlü metaforlarla anlatmaya çalışan, “meselesi” olan filmlerden…

Limonata (2015): Yıllar sonra bir araya gelen iki kardeşin Balkanlar’a doğru trajikomik yolculuğunu konu alan Limonata’da, Ertan Saban ve Serkan Keskin’in bir arada olduğunu söylemem yeterli olur herhalde…

O.H.A: Oflu Hocayı Aramak (2014): Yine bir ilk yönetmenlik denemesi olan O.H.A, zekâ ürünü mizahıyla öne çıkıyor.

İçimdeki Balık (2013): Gereğinden fazla romantik finali gibi birtakım eksikleri olsa da, enteresan hikâyesi ve karakterleriyle izlenmeyi hak eden yapımlardan İçimdeki Balık.

Siccin 2 (2015) : Alper Mestçi’nin, gerçek bir hikâyeden yola çıkarak yazdığı Siccin 2, büyü sekanslarıyla yılın en yerli korkularından…

En Kötü 10 Yerli Film

Mustang (2014): Mustang için söylenecek çok şey var ama önceliğim “samimiyet” pazarladığını sanıp, gülünç duruma düşmek üzerine olacak. Bir yönetmen elbette ki, kendi ülkesinin kültüründen, geleneklerinden, örf ve adetlerinden uzak olabilir; bildiği kadarıyla film çeker, bu bile kabulüm. Fakat Mustang ne yazık ki, bundan daha kötüsüne kalkışarak, beş kız kardeşin “sahte” hayatı üzerinden ödül sevdasına düşmüş bir film. Aksi halde, küçük bir köyde yaşayan bu kızların en başından itibaren geleneklere bağlı olarak büyütüleceğini, baskının bir günde gelmeyeceğini herkes bilir. Ki bu, filmin sadece çıkış noktası… Yazık…

Firak (2014): Altın Koza’da yarışma filmi olduğu için izlemek zorunda kaldığım, herkesin film çekmemesi gerektiğini bir kez daha sinir bozukluğu yaşatarak hatırlatan film.

Çekmeköy Underground (2014): Anlatmak istediği meseleyi, kültürü dahi özümseyemeden film çekmeye çalışmak nasıl oluru merak ediyorsanız, bir göz atın.

İyi Biri (2014): Film o kadar yapay, o kadar zorlama ki, Cengiz Bozkurt bile kurtaramıyor; üstüne korkunç bir ses tonuyla filmin başından sonuna dek “Kara Kız” diye bağırarak kulaklarımızı tırmalıyor!

Bulantı (2015): Türk Sinemasının en önemli yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un yeni filmi, yükselişle başlayan bir sinema kariyerinin duraklamaya dahi girmeden düşüşe geçtiğinin bir ifadesi… Bulantı ismini verdiği ve başrolünde kendisinin yer aldığı film, Zeki Demirkubuz’un kötü oyunculuğunun yanında, kötü bir oyuncu yönetimiyle karşılaştığımız, hikâyesinin hiçbir noktasında bir derinliğe sahip olmayan, karakterlerin boşlukta gezdiği bir “bunaltı”dan ibaret… Benim ve diğer Zeki Demirkubuz severler için neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak, her haliyle hayal kırıklığı bir film…

Nefesim Kesilene Kadar (2014): Hikâyesinin odağında yer alan ve dokumacılık atölyesinde çalışan bir genç kadından hareketle, dramatik bir biçimde ezilmeye ve yok sayılmaya mahkûm insan/kadın panoraması çizmeye kalkışan film, ne yazık ki ne yazık ki bunun üstesinden gelemiyor.  Teoride doğru bir çıkış noktası yakalıyor ancak pratikte sıkıcı ve hatta boğucu bir anlatımın kurbanı oluyor.

Geniş Aile: Yapıştır! (2015): Televizyonda uzunca bir süre devam eden Geniş Aile dizisi, olduğu gibi sinemaya “nakledilmiş”. Nakledilmiş diyorum çünkü sinema açısından herhangi bir nitelik taşımayan film, 90 dakika süren bir dizinin sinemada biletle izletilen halinden ibaret! Sinemada dizi izlemek için para vermeyelim en azından…

Toz Ruhu (2014): Toz Ruhu, aslında çok orijinal bir karakter yaratıp, ona iyi bir hikâye yazamayarak, heba edilmiş bir film.

Neden Tarkovksi Olamıyorum (2014): Bu filmi ismi nedeniyle içinde bir nebze olsun ironi barındırması umuduyla izledim fakat ilk 20 dakikası sektör problemlerine, hep aynı tarzda çekilen filmleri iğnelemeye ve ödül kazanmak için gerekli olan kriterlere değindikten sonra enteresan bir biçimde yine aynı çıkmazın içine giriyor.

8 Saniye (2015): Gerçeklikten ve inandırıcılıktan uzak 8 Saniye, her haliyle tanıtım faaliyeti gibi…

Yazar hakkında: Başak Bıçak

1987 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Özel Tevfik Fikret Lisesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Tarihi üzerine yüksek lisans yaptı. Bilhassa Fransız Devrimi olmak üzere Avrupa Tarihi üzerine uzmanlaştı. Sinema özel tutkusu ve 2012 yılından bu yana filmler üzerine yazılar yazıyor. Akşam Gazetesi, Film Arası Dergisi ve Cinedergi yazarı... Dans, seyahat, fotoğraf ve şarap meraklısı...

8 Yorumlar

  1. Çok şaşırdım kötüler listenize.. Listedeki 2 filmi izlemedim. Bence diğerleri mükemmel değil ama en kötü hiç değil.

  2. abluka’dan bahsetmemeniz??

  3. Mustang’in başından itibaren bu 5 kızın anne ve babasının ölmüş oldukları ve bu anne ve babanın kızlarını, ailenin geri kalanına nazaran çok daha değişik yetiştirmiş olabilecekleri (ki ben, kişisel tecrübe ve tanıdıklarım arasından 8-10 örnek verebilirim) hiç mi aklınıza gelmedi?
    Bir yönetmenin kendi ülkesinin örf ve adetlerinden uzak olmasından bahsederken, hangi örf ve adetlerden bahsediyoruz?
    70’li yıllarda yetişen çocuklarla 90’lı/2000’li yıllarda yetişenler arasınd inanılmaz farklar var.
    Bence gerçekçi ve samimi bir film Mustang.

  4. 2015’in en kötü listesinde 1. liğe adaysınız bence. Arkadaşlar arasında, objektiflikten uzak tamamen kişisel ve bir o kadar sizi ilgilendiren bir liste ne yazık ki. Yok artık! :)

  5. Şaşırmış olmaşısınız Abluka nerde Rüzgarın hatıraları nerde bence bu filmleri değerlendirmek size bi kaç gömlek fazla Mustang ne işi var kötü filmlerde toz ruhu , nefesim kesilene kadar da kötü listesinde siz sanırım sinemaya da öteki olmuşsunuz fazla siyaset beyin yakar sanatı unutursunuz umarım tez zamaanda iyileşirsiniz..

  6. İyi Biri filmi için yapılan yorum dikkatimi çekti. ‘Korkunç bir ses tonuyla ‘kara Kız’ diye bağıran’ tabiri kullanmış eleştirmen… Bu yaklaşımla film izleyip eleştiren ‘genç’ eleştirmen bir detayı unutmuş… İyi Biri; yerel dillerin hakim olduğu bir bölge filmi… O ‘Korkunç’ diye tabir ettiği ses tonu o yörenin insanlarının tamamında doğuştan olan bir tondur; ki alt metninde arap kökenli olmaları geliyor. İyi Biri yüzyılın en iyi filmi demiyorum elbette ama bir filmi eleştirebilmek ya da ödüllendirebilmek adına yeterli donanıma haiz olmadığı açıkça yorumlarından belli olan ‘genç’ eleştirmenimizin yorumları doğrultusunda en iyileri ve kötüleri belirlemesi bana göre sinemaya ve sektörümüze hakaret içermekte. Önce bir film için harcanan emekleri ve daha fazlasını bir kefeye, sonra da sinemasal içeriğini diğer kefeye koymayı bilmek gerek… Seçtiği filmlerle ilgili katıldığım yorumlarda yok değil, ancak yine de övmeyi de yermeyi de iyi bilmek gerek bazen diye düşündüm smile ifade simgesi

  7. Klişenin dibini vuran “Takım: Mahalle Aşkına” filmini beğenen birisi Mustang’i beğenmesin zaten bi’ zahmet :)

  8. 42 yaşında, 15 yıldır film eleştirmenliği yapan biri olarak benim de diyeceklerim var; İyi Biri, iyi bir film olabilirdi. Bir yol hikayesi olarak kağıt üzerinde fena durmuyor, hani neredeyse başka oyuncular ve biraz daha örtülü bir anlatımla ortaya bir Her Şey Çok Güzel Olacak bile çıkabilirmiş ama cast çok kötü, oyuncular çok abartılı oynuyor ve reji orta karar… Gişe sinemasını önemsiyorum, yeni filminizi merakla bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: