2018 Yılının En İyi Korku Filmleri

Korku sineması adına hareketli bir yılı daha geride bıraktık. Bir yandan her zamanki gibi dalgalı bir seyir izleyen vizyonu takip ederken bir yandan da ülkemizde düzenlenen film festivallerine gelen tek tük korku filmleriyle idare ettik. Bunların yanına ekleyebileceğimiz alternatif olarak boy gösteren Netflix, Amazon gibi film/dizi izleme platformlarıyla alanımızı genişletmeye çalıştık ama yılın ilgi çekici korku filmlerinin önemli bir kısmına ulaşmak, hâlâ bütünüyle mümkün olmuyor. Listeye geçmeden önce Türkiye vizyonuna da kabaca bir göz atalım. 2018 vizyonu, kırk yabancı korku filmi barındırıyordu. ABD yapımları her zamanki gibi üstünlüğü kimseye bırakmadı. Bu yılın gişe yıldızı ise 615.272 bilet satan The Meg oldu. Türk Korku Sineması ise 2015 yılından beri yirmili sayılara oturan gösterime giren toplam film sayısındaki istikrarını sürdürdü. 2015’ten bu yana sırasıyla 22,28 ve 21 korku filmimiz gösterime girmişti; bu yıl ise bu rakam 26 oldu. Türk korku filmleri göz önüne alındığında yılın gişe yıldızı ise 633.391 bilet satan Siccin 5 idi. Bu yılki vizyonun dikkat çeken bir başka hususu da ‘YouTuber’ların sinemaya geçişi furyasının korku sinemamıza yansımasıydı. YouTube’da korku içerikli videolar üreten ekiplerin yönettiği, daha çok online üretimlerin uzatılmış versiyonu gibi duran ve buluntu film (‘found footage’) alt türüne yakın duran Kapalak Kızı veya Cin Tepesi gibi filmlerin devamı gelecek mi göreceğiz.

Her yıl yaptığımız bir uyarıyı yine tekrarlayalım. Listedeki bazı filmlerin 2017 yapımı olmasına itiraz edenler olacaktır. Gereksiz bir açıklama olacak ama yine de söyleyelim; 2017 yapımı filmlerden bazıları, yılın son aylarında dağıtıma çıkar, kimisi gösterime girmeden önce festivalleri dolaştığından ülkemize daha geç gelir, kimisi de hiç uğramaz bile, dolayısıyla filmin bize ulaşması mecburen 2018 yılını bulur. Bir önceki yıl içerisinde değerlendiremediğimiz bu filmler, doğal olarak bu yıl içerisinde değerlendirilir.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Mandy (2018)

Çok iddialı bir giriş olacak belki ama Mandy, kanımca bu yılın tartışmasız en iyi korku filmi; hatta sadece korku ile sınırlandırmasak bile bu yıl izlediğim en iyi filmlerden biri. Panos Cosmatos’un ilk filmi Beyond the Black Rainbow ile yakın bağlar kuran Mandy, ilk bakışta çok bilindik bir intikam öyküsü anlatıyor gibi görünüyor. Evet, aslında öyle ama sadece “intikam filmi” deyip geçmek de büyük haksızlık olur. Temellerini basit bir intikam öyküsü üzerine kuran film, Cosmatos’a özgü kırmızı ve morun ağırlıkta olduğu müthiş renk çalışması ile süslü muhteşem görüntülere ev sahipliği yaparken, bile isteye yazılmış olabildiğince ucuz diyaloglar ve olabildiğince uçuk olay örgüsü ile halüsinatif bir uyuşturucu tecrübesine dönüşüyor.

Hereditary (2018)

Bir aile trajedisinin kâbusa dönüşmesini merkezine alıp hayatta çok sık karşılaştığımız gibi kötü bir olayı bir başkasının takip ettiği o berbat dönemlerden birini bir ailenin paramparça oluşu üzerine abartılı bir biçimde giydiren Hereditary, modern korku filmleri arasında kendine sağlam bir yer edinmeyi hak ediyor.

The Endless (2017)

Justin Benson ve Aaron Moorhead ikilisinden, Resolution (2012) ve Spring’den (2014) sonra yine kendine özgü, yine bomba gibi bir film. Bol diyalog ağırlıklı yapısıyla tipik bir “Geveze Mumblegore”. Lovecraft’ın gölgesinin her daim hissedildiği The Endless, zaman-mekân, aidiyet ve kardeşlik-aile gibi kavramları kurcalıyor. Eski filmleri Resolution evrenini, bu filmin içine hiç sırıtmadan katmalarına ise tek kelimeyle bayıldım. Mizah duygusunu hiç kaybetmeyen, tür sinemasına kesinlikle farklı bir soluk getiren, her anıyla orijinal ve çok eğlenceli olabilmeyi başaran film, bağımsız korku sinemasının yüz akı işlerinden biri.

Ravenous (2017)

Şubat 2018’deki 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nden sonra Netflix sayesinde bir kez daha izleme şansı bulduğumuz Ravenous, son yıllarda gördüğümüz en farklı zombi filmlerinden biri. Kenarları eşya-insan ilişkisi ve varoluş sıkıntısı gibi evrensel problemlerle işlenmiş film, eski usul korku filmlerine alışkın bünyelerde alerjik etki gösterebilir ama artık modern korku filmlerinin çağında yaşıyoruz ve Ravenous o dünyaya çok yakışan filmlerden bir diğeri.

A Quiet Place (2018)

Merak uyandırıcı bir post-apokaliptik dünya tasviri sunan A Quiet Place, iletişimsizlik mevzusunu odağına aldığı aile üzerinden aktarmaya çalışıyor. Sese duyarlı yaratıkların istilasındaki dünyaya artık sessizlik hâkim ama istila öncesindeki iletişimsizlik probleminde bir değişiklik yok, sadece teknolojik oyuncakların yerini yaratıklar alıyor o kadar.

The Ritual (2017)

Aslında çok da farklı bir konusu olmayan The Ritual, otuzlu yaşlardaki dört üniversite arkadaşının tekrar buluşmalarını ve İsveç’in kötü sürprizlerle dolu ormanlarından birinde kaybolmalarından sonra yaşananları anlatıyor. Bilinmezliğin hâkimiyetindeki ormanlık alandaki tekinsizlik, övgüye değer görüntü çalışmasıyla sonuna kadar hissettiriliyor. Ve film, farkını burada ortaya koyarak birçok benzerinin aksine vadettiklerinin hemen hepsini vermeye çalışarak korkuseverleri mest etmeyi başarıyor.

Caught (2017)

Daha ilk sahnesinden itibaren izleyeni tedirgin edebilmeyi başaran Caught, düşük bütçeli bağımsız korku filmlerinden hoşlananların muhakkak göz atması gereken bir film. Kabaca ev istilası (home invasion) alt türü matematiğine uygun bir yapı üzerine kurulu Caught, evi istila edenlerin kimliği üzerinden ayrı bir muamma yaratarak farklı bir yol izliyor.

Maus (2017)

1990’lı yıllardaki Bosna Savaşı sırasında hayatını kaybeden babası ve abilerinin cesetlerinden geriye kalanlar yakın zamanda bulunan bir toplu mezarda ortaya çıkınca onların cenaze töreni için ülkesine dönen Selma ve Alman sevgilisi Alex’in arabaları, Bosna’nın hâlâ mayınlı ormanlık bölgesinde bozulur. Maus, ortaya çıkan iki Sırp’ın kadraja girmesiyle savaş zamanında yaşananları yeniden canlandırmaya çalışıyor. Savaşın iki tarafı malum, Alman sevgili de BM’yi temsilen çokbilmiş tavırlarla iki tarafın arasını bulmaya gayret ediyor.

Pyewacket (2017)

Kanada yapımı Pyewacket filminin ismi, Witchfinder General olarak bilinen 17. yüzyılın meşhur cadı avcısı(!) Matthew Hopkins’in yakaladığı (güya) cadılardan birinin ağır işkencelere maruz kaldıktan sonra verdiği ifadede yer alan yardımcı iblislerden birinin adından geliyor. Baba figürünün ortadan kalkmasıyla ayakta kalmaya çabalayan iki kadının acıyla baş etme mücadelesini, iblis sosuyla korku türüne dâhil ederek yansıtmayı deneyen film, gerçekten çarpıcı bir iş olarak iz bırakıyor.

Boar (2017)

Yetmişlerin başından seksenlerin sonuna kadar en verimli çağını yaşayan ‘ozploitation’ filmlerinin yeniden canlandığı 2000 sonrası dönemin yılmaz temsilcilerinden Chris Sun, ‘slasher’ alt türündeki Charlie’s Farm’dan sonra bu sefer katil hayvan alt türüne dalıyor. Boar, en az bir önceki film kadar çöp ama devasa boyutlardaki domuzun kesinlikle işlevsiz ama harika görünen tasarımıyla kalbimizi çalmayı başarıyor. Tam bir ‘guilty pleasure’!

Overlord (2018)

Genellikle düşük bütçelerle çekilen savaş korku filmleri de nihayet A sınıfı bir yapıma kavuştu. 38 milyon dolarlık bütçesine karşılık sadece 41 milyon dolar hasılat elde edebilen Overlord, etkileyici pratik efektleri gibi pozitif, rahatsız edici senaryo gedikleri gibi negatif özellikleri bir yana, bilhassa türü sevenler için müthiş eğlenceli bir film.

The Darkest (2017)

Sadece 67 dakika gibi ekonomik bir süreye sahip Fransa yapımı The Darkest, düşük bütçeli filmlerin malum zafiyetlerinden rahatsız olmayan korkuseverler için ilgi çekici ve yeri geldiğinde dehşet verici olabilen ilginç bir deneme.

Cam (2018)

Hayatlarımıza bir virüs gibi sirayet eden internet sağ olsun; artık neredeyse hepimizin üye olduğu, birtakım kullanıcı isimleri ve şifreler ile giriş yaparak var olabildiği mail adresleri, sosyal medya hesapları, oyun siteleri vb. mevcut. Kimi zaman kullanıcı ismini ve şifreyi doğru girsek bile “bu gerçekten sen misin” diye devamlı kimliğimizi doğrulamaya çalışan siteler sayesinde kimlik bunalımına girmek işten bile değil. İşte Cam, bu hassas detaydan yola çıkarak internete göbekten bağlı nesil için kâbustan beter bir deneyim inşa ediyor.

Annihilation (2018)

Bu yılın en çok tartışılan filmlerinden biri olan Annihilation, bilinmezliklerle dolu bir karantina bölgesindeki hayatta kalma mücadelesini anlatırken çok katmanlı yapısıyla insanlığın karşısına çıkan ya da çıkabilecek, mevcut ya da olası birçok korkuyla yüzleşmesine odaklanıyor.

Suspiria (2018)

Dario Argento’nun aynı adlı korku klasiğinin yeniden çevrimi, bu yılın en merak edilen işlerinden biriydi. Bir kısım bayıldı, bir kısımsa nefret etti. Konuşanların, telefonuyla oynayanların, kalkıp gidenlerin, geç girenlerin bol olduğu bir seanstaki çok kötü bir seyir deneyiminden sonra açıkçası hangi tarafta olduğuma henüz karar vermedim. En az bir kez daha izlemem lazım. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki heybesini kapasitesinden fazlasıyla dolduran Suspiria, ilk izleyişte âşık olunan filmlerden biri değil ama ilk izleyişte âşık olunabilecek birçok sahneye ev sahipliği yapıyor. E o zaman bu filmin bu listede ne işi var diye sorabilirsiniz. Haklısınız ama onu da şöyle yanıtlayayım. Yeniden çevrimlerin genellikle yaratıcı çabadan yoksun, ufak dokunuşlar dışında neredeyse eskisinin tıpkısı olmaya çalışan kötü birer kopyadan ibaret olduğuna tanık oluyoruz. Eğer çok değer verdiğimiz bir film yeniden çevrilecekse, iyi ya da kötü böyle çevrilmeli. İşte sadece bu yüzden olsa bile Suspiria bu listeye girmeli.

Listede kendine yer bulamayan ancak adını anmamız gereken diğer korku filmleri ise şöyle:

  • Anna and the Apocalypse (2017)
  • Cargo (2017)
  • Cold Skin (2017)
  • Dead Shack (2017)
  • Ghost Stories (2017)
  • Hagazussa: A Heathen’s Curse (2017)
  • Hostile (2017)
  • I Remember You (2017)
  • Muse (2017)
  • My Friend Dahmer (2017)
  • November (2017)
  • Revenge (2017)
  • Stephanie (2017)
  • The End? (2017)
  • The Mansion (2017)
  • The Mimic (2017)
  • Thelma (2017)
  • Tokyo Ghoul (2017)
  • Tragedy Girls (2017)
  • Trench 11 (2017)
  • Vampire Clay (2017)
  • Veronica (2017)
  • Incident in a Ghostland (2018)
  • Primal Rage (2018)
  • The Devil’s Doorway (2018)
  • The House That Jack Built (2018)
  • The Predator (2018)
  • Unsane (2018)
  • Upgrade (2018)

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bak bunu da seversin...

Filmlerin Tuzu Biberi: En Sevdiğim Film Klişeleri

Film klişeleri, filmlerin tuzu biberidir. Bir tutam kadar serpiştirildiğinde ve tabii ki yemeğin tadını tamamen maskelemediğinde.

Bir yorum var

  1. Yine harika bir liste, bu tip listeleriniz cok isime yariyor, cok tesekkurler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: