34. İstanbul Film Festivali Günlükleri – 2

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali bütün hızıyla devam ediyor. Bizler de art arda film izlemeye devam ediyoruz. Aynen geçen sefer olduğu gibi izlediğim filmlere ait kısa notları paylaşmaya devam ediyorum. Hemen altlarında da filmlerin bir sonraki gösterim yeri ve tarihi bilgisi var. Herkese iyi festivaller!

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Magical Girl (2014)

Magical Girl 2

İlk uzun metrajlı filmi Diamond Flash (2011) ile ülkesinde kısa sürede sağlam bir takipçi kitlesi yaratmayı başaran Carlos Vermut, Magical Girl ile kendisine biçilen payenin boş yere olmadığını kanıtlıyor. Lösemi hastası kızının son dileğini yerine getirmek için her şeyi göze alan işsiz bir baba, geçmişi sırlarla dolu ve bunalımda bir ev kadını, son on yılını hapishanede geçirmiş bir matematik öğretmeni gibi birbirleriyle ilgisiz gibi duran üç insanın hayatı, birtakım tesadüfler (ya da yanlış tercihler) sonucu kesişir. Gittikçe karanlık bir sona doğru acele etmeden, ağır ağır ilerleyen Magical Girl, izleyeni defalarca şaşırtmayı başarıyor. Bu büyüleyici filmi mutlaka izleyin. Böylesine sık rastlanmıyor.

08.04.2015 / 19:00 / Beyoğlu Atlas

Marshland (2014)

Marshland

İspanya’nın diktatörlükten demokrasiye geçiş sancıları yaşadığı 1980 yılında, ülkenin güneyinde yer alan gelir düzeyi çok düşük bir kasabada kaybolan iki kız kardeşi bulmak için iki dedektif görevlendirilir. Juan ve Pedro, birbirine taban tabana zıt ideolojilere inanan, farklı kişiliklere sahip iki insandır. Başlarda ufak çatışmalar yaşasalar da, kaybolan kızların cesetlerinin bulunması üzerine güçlerini birleştirerek bütün enerjilerini katili yakalamak için harcamaya başlarlar. Asla kimsenin tam olarak mutlu olamadığı kara film evrenini başarıyla kuran Alberto Rodríguez, etkileyici çağdaş kara filmler destesinin içerisine yeni bir kart daha eklemiş. Muhteşem görüntüleri ve karanlık finaliyle festivalin mutlaka görülmesi gereken filmlerinden.

09.04.2015 / 11:00 / Beyoğlu Atlas

10.04.2015 / 19:00 / Kadıköy Rexx 2

The Riot Club (2014)

The Riot Club

Laura Wade’in Posh adlı tiyatro oyunundan, gene Wade tarafından sinemaya uyarlanan The Riot Club’ın yönetmenliğini ise Italian for Beginners (2000), Wilbur Wants to Kill Himself (2002) ve An Education (2009) gibi filmleriyle tanınan Danimarkalı Lone Scherfig üstleniyor. Oxford Üniversitesi’ne yeni giren iki çaylak öğrencinin, üniversitedeki kötü şöhretli bir kulübe üye olmalarıyla gelişen olayları anlatan The Riot Club, Scherfig’in şu anki filmografisinde bile fazla ağırlığı olmayan, hafif bir film. Ancak metnin içine gizlenmiş bazı fikirler gerçekten dikkate değer. Özellikle gerilimi yüksek yemek sahnesinde dile gelen ‘burjuvaların (ya da asillerin) devrimi’ fikri üzerinde uzun uzun tartışılabilir. Alt ve orta sınıfa ait neredeyse her şeye el koymaya alışmış üst tabakanın, ele geçiremediği (ya da hiç niyetlenmediği) bir tek ‘devrim’ kalmıştı. Yoksa onu da çoktan kaybettik mi?

12.04.2015 / 21:30 / Ortaköy Feriye

13.04.2015 / 13:30 / Beyoğlu Atlas

18.04.2015 / 13:30 / Kadıköy Rexx

’71 (2014)

71

Daha çok TV dizileri yöneten Yann Demange’ın ilk uzun metrajlı sinema filmi ’71, ismini aldığı 1971 yılının İngiltere’sinde geçiyor. The Troubles olarak bilinen Kuzey İrlanda Sorunu’nun ilk yıllarında geçen filmde, çaylak bir İngiliz askeri olan Gary Hook’un birliği, destek kuvvet olarak Belfast’a gönderilir. Sıradan olacağı öngörülen bir ev araması esnasında olaylar kontrolden çıkar ve Hook, tekinsiz Belfast sokaklarında bir başına kalır. Yüzeyde ‘düşman’ bölgesinde yapayalnız kalan Hook’un birliğine geri dönme çabasını anlatan film, genç askerin tehlikelerle dolu yolculuğu esnasında karşılaştığı İrlandalılar, Kuzey İrlandalılar ve İngilizler üzerinden de bölgedeki karışıklık üzerine birkaç laf etmeye çalışıyor. ‘Ne şiş yansın, ne kebap’ tarzı bir yaklaşımla her kesimden iyi ve kötü karakterlere yer vererek (aynı filmin kahramanı Hook gibi) tarafsız görünmeye çalışan film, bölgede vuku bulan her şeye bilinçli ya da bilinçsiz İngiltere’nin hâkim olduğunu ima eden sahnelerle aslında biraz da tarafını belli ediyor. Gene de yüzeyde kalan hikâye, belli bir sinema doygunluğu yaşatmayı başarıyor.

13.04.2015 / 13:30 / Ortaköy Feriye

Pride (2014)

Pride

Matthew Warchus’un yönettiği İngiltere/Fransa ortak yapımı Pride, 1984 senesi İngiltere’sindeki uzun süreli madenci grevi esnasında Ulusal Maden İşçileri Sendikası’na destek amacıyla onların yanında direnişe katılan Londralı eşcinsel aktivistlerin öyküsünü anlatıyor. Ortak düşmana (Thatcher, polis ve hükümet yanlısı basına) karşı birleşen görünürde iki farklı dünyanın insanları, bir arada daha fazla zaman geçirdikçe aslında çok da farklı olmadıklarını anlamaları zor olmaz. Bill Nighy, Imelda Staunton ve Dominic West gibi yaşını almış oyuncular ile genç oyuncuların müthiş bir sinerji yakaladığı film, insanı delirtecek denli abuk geçen gündemden uzaklaşıp biraz gülümseyebilmek için festivaldeki en doğru tercihlerden biri.

10.04.2015 / 21:30 / Beyoğlu Atlas

10.04.2015 / 21:30 / Kadıköy Rexx

11.04.2015 / 21:30 / Ortaköy Feriye

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir