4 Manyak Alternatif Batman Öyküsü

Alternatif Batman

Maskeli süper kahramanları çocukluğumdan beri sevmekle beraber, bu çizgiromanları baştan sona okumaya her zaman biraz mesafeli yaklaşmışımdır. Çünkü süper kahraman hikayeleri, jenerasyonlar boyunca çocuklara pazarlanabilir olması adına her türlü naif mantık ve devamlılığın çok ötesinde, sakız gibi uzata uzata, artık pembe diziden de öte saçma sapan ölümsüz bayık hikayelere dönüşenleri çoğunluktadır. Birçoğunun zaten çıkış noktası (gizli kimliklerinin gizli kalabilmesi, giydikleri kostümlerin saçmalığı vs…) baştan mantıklı fantastik okuyucusunu soğutan şeylerdir. Birçoğumuz, çocukluğumuzdan aşık olduğumuz için bu hikayelerdeki türlü saçmalıkları görmezden gelerek bambaşka bir bilinçle ancak bu hikayelerden hala zevk alırız. Falan filan… Sadede gelelim.

Öteki Sinema için yazan: Can Evrenol

Bu sebeplerden dolayıdır ki ben süper kahramanların genelde alternatif hikayelerini seviyorum ve tercih ediyorum. Çünkü bu şekilde her seferinde o süper kahramanın özelliklerini yendiden farklı yorumlarla keşfediyoruz. Normalde bi süper kahramanın nasıl o kahramana dönüştüğüdür esas hikaye. Sonrasında bitmek bilmeyen yüzlerce düşmanıyla girdiği savaşlar, dizi tadı vermekten başka bir işe yaramaz. Ama o düşmanların da hep ilk çıkış hikayeleri enteresandır. Bu yüzden bu düşmanları da bu alternatif hikayelerde başka başka hallerde ama yine aynı sorunlarıyla ve hırslarıyla görmektir esas keyifli olan.

Aslında günümüzde çizgi romanlar, mitolojilerin yerini tutmaktadır. Ve zaten bir çoğu eski mitolojilerin yeniden yorumlanışıdır. Bu sebeple bu hikayeleri ve kahramanları uzatıp suyunu çıkarmaktansa, tekrar tekrar farklı zaman, kültür ve dinamiklere uyarlamak ve böylece yeni ufuklar açmak bence süper kahraman edebiyatının en güzel özelliği olmalıdır.

Bugün sizler için 4 manyak ötesi alternatif Batman hikayesi seçtim. Biri bilimkurgu, ikisi gotik korku, biri de amansız bir dedektiflik hikayesi… Her biri Bruce Wayne, Joker, Gotham ve hayranı olduğumuz diğer Batman öğeleriyle yeniden yazılmış efsane hikayeler. Bu hikayeleri okurken hem orijinal hikayeleri, hem Batman’in hikayesini tekrar bambaşka bir gözle keşfedeceksiniz… Buyrun:

“I, Joker” (1998)

Batman I JokerBaştan sona tam bir mindfuck diyebileceğimiz, ne olduğunu anlayana kadar asit tribine girmekten beter olacağınız bir hikaye “Ben, Joker” (Türkçesi mevcut mu bilmiyorum bu arada). Ana fikir muhteşem. Death Race 2000, Carmageddon ve Running Man’i anımsatıyor. İlüstrasyonlar oldukça stilize. Ancak konu jet hızıyla ve biraz fazla gizemli ve dolambaçlı anlatıldığı için aslında son sayfalara kadar ne olduğunu anlamakta oldukça zorlanıyorsunuz. Birçokları bu hikaye için harika bir fikir ama çok kötü bir senaryo yorumunda bulunuyor. Haklı olabilirler ama yine de içindeki detaylar o kadar manyak ki, şahsen büyük bir keyifle bir solukta okudum. Hikaye, ismini bilim kurgunun efsane ismi Isaac Asimov’un klasik hikayesi “I, Robot”tan alıyor. Distopik bir gelecekte, modern gladyatör oyunlarının yerini tutan ölümcül bir araba yarışı. Geleceğin nasıl bu hale geldiğini bilmiyoruz. Ama önemi de yok bence. Bütün dünya (Gotham) televizyondan bu yarışı izliyor. Bütün Gotham, Batman’e tapıyor. Bir kült halinde, dini bir lidere tapar gibi. Taptıkları adam Batman kıyafetinde, ama ona Bruce diyorlar.

Yarışa zorla seçilen kurbanlar, plastik makyajla ünlü Batman düşmanlarına benzetiliyorlar ve her seferinde Batman kostümünde yeni biri onları öldürmeye çalışıyor. Her şey tersyüz olmuş durumda. Kahramınız Joker görünümünde biri… Düşmanı, faşist lider Batman! Batman’in çığırtkanı ise Müfettiş Gordon (veya onun kılığında biri).. Sonunda ne olduğunu ise hala tam hatırlamıyorum :) Ama öldürülen Bruce yerine geçen yeni bir Bruce, değişmeyen güç, liderlik, tapınma ve hatta din felsefesi üzerine karanlık bir finale doğru çığ gibi yuvarlanıyor hikaye.

“Batman & Dracula, Red Rain” (1991)

Batman Dracula Red Rain 2Bulması oldukça zor bir kitap. Oldskool bir şekilde koyu kırmızı, pembe, yeşil, mor gibi renklerle verilen duygusal karanlık, muhteşem bir atmosfer yaratmış. Batman’in upuzun dik kulaklı kostümü bu hikayeye cuk oturmuş. Gördüğüm en iyi batman’lerden biri.

I Joker’in aksine Red Rain, gelmiş geçmiş belki de en iyi alternatif Batman hikayesi olarak kabul ediliyor (internetten kısaca baktığım kadarıyla). Hikaye oldukça başına buyruk bir zamanda, Gotham’da geçiyor. Bilgisayarlar, latex kıyafetler, 60 model arabalar ve kasvetli şatolar bir arada… Bir dizi vahşi cinayetin sonunda Batman, hala yaşamakta olduğunu keşfettiği Dracula’yla savaşırken buluyor kendini. Bir süre sonra bir vampir tarafından ısırılınca gündüzleri dışarı çıkamaz hale gelen Batman, Dracula karşısında bir anlamda eşit şartlarda çarpışıyor. Ama Batman’in dönüşümü burda bitmiyor. Sırtından çıkan dev yarasa kanatları, bildiğimiz Bruce Wayne’in ölmesine ve sonsuz hayata kavuşan ve artık sadece geceleri yaşayacak olan yeni bir Batman’e bırakıyor bizi…

“Gotham by Gaslight” (1989)

Gotham by GaslightHerhangi bir DC kahramanın kendi zaman ve mekanından çıkarılarak ilk defa alternatif bir arkaplanda anlatıldığı hikaye olarak kabul ediliyor “Gazlambası Işığında Gotham”. 1889 yılında Bruce Wayne, Avrupa’da bir seyahate çıkıyor ve Viyana’da Sigmund Freud’u ziyaret ediyor (tamam yeter, zaten burda benden 10 puan aldı hikaye!). Bruce Wayne, Freud’a küçükken annesini babasını kaybetmesinin kabuslarından çıkmadığını anlatıyor ve Amerika’ya, Gotham’a, geri dönüyor. Geri dönmesiyle birlikte Alfred ona karısını öldürdükten sonra zehir içerek intihar etmeye çalışan ve suratında kalıcı bir gülümse kalan bir suçludan bahsediyor!

Kısa bir süre sonra Gotham’da, dönemin Londra’sında meydana gelene çok benzer fahişe cinayetleri işlenmeye başlıyor. Acaba karındeşen Jack Gotham’a mı geldi dedikoduları ortalarda dönmeye başlarken Bruce Wayne’in evinde bir ustura ve kan lekeleri bulunuyor! Bruce Wayne Arkham Asylum’a kapatılıyor. Hikayenin devamında Batman ve Jack The Ripper arasında amansız bir kovalamaca başlarken, Jack ve Wayne ailesi arasında da gizemli bir tarih ortaya çıkıyor… Tür olarak Steampunk diyebileceğimiz hikayenin önsözünü ünlü Sapık romanın yazarı Robert Bloch yazmış.

“Batman, Castle of The Bat” (1994)

Batman Castle of The BatBu sefer karşımızda bir Dr Frankenstein hikayesi var. Yine geçtiğimiz yüzyılın başında, gotik bir atmosferde başlayan hikayede, Bruce Wayne ailesiyle at arabasında giderken, ailesi maskeli katiller tarafından öldürülüyor. Alfred bu sefer dönemin gotik hikayelerine uygun bir biçimde kambur bir hizmetkar olarak karşımıza çıkıyor. İntikam duygusuyla büyüyen Bruce Wayne, üniversitede gizlice yasak deneyler yapıyor.

Wayne, yarı kurt, yarı yarasa bir hayvan meydana getiriyor. Daha sonra üniversitenin zindan labaratuarlarında 15 yıl önce ölmüş ama sağlıklı bir şekilde saklanabilmiş insan dokuları arasında babasının beynini buluyor, bu beyni kurtadam-vari olan yarattığı yaratığa naklediyor ve olaylar tahmin edebildiğiniz gibi kopuyor!

Hikayenin sisli atmosferini pekiştiren suluboya ilüstrasyonları son derece etkileyici ve karanlık. Hikayenin arkasındaki hayal gücüne ve 100 yıl öncesinin fantastik edebiyatının farklı parçalarını harika bir uyumla bir araya getirmesine hayran oldum (Tıpkı bugüne kadar okuduğum en iyi çizgiromanlardan biri olan League of Extraordinary Gentlemen gibi) Özellikle 1931 yapımı Frankenstein filminden birçok görsel referans barındıran hikaye, Batman, Kurt Adam ve Frankenstein hikayelerini birleştirerek harika bir alternatif süper kahraman hikayesi sunuyor!

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

Bir yorum var

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir