9 (2009)

Ümit veren olanaklara sahiptik. Ama ödülümüzü zayi ettik. Yani zekâmızı… Teknoloji gözümüzü kör etti. Acelecilik düşüşümüze yol açtı. Dünyamızın sonu geldi. Ama hayat devam etmeliydi.

9, gözlerini pencereden giren zayıf ışıkla açtığında ilk gördüğü etrafa dağılmış kâğıt parçaları ve yerde yatan beyaz önlüklü yaşlı bir adam oldu. Kollarından bir düzeneğe asılmıştı ve henüz ne olduğunu bile bilmiyordu. Kendini iplerden kurtarıp yere atladığında bedenini incelemeye başladı. Demirden elleri vardı. Önünde açık duran bir fermuar dikilmişti. İçine baktı. Sonra yerde duran üzerinde anlam veremediği semboller olan küçük daireyi içine koyup fermuarını kapattı. Pencereye yöneldi. Dışarı baktığında yıkılmış, küller, dumanlar içinde bir dünyayla karşılaştı. Zaten kendisi için çok büyük olan bu yer tamamen bitmişti.

Sokakta ilerleyen nesneyi fark ettiğinde bağırmaya çalıştı lakin konuşamıyordu. Yarımdı. Camdan atlayıp gördüğü yıkımın sarhoşluğuna bıraktı kendini. Bu tablo ona konuşmayı, savaşmayı ve ruhun bir beden adına ne denli önemli olduğunu gösterecekti.

Koşan bez bebeğin peşinden gitti. O da kendisi gibi çuval bezinden dikilmişti. Sırtında 2 yazıyordu. Ona hayranlıkla bakan bu bez bebek sen tam anlamıyla mükemmel yapılmışsın diyordu. Etrafındakilerin ne olduğunu çözmeye çalışan 9 eline bir kurşunu alıp yere vurmak üzereyken 2 dur dedi. Bu dünyadaki bazı şeyler yaşamını daha iyi hale getirebilir. Ama nerede olduklarını biliyorsan… Bu harabeler bir servet. Sonra konuşması için ona hazırladığı parçayı içine tam göğsüne yerleştirdi. 9’un ilk sözcüğü dostum oldu.

İnsanlar hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla makineler icat etmişlerdi. Fakat yetinemeyen insanoğlu bu makinelere düşünme yeteneği de verince savaş patlak vermiş, insan ve metal birbirine düşman olmuştu. Düşünen parçalar yığını insanlığı yok etmiş. Geriye sadece yıkıntılar ve dokuz adet ruhu olan bez bebek kalmıştı. Dünyanın sonu gelmişti ama hayat devam etmeliydi.

9, klasik Tim Burton mimarisinin başyapıtlarından. Seyir boyunca gördüğünüz katedralden tutun (ki o yıkıma ancak heykeller geçidi bu katedralin kalması da manidardır), bez bebek karakterinde gizliden gizliye gördüğünüz makas eller Edward’a kadar her şey onun varlığının ve hikâyenin efendisi olduğunun bir kanıtı. Her ne kadar yönetmen koltuğunda bu kez aynı zamanda senaryosunu yazan Shane Acker’ı görüyor olsak da biz yine Tim Burton’un ruhunu hissediyoruz. 9 bugüne kadar izlediğiniz hiçbir animasyon filmine benzemiyor. Kahramanımız bugüne değin dünyayı kurtaran hiçbir kahramana benzemiyor. O bir bez bebek. Fakat ruhu var. Bu yapım hem heyecan dolu bir aksiyon- macera hem de fantastik sisli bir masal.

Üstat Tim’in yanı sıra gece nöbeti ve gündüz nöbeti filmlerinin yaratıcısı Timur Bekmambetov’un ortak yapımcılığını üstlendiği steampunk mucizesi 9, yönetmeninin 2006 yapımı on bir dakikalık Oscar adayı kısa filminden uyarlandı. Anlatımına güç katan müziklerine ise Deborah Lurie imza attı. Kahramanımız 9’a sesiyle Yüzüklerin Efendisi serisinde orta dünyayı kötülüğün elinden kurtaran dünün hobiti Elijah Wood hayat verdi.

Kötülük dünyaya yayıldığında ve insan denen yaratılmışa yetmediğinde elindekiler, bir anda metaller kaplar ortalığı ve ruhları. Bu her anlatımda, her göze ziyafet yapımda böyledir. Soğuk metal aynı zamanda ruhlarımızın öldüğüne de delalettir bir şekilde. İçinize saklayabileceklerinizi ve görmezden gelemeyeceklerinizi yanınıza alın. Tim ustanın ruhundan ve bu başarılı ekipten dünya nasıl kurtarılır seyredin derim ben, bu 2009 yapımı seksen bir dakikalık macerayı. Ruhunuzla kalın.

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir