A Bay of Blood (1971)

Mario Bava’s A Bay of Blood (1971) aka. Twitch of The Death Nerve, aka. Carnage, aka. Chain Reaction, aka. Bloodbath, aka. Last House on the Left Part II …

2uj1m5eİlk olarak üniversite bitirme tezimi Jason Voorhees üzerine yaparken karşılaşmıştım bu filmle. İlk slasher filmi olarak Mario Bava’nın Twitch of The Death Nerve’ü diye bir filmden bahsediyorlardı. Gel zaman git zaman, neredeyse 3 buçuk sene önce izlemek üzere aklıma koyduğum bu filmi uncut (sansürsüz) bir şekilde bulup izlemek ancak bugüne nasip oldu.

Mario Bava, Dario Argento ile beraber “giallo” janrasının iki usta isminden biri. Heykeltraşlık, ressamlık, daha sonra özel efekt uzmanlığı ve sonunda yönetmenliğe uzanan bir kariyeri var Bava’nın. Kendisinin sanatla bu kadar iç içe olması, filmlerinin zerafetine de yansımış. Bava’nın filmleri birçok açıdan aksayan b-filmler olarak sınıflandırılabilir. Ancak bütün bu aksaklıklar içinde dönemin diğer İtalyan korku filmleri gibi bir zerafet hakim olduğu da muhakkak. Yönetmenlik hayatına 1960’larda başlayan, ve Black Sabbath (1963) gibi bir kült klasiğe imza atan Bava, 1970’lerin başına geldiğimizde giallo janrası içerisinde yeni bir formüle imza atarak A Bay of Blood’i (Twitch of The Death Nerve) çeker. Filmde 13 karakter vardır ve bu 13ünü de birbirinden vahşi ölümler beklemektedir. (Normalde yazılarımda filmlerin içeriği hakkında böyle bilgiler vermekten kaçınırım. Ancak bu örnekte durum farklı. Keza bu 13 karakter ve 13 ölüm, filmin DVD’sinin kabında bile yazıyor. Film bu şekilde sinema tarihine geçmiş durumda. Ayrıyeten bu bilgi filmin sürprizini de kaçırmıyor diyebiliriz)

Sıradan bir giallo iken, filmdeki bütün karakterlerin eksiksiz teker teker öldürülmesiyle salt bir Grand Guignol festivaline dönüşen A Bay of Blood, sonraki yıllarda Halloween (1978) ve Friday the 13th (1980) ile doğacak “slasher” janrasını da doğurmuş oluyordu. Korku edebiyatında Agatha Christie’nin 10 Küçük Zenci adlı hikayesinde bu slasher durumun bir benzerini görmek mümkündü, ancak A Bay of Blood sinemada bir ilkti. Ve tabi İtalyan usulü olarak, bütün ölümler de son derece vahşi ve enteresandı (Daha sonra Friday the 13th – Part 2‘de (1981) tekrar kullanılacak sevişen bir çiftin sırtlarından mızrak geçirmek gibi…)

mob1311_1190582289

Filmin DVD’sinde bir “ölüm menüsü” mevcut. Bu menü ile birbiri ardına 13 cinayet sahnesini de izlemek mümkün. Böyle bir film için cuk oturmuş bir DVD seçeneği (Jason X (2001) ve Freddy vs Jason (2003) filmlerinde de aynı olayı görmüştüm)

4301941020aFilmin konusu son derece basit. Doğal güzellikler içinde bir koy, üzerine çeşitli oteller yapılmak üzere sahibi olan yaşlı çiftten satın alınmak istenmektedir. Buna izin vermeyen çift, koyu satın almak isteyen çift ve o koyda yaşayan ve bu olayla ilgisi olan diğer karakterlerin hepsi bir bir öldürülmeye başlar. Acaba katil kimdir? …

Filmden aklımda kalan birkaç enteresan detay var (Bava’nın detaylara son derece dikkat eden bir yönetmen, bir sanatçı olduğunu hatırlatmakta yarar var) İlk cinayet esnasındaki tekerlekli sandalyenin tekerleğinin yavaş yavaş dönüşü, doğa bilimci karakterin masasında uğraştığı böcekler, çırılçıplak denize giren kızın bedenine değen cesetin eli ve su içinde bulunan cesetin yüzüne yapışan ahtapot!

Yapımının üzerinden neredeyse 40 yıl geçtikten sonra film biraz “eskimiş” ve eskimese de bir nebze hafif denilebilecek bir film. Ancak kesinlikle bu, filme enerjisi ve zerafetinden pek birşey kaybettirmiyor. A Bay of Blood, korku sineması için bir mihenk taşı…

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

7 Yorumlar

  1. Masis Üşenmez

    Tersninja bir Slasher listesi yapmamı istemişti. Murat Kızılca sayesinde haberdar olduğum bu filmi de listeye koymuştum. Gerçek bir klasik must see:)

    Tam liste şurada :
    http://www.tersninja.com/en-iyi-10-film-uzay-korku-slasher-gore/

  2. Murat Kızılca

    Slasher alt türünün ağababasıdır Reazione a Catena. Hatta Yasin’in yaptığı yorumdan bir adım daha öteye giderek Friday the 13th filminin tamamının (çok fazla olmasa da birazcık abartarak) bu filmden arak olduğunu söyleyeceğim.

  3. Filmin dünyayı dolaşırken aldığı isimler:
    A Bay of Blood, A Mansão da Morte, Antefatto – Ecologia del delitto, Bahía de sangre, La Baie sanglante, Banho de Sangue, Bloodbath, Bloodbath Bay of Death, Blutrausch des Teufels, Carnage, Chain Reaction, Im Blutrausch des Satans, Kanlı körfez, O Sexo na Sua Forma Mais Violenta, The Last House on the Left Part II, Twitch of the Death Nerve

  4. Bu arada filmdeki katilin kullandığı cinayet aletinin benim kısa filmim KURBAN BAYRAMI’ndaki katilin kullandığı cinayet aletiyle aynı olması da benim icin harika bir tesaduf oldu!
    KURBAN BAYRAMI’ndaki “slasher” kimliği percinlenmis oldu. Psişik sekilde ilham alırım ben, affetmem…

  5. Masis Üşenmez

    Can bence senin bilinç altına işlemiş bir şekilde o cinayet aleti benden söylemesi:)

  6. filmdeki ilk ve son cinayetlerde kan yoktu ama bence filmin en iyi sahneleriydi. Özellikle “madam” ipte sallanırken tekerlekli sandalyenin tekerinin dönmesi ve kadının ölüme yaklaşması ile yavaşlaması ve tabii ki çıkardığı ses, artık kan görmekten etkilenmeyen(!) bünyelere ilaç gibi gelen bir sahneydi.

  7. Mario Bava’nın hastası sayılırım. Yok yok, öyleyim. Hatta Argento’dan bile daha çok severim. Bayıldığım, tekrar tekrar izlediğim, sayısı elimin parmaklarını geçen filmleri var. Ama La Maschera Del Demonio, Ercole Al Centro Della Terra, I Tre Volti Della Paura, Sei Donne Per L’Assassino ve Cani Arrabbiati neredeyse fetiş benim için. (Aslına bakarsanız liste daha da uzuyor ama titreyerek kendime hakim olmaya çalışıyorum.) Bence kariyerindeki en “soğuk” filmlerden olan Reazione A Catena’da yukarıdakiler arasında. Bu yüzden de, tahmin edeceğinizin aksine yazmaya çekinirim. Bu filmi “başka bir yerde” Spud (!) isimli sevimli bir arkadaşa kaptırmıştım. Aman atlattık, bir daha asla derken ikinci darbe Can’dan geldi. Bu kafayla bir üçüncüsünü nasıl atlatırım bilmiyorum. :)

    Friday The 13th kısmına hiç girmeyeceğim. Değişmeyen, beni sıkan bir muhabbet konusudur. Ama, filmin herşeyini sevmekle beraber sonunun üzerimdeki etkisini bir anlatabilsem keşke…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: