Kısanın Mantığına Uygun Bir Film: Buhar (2012)

SİYAD kısa film seçkisi için yüzlerce film arasından gerek konusu gerek tekniğiyle ilgimizi bir hayli çeken kısa oldu Abdurrahman Öner isimli Buhar. O yüzden ilk beşimizde de vardı.

Buhar

Öteki Sinema için yazan: Banu Bozdemir

Tabii izleme yaparken yönetmenin tamamen farklı bir kafada olan 2011 yapımı filmi Daraban ile karşılaşınca azıcık şok olmadık değil… İki filmin arasındaki fark her açıdan bambaşkaydı. Daraban’da muhafazakar tespih satıcısı olan Mustafa’nın akmayan hayatı, habire kepenk açıp indirmesi bizi bir süre sonra konudan da filmden de uzaklaştırdı.

Ama Buhar, Daraban’la kıyaslayınca bambaşka bir şey. Tek planda çekilen film bir kadının sofrayı kurmasıyla başlıyor. Bu arada televizyonda malum evlilik programlarından biri var. Kamera masaya yaklaştıkça masada bir erkek olduğunu görüyoruz. Kadın da sofraya oturunca onca yıllık evliliğin hesaplaşması dönmeye başlıyor birden. abdurrahmanonerO sırada kamera sobanın üzerindeki aynaya sabitleniyor ve filmi oradan izlemeye başlıyoruz. Adamın tatminsizlikleri, kadının üzerine bir kuma getirme isteği, hatta kumayla konuşulduğu ve kumanın kadını istemediği gibi bir sürü muhabbet dönüyor yemek esnasında. Tabii filmi neden aynadan izlediğimizin cevabı da yavaş yavaş ortaya çıkıyor bu arada.

Filmin konusu üçüncü sayfa haberlerini aratmayacak cinsten olsa da çekim ve fikir kusursuz. Aynayı kaplayan buhar yaşananları bir nevi örtbas ediyor, silikleştiriyor, mozaikliyor ama sonra olay yeriyle baş başa bırakıyor seyirciyi…

Banu Fotocan ve Reha Özcan’ın oynadığı film hem konu hem anlatım bakımından benim için son yıllarda izlediğim en tatmin edici kısalardan, kısa film mantığına en uyanlardan… Filmin tek kusuru biraz uzun olması… Tamam evlilik programlarının ya da televizyonun anlatmak istediklerimize, eleştirilerimize çok uyan bir yapısı var ama artık bunu biraz kısaltabiliriz. Zira çok kullanılan bir yöntem televizyon kısa filmlerde. Bazen sessiz bir annenin üzerine düşen ses ve görüntülerle bir filmin duygusu anlatılmaya çalışılıyor bazen de konuşmalar arasında konuya dikkat çekilmeye çalışılıyor.

Filmin bir diğer özelliği de siyah beyaz olması. Yönetmenin bunu neden tercih ettiğine dair bir işaret yok ama buharın filme yayılan etkisini daha derinlikli kullanmak istemiş olabilir. Zira filmi izledikçe siyah beyazın doğru bir seçim olduğunu da anlıyorsunuz zaten…

Not: Bazı yönetmenler filmlerini internete yüklemiyor, sadece fragmanı oluyor. Film bizde olsa da onlardan izinsiz yükleyemiyoruz, sadece internette bulunan filmleri yazmanın da bize kısıtlama getirdiğine inanıyoruz. Anlayışınıza teşekkürler…

Yazar hakkında: Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Film+, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Vatan'da çalıştı. Sky Türk Tv’de sinema, "sanat ve sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Cinedergi.com da editör… Yayınlanmış 18 adet çocuk kitabı var ve Leylalı Haller adında bir gençlik romanı var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir