Aç Kartallar (1984)

Bugünlerde kendimi pek iyi hissetmiyorum ama neyse ki hastalığımın adını buldum:Vizyon zehirlenmesi!

Bu yıl fantastik sinema örneklerinin sayıca çok olması ve Masis’in fışfışlamaları ile kendimizi iyiden iyiye vizyon filmlerini yazarken bulmuşuz! O yüzden panzehir olarak hemen XvidMania arşivinden edindiğim yüzlerce filmden biri olan, Türk Bruce Lee‘si, dönemin popüler bir uzakdoğu sporları uygulayıcısı ve daha sonra kendi icadı olan Soyokan dövüş stilininin de kurucusu olarak ünlenecek Nihat Yiğit‘in oynayıp, usta aksiyoncu Çetin İnanç‘ın yönettiği, “Aç Kartallar“ı izleyerek ve akabinde izlenimlerimi sizlerle paylaşarak özüme dönme niyetindeyim. Baştan belirteyim; ben bir Çetin İnanç uzmanı değilim, zaten Gökay Gelgeç namıdiğer Yoojimbo kardeşim sağ ve sıhhatli iken bize bu konuda ahkam kesmek düşmez ama çok eğlenceli ve hakkında pek bir şey yazılıp çizilmemiş olduğundan seçimimi bu müstesna dövüş sanatları (martial arts) filminden yana kullandım.

Bruce Lee‘nin ilk filmlerini de çekmiş ünlü Hong Kong‘lu yapımcı kardeşler Shaw Biraderler‘i tanımış olsaydım eğer, Bruce’ın ölümüne o kadar ağlayıp üzülmemelerini söylerdim. Çünkü bizim Nihat Yiğit’imiz Bruce Lee’nin tıpkısıyla aynısı! Lee öldükten sonra onlarca çakma Lee filmlerinde oynamış Bruce Leu, Bruce Li, Brus Lei vs. gibi replikaların hiçbiri Nihat’ın eline su dökemezmiş doğrusu. Boy, kas, duruş, endam her şeyiyle tam bir Lee (özenle kesilmiş saçı da olayı tamamlıyor) yalnız sanırım kaşlarda cımbızsal bir müdahale var.

Gelelim filmimize; konu klasik bir avantür teması: Uzakdoğu’dan Türk asıllı ünlü bir dövüş sanatları hocası memlekete gelir. Fakat çok geçmeden kötü emelleri olan gizli bir örgütün psikopat katili tarafından öldürülür. Onunla söyleşi yapmak isteyen acar bir muhabir kız (etine dolgun bir 80’ler dilberi) en iyi öğrencisi olan Nihat ve filmde adının ne olduğunu öğrenemediğim ama gerçek ismi Mecit Yavuz olan bıyıklı ve kıllı göğüslü bir kareteci olayın peşine düşerler ve olaylar gelişir. Film ilerlerken sanırım figürasyonun tamamını üstlenmiş Ayberk Karate okulu öğrencilerinin İzmir’deki Atatürk heykeline çiçek koyuşu ve hocanın cenazesini şehirde gezdirmeleri gibi “niye ki ama” tadında pek çok sahne izleriz.

Film elbette festivallerde ödüller kazanmış Türk sinemasının yüzakı işlerinden biri falan değil(!) ama Çetin İnanç gibi, delicesine bir cesaretle filmler çekmiş bir aksiyon yönetmeninin lezzetli işlerinden biri. Bu aksiyon hadisesi nedense bizim yapımcı ve yönetmenlerimiz tarafından hep hakir görülmüş, hevesli bir yönetmen çıksa bile sıfır bütçelere mahkum edilmiş ve dolayısıyla asla tam olarak becerilememiş bir alan. Yere göğe sığdırılamayan Eşkiya filminin çatı sahnelerindeki sakarlıkları bir düşünsenize… Bu anlamda Çetin İnanç eli yüzü düzgün aşırı dinamik ve eğlenceli aynı zamanda çok orjinal planlara sahip pek çok aksiyon sahnesi çekmiştir. Şu an Arka Sokaklar dizisini çeken ben olsaydım aksiyon sahnelerini hiç düşünmeden Çetin abiye emanet ederdim ve eminim ortaya fenomen bir yapım çıkardı. Tabi diyaloglara elini sürmemesi şartı ile! Çünkü Çetin İnanç filmlerinin ortak özelliği karakterlerin aşırı net, büyük laflar etmesi ve gerekmedikçe konuşmaması (gerçi son Rambo filminde Stallone‘nin saysan 5 adet repliği anca vardır) ve bakışlarla anlaşmaları (kötü oyunculuk yüzünden birbirlerine bön bön baktıkları sahneler de az değil). Zaten filmdeki karakterler aynı ciddiyet ve bilgelikle biraz daha konuşacak olsalar evrenin sırlarına vakıf olmamız kaçınılmaz olacak. Açıkcası John Woo‘yu bile kıskandıracak kadar hızlı bir kurguya sahip filmi izlerken çayım elimde soğudu çünkü alıştığımız Türk filmlerinin aksine devamlı değişen planlar helezonik bir etki yaratarak bir nevi hipnoz deneyimi yaşatıyordu.

Size koca yaşınızda bu filmleri aşırı ciddiye alarak izleyin demiyorum elbette ama imkansızlıklar içindeki bir sektörde modern aksiyon filmleri çekmeyi cesaretle denemiş ve çoğu zamanda altından kalkmış bir sinema delisinin altın çağ eserlerinden biri Aç Kartallar. Ayrıca İnanç, Sönmez Yıkılmaz‘a nasıl bir motivasyon sağladıysa, her filmde kendini aşan, kılıktan kılığa giren bir kötü adam olmuş Sönmez Yıkılmaz, üstelik oyunculuk kalitesi de oldukça iyi. Kesinlikle kıymeti anlaşılamamış bir yetenek olduğunu düşünüyorum. 80’lerin sinema çocuğu olmayan pek çok bünyeye aptalca ve abartılı gelebilir ama Polat Alemdar’ın bilgisayar koltuğunu siper ederek 5-10 makinalı tüfeğin ateşinden çizik almadan çıktığı günümüz aksiyonuna göre çok daha aklı başında ve özü sözü bir bir eserdir.

Öteki Sinema artık sadece bu adreste güncellenecek. Yeni bir Öteki Sinema yazısında görüşene dek hepiniz filmle kalın :)

Murat Tolga Şen

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. Sevgili Midnight;

    Yaziya dokmekte bir an tereddut etmedigin bu ozel avantur filmimiz hakkinda bir kac ek bilgi vereyim hemen.

    Ac Kartallar Inanc ve Yigit ikilisinin Turkish Ninja Pack olarak anabilecegimiz iki filmden birisidir. Digeride Olum Vurusu’dur.O filmin kadrosunda Arkin filmlerinden hatirlayacagimiz tecrubeli karatecilerden Osman Betin bulunuyor.

    Mecit Yavuz daha cok Yilmaz Koksal ile beraber filmler cevirerek 80’lerin martial art tipi avantur oyuncularindan birisidir. Ayrica filmin ortalarinda oldurulen Naci Ozsoyda diger iki arkadasi gibi karatecidir. Filmin etine dolgun 80’ler dilberi de Bahar Oztan’in kardesi Nilgun Saraylidir :)

    Sevgiler;

    Gokay GELGEC – Yojimbooo

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: