Alone (2007)

Alone 2007 yılı mahsulü Banjong Pisanthanakun ve Parkpoom Wongpoom tarafından yönetilmiş olan Tayland yapımı bir film.

a51

Taylandlı ikili Banjong ve Parkpoom 2004 yılında çektikleri Shutter isimli başarılı film ile bir anda bütün dikkatleri üzerlerine çektiler. Maalesef Hollywood da boş durmadı ve 2008 yılında berbat bir yeniden çevrime (remake) imza attı. Taylandlı ikili Shutter’ın başarısından sonra 2007 yılında Alone isimli proje için tekrar biraraya geldiler. Herkesin kafasındaki soru aynıydı: acaba Shutter bir seferlik bir başarı mıydı? Alone bunun cevabını gayet net bir şekilde veriyor.

Wee ve Pim Kore’de çalışmakta olan Taylandlı iki sevgilidir. Pim’in annesinin rahatsızlanarak hastaneye kaldırılması sonucu iki sevgili Tayland’a geri dönerler. Annesinin durumu ağırdır. Bir süre Tayland’da kalmaya karar verirler. Pim ve ikiz kızkardeşi Ploy dünyaya yapışık ikiz olarak gelmişlerdir. 15 yaşında yapılan bir operasyon sonucu ikizler ayrılmış, daha sonrasında Ploy ölmüştür. Tayland’a geri döndüklerinde Pim rüyasında devamlı Ploy’u görmeye başlar. Ploy intikam peşindedir. Geçmişte olanların hesabının sorulma vakti gelmiştir.

a2

Korku sinemasının çok sık el attığı konulardan biri olan yapışık ikizler konusunu tercih etmiş Taylandlı ikili. Mesela yapışık ikizler dendiğinden benim aklıma direkt Sisters (1973, yönetmen Brian De Palma) filmi gelir. Alone sonunda önceden tahmin edilebilir bir twist barındırmasına rağmen sırtını tamamen bu twiste dayamıyor. Daha önce Shutter filminde olduğu gibi bu film de ürkütücü birçok sahne barındırıyor. (gerçi itiraf etmeliyim Shutter beni çok daha fazla hoplatmıştı.) Müziğin aniden kesilmesi, sessizlik, hafif bir rahatlama anı, arkasından gelen ani bir kesme ve korkunç ses efekti taktiği ile hoplatan zıplatan sahneler Alone’da bolca kullanılmış.

a3Pim, sıkıntısını çektiği rüyalar ve Ploy’un hayaletini gördüğünü iddia etmesi gibi olaylar ile filmde doğaüstü güçleri temsil ederken, daha şüpheci olan sevgilisi Wee ve başvurdukları psikiyatrist bilimsel tarafı temsil ediyor. Her iki tarafı da dengeli bir şekilde sunan film sonlara doğru ibreyi bir tarafa doğru ağırlaştırıyor. (E korku filmi izlediğimize göre bu ibre tabii ki doğaüstü güçler kısmı olacak diyebilirsiniz, ben bir şey demiyorum.)

Tayland korku sinemasının geneline bakıldığında ana tema olarak sıkça intikam ve kara büyü konularının kullanıldığını görürüz. Çektikleri iki filme baktığımızda (hatta Öteki Sinema için yazdığım Phobia‘daki kısaları da buraya dahil edebiliriz) Banjong ve Parkpoom’un bu genellemenin dışına çıktıklarını söyleyemeyiz. Peki nedir onları (filmlerini) bu kadar başarılı kılan? Benim naçizane tahminim bütün krediyi yönetmenlere vermekten yana. Özellikle Tayland Korku Sinemasında pek sık rastlayamadığımız iyi oyunculuklar ve inandırıcılık filmlerinin omurgasını oluşturuyor.

Alone’a dönersek Pim ve Ploy rollerini başarı ile canlandıran Marsha Wattanapanich için de bir iki kelam etmek durumundayım. Film 1970 doğumlu aktristin ilk sinema deneyimi. Ama film için çok şey ifade ediyor. Hatta gönül rahatlığı ile filmin başarılı olmasındaki en etkin faktörlerden biri diyebilirim.a7

Alone filminin korku (yoksa dehşet mi desem) sahnelerini kafamda iki bölüme ayırıyorum. Bir bölümde tehlike kaynağı olarak hayaletler, rüyalar gibi daha bilinmez güçler yer alıyor. Diğer bölümde ise tehlikenin kaynağı insan. Ben filmin bu insan kaynaklı tehlike olduğu anları daha çok sevdim. Özellikle başroldeki Marsha Wattanapanich bu kısımlarda kelimenin tam anlamı ile döktürüyor. (Bu noktada şöyle bir hayalim var; Can’ın geçenlerde yazdığı yazısında bolca bahsedilen Yeni Fransız Şiddet Sineması tadında bir film bekliyorum Taylandlı ikiliden. İsteyenin bir yüzü kara…)

Alone filminin Öteki Sinemaseverler tarafından önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta “Tayland Korku Sineması içinde Shutter ile birlikte parlayan birer mücevherdir” gibisinden iddialı laflarımı da sakınmıyorum.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

8 Yorumlar

  1. Türünün hakkını veren, beğendiğim bir film Alone. Ama yazıda belirtildiği gibi Shutter’ın yeri ayrı.

  2. başka var mı Tayland sinemasından dikkat çekecek korku veya fantastik bir yapım Murat?

  3. Murat Kızılca

    Phobia, Shutter ve Alone dediğim gibi izlediğim diğer Tayland filmlerinden birkaç adım ileride.
    Genelde Tayland Korku Sineması pek sevilmez ama ben ara ara izlediğim filmlerle takip etmeye çalışıyorum. Önerebileceklerim;

    Nang nak (1999)
    Bangkok Haunted (2001)
    Khon len khong (2004) (Art of the Devil)
    Long khong (2005) (Art of the Devil 2)
    Long khong 2 (2008) (Art of the Devil 3)
    Jom kha mung wej (2005) (Necromancer)
    Laa-thaa-phii (2006) (Ghost Game)
    Baan phii sing (2007) (The House)
    Ghost of Mae Nak (2005) (bunu izlemelisin Can, ürkünç bir hayalet hikayesi)

  4. togla demirtaş

    shutter dan sonra bu filmi izlemek için can atıyordum ama izledikten sonra açıkca söylemek gerekirse hayal kırıklığına uğradım.
    son donemlerdeki en sağlam tayland filmi bence “13 game sayawng (2006)”

  5. Murat Kızılca

    A evet Tolga’nın söylediği 13 game sayawng (13 Beloved ya da 13: Game of Death, 2006) filmini de sayabiliriz belki ama ne kadar korku filmi olduğu tartışılır.
    Ayrıca 13 game sayawng bana Hollywood filmlerine biraz fazla özeniyormuş gibi geldi. Hani bir gün cep telefonun çalar, tanımadığın birileri sana ne yapman gerektiğini söyler vs. tadında bir konusu var.

  6. Shutter ve Alone’un senaryosunda adı geçen Sopon Sukdapisit’in ilk filmi Coming Soon’da fena sayılmaz. (http://www.imdb.com/title/tt1307057/) Aslında ilginç bulduğum kısımları (anları) var ama genelde kaçırılmış bir fırsat gibi geldi film bana. Yeni bir Shutter beklentisinden değil ama aynı his bir türlü ısınamadığım Alone için de geçerli.

  7. Murat Kızılca

    Coming Soon’u henüz izlemedim. Dur, bu hafta onu izleyeyim…

  8. bence Alone Shutter’dan daha iyi bir film. Doğrusu filmin ortalarında “keşke şöyle olsa…” diye gayr-ı ihtiyari twist’i buldum ama gene de güzeldi. Shutter daha klasik bir filmken Alone’da ikili bir yandan hayalet sinemasına (ve Shutter’a da) bir yandan da Hitchcock’a selam gönderiyorlar gibi geldi bana

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: