Altın Portakal Sinemacılara Para Yerine Saygınlık Öneriyor!

Sinemacılara müjde! Altın Portakal Film Festivali yönetimi toplanıp karar almış ve bu yıl festivalde dağıtılacak para ödüllerini düşürmüşler. Örneğin, geçtiğimiz yıl “en iyi film” ödülü Portakal heykelciğinin yanında 400.000 TL iken bu yıl 150.000 TL’ye düştü. Seneye, “heykelcik neyinize yetmiyor, prestijiniz bol olsun” deyip gönderecekler!

Başkan Menderes Türel, amaçlarının Avrupa’nın sayılı film festivallerinde olduğu gibi maddiyatla ölçülmeyecek kadar değerli bir Altın Portakal ödülü yaratmak olduğunu söylüyor. Türel, “Aslında bunu maddi bedel karşılığı verilecek bir ödül gibi gördükçe festivalin prestijini düşürüyoruz. Ödül maddiyatla ölçülemeyecek kadar değerlidir. Altın Portakal, Türk sinemasının Oscar’ıdır. Ödül miktarlarını azaltarak gidiyoruz. Maddi ödül karşılığını sıfıra düşüreceğiz” diye konuşmuş ama…

Ama bence bu, Menderes Türel’in aklı değil, bu akıl festival yönetimindeki insanlardan geliyor. Kim onlar? Hani geçen sene basın mensuplarına “film izlemeye değil tatile geliyorlar” diyenler, kraldan çok kralcılık yaptıkları bir sansür vakasıyla kendi festivallerini sabote edenler, kişisel husumet yaşadığı basın mensuplarının festival davetini yakanlar…

Talihsizlik şu ki, başkan bu yıl da aynı insanları koymuş festival komitesine. Onlar da akıllarındaki çok havalı, çok Avrupai bir film festivali fikrini, ülkenin film yapma, gösterme, ödüllendirme dinamiklerini hiçe sayarak uygulamaya çalışıyorlar.

Bakın, açık ve net yazıyorum; bu karar çok yanlış, seneye yarıştıracak film bulamazsınız!

Prestij meselesine çok takılmayın, Berlinale, Cannes, Venedik, Toronto olmaya çalışmayın, onlar dünyanın umursadığı çok ciddi organizasyonlar, oraya gelene kadar da neler yapmışlar neler… Portakal’ı umursayanlar ise bizim ülkemizin insanları, bunda acıklı bir durum da yok üstelik. Biz önce ulusal film festivali olmayı başaralım. Sonra uluslararası oluruz. Gökdelen inşa etmeden önce düzgün bir ev inşa edebilelim. Altın Aslan’ın, Altın Ayı’nın karşısına Altın Koza’yı – Portakal’ı koyamayız. Acı ama gerçek bu…

Mesele prestij kazanmak olduğunda, Türk sinemacılar Cannes’da, Venedik’te prestij kazanıyor zaten. Gerçekten de oradan alınan ödüllerin büyük bir anlamı var. Bu sayede Dünya sinema camiası tarafından ciddiye alınıyor, uluslararası dağıtım anlaşmaları yapabiliyor, yeni projeleriniz için güçlü fonların kapısını açabiliyorsunuz.

Altın Portakal’ın heykelciğinin böyle bir gücü var mı? Yine acı konuşuyorum; yok maalesef… Onu da geçtim, buradan bütün ödülleri toplayıp dönseniz filmin gişesine katkısı sıfır! Peki, bu tarz değişimler festivale saygınlık getirir mi? Bana kalırsa, olanı da götürür. Daha festival takvimine sahip çıkamayıp Ekim’de yapılacak festivali Kasım sonuna ertelerken endişelenmek gerekiyor saygınlık konusunda…

Her şeye rağmen; ben Menderes Türel’in iyi ve güçlü bir festival yapma isteğiyle dolu olduğuna inanıyorum ancak birileri aklını fena karıştırıyor gibi geliyor bana…

Yazının sonunda bir kez daha; sinema saygınlıkla ve idealle olduğu kadar parayla da yapılan bir sanat dalı. Geçtiğimiz yıl sansür fırtınasında uzun metrajcılardan filmini çeken oldu mu? Olmadı çünkü kimse büyük para ödülünü kazanma şansını riske atmak istemedi. Yalandan bir protesto metniyle durumu geçiştirdiler. Eğer, o para ödülü olmasaydı o zaman görürdünüz cengâverleri…

Festivalinizde yarıştıracak film bulmak, o filmlerin de protestoya falan bulaşmadan uslu uslu festivalde yarışıyor olmasını sağlamak niyetindeyseniz eğer; para ödülünü azaltmayın. Başka önlemler alabilirsiniz, verilen para ödülünü yeni projeye bağlayabilirsiniz, plato olarak Antalya’yı kullanmaları durumunda yeni projeleri fonlayabilirsiniz, film setlerinde Akdeniz Üniversitesinin öğrencilerinin de staj görmesini şart koşabilirsiniz vs. ama sakın ola o para ödülünü kaldırmayın başkanım.

Bir de sorum var: Altın Portakal’a siz davet etmedikçe yurtdışından kendi imkanlarıyla gelen yabancı basın mensubu sayısı nedir?

Bu sorunun cevabı önemli çünkü bu sayı o festivalin uluslararası alandaki saygınlığını gösterir. Bizim çok güzel bir ulusal film festivalimiz var, bırakın öyle kalsın. Beyaz Türk kafasıyla girişip havasına-modasına kurban etmeyelim yarım asırlık festivali…

Not: yazıda ısrarla Altın Portakal Film Festivali diye yazdığım festivalin resmi ismi: Antalya International Film Festival’dir. Çok havalı bebeğim!

MURAT TOLGA ŞEN[email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir