Ön Bakış: Annihilation

Her şeyin bir şeylerin devam filmi, yeniden çevrimi veya yeni tasarımı olduğu şu günlerde stüdyo sisteminden çıkan özgün bir şeyler bulmak zor. Ama imkânsız da değil. Hollywood’un bağımsız sinemadan devşirdiği son yönetmen olan Alex Garland, ABD-İngiliz ortak yapımı bu edebiyat uyarlamasında standart gişe formüllerinin dışına çıkmış gibi görünüyor.

Filmin senaryosunu da kaleme alan Garland’ın bu alanda yetkin bir isim olduğunu biliyoruz. Leonardo DiCaprio ve Tilda Swinton’lı The Beach’in romanının yazarı. Senaryosunu yazdığı filmler arasında 28 Days/Weeks Later, Sunshine (Gün Işığı), bol ödüllü Never Let Me Go (Beni Asla Bırakma), 2012 tarihli 2000AD uyarlaması Dredd ve ilk yönetmenlik denemesi olan, hem eleştirmenlerin, hem de seyircilerin büyük takdirini kazanan Ex Machina yer alıyor. Garland, senaryoyu Jeff VanderMeer’in çok satan roman üçlemesinin filmle aynı adı taşıyan ilk kitabından uyarlamış. Senaryo üzerine çalıştığı dönemde sadece ilk romanın yazılmış olmasını buna sebep gösteren Garland, bu yüzden “romanların üçleme olacağını bilse de buna pek kafa yormadığını” ifade ediyor. Bu da evren yaratmak gibi işlere dalıp hikâyeyi boşlamayan, başı sonu belli bir film izleyeceğimizi müjdeliyor.

Annihilation’ın ana karakteri, Natalie Portman’ın oynadığı Lena adlı biyolog. Kaybolan kocasını bulmak için bir çevre felaketinin olduğu söylenen yere gitmek için gönüllü oluyor. Sonuçta hiç beklemediği şeylerle karşılaşan Lena, kocasını kurtarabilmek için doğa kanunlarının geçerli olmadığı bu yeri çözmek zorunda kalıyor. Ani çekilen silahları ve Natalie Portman’ın hırslı bir yüz ifadesiyle ateş ettiği sahneyi bir kenara koyarsak fragmanın havası Annihilation’ın The Arrival’ın (Geliş) izinden giden, “düşünen seyircinin bilimkurgusu” tadında bir film olduğu yönünde. Lena’nın kocasıyla arasının nanemolla olduğunu ve değişmeye başlamalarına rağmen geri dönmek istemeyenleri ima eden sahneler, çok katmanlı bir hikâye vadediyor.

Filmde Natalie Portman’a tanıtılmaya pek ihtiyacı olmayan Jennifer Jason Leigh, Jane the Virgin dizisiyle meşhur olduktan sonra geçen yılın eli yüzü düzgün felaket filmi Deepwater Horizon’da izlediğimiz Gina Rodriguez, Thor: Ragrnarok’taki Valkyrie rolüyle Marvel evrenine girmeden önce Creed ve Selma’da seyretme fırsatı bulduğumuz Tessa Thompson ve İsveçli oyuncu Tuvo Novotny eşlik ediyor. Dr. Strange’in Wong’u Benedict Wong ve Star Wars’un Po Dameron’ı Oscar Isaac ise yan rollerde. ABD ve İngiltere’de Şubat ayında gösterime girecek olan film, ülkemizde 6 Nisan 2018’den sonra çıplak gözle izlenebilecek.

Yazar hakkında: Kaan Zanbakcı

1976, İstanbul doğumlu. Sinema denen sanatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu 1986’da, Şişli Site sinemasında izlediği Return of the Jedi ile farkına vardı. 10 yıldır çevirmenlik yapıyor. Önce Divxplanet bünyesinde, ardından Öteki Sinema’da film eleştirileri yazdı. Sender’in açtığı senaryo atölyelerine katıldı. Hayalî İcraat adında bir bilimkurgu/fantastik sinema sitesi hazırladı ancak o büyüklükte bir siteyi tek başına hazırlamanın zorlukları, hosting firmasının saçmalıklarıyla birleşince 6 yılda büyük mesafe kat eden, 800’ü aşkın makale içeren sitesini kapadı ve Öteki Sinema’ya geri döndü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir