AOR (Adult Oriented Rock)

“Ruhla tekniğin birleştiği, en coşkulu melodileri barındıran, her dinlendiğinde aynı heyecanı yaratan, dinlerken gözümüzün önüne kimi zaman güneşin batımını kimi zaman Sylvester Stallone’nin filminden bir kesitini getiren, şarkılarda basslar akarken klavye tonlarının değişen akorlarındaki derinliği kadar derin bir duygu seline kaptıran, o vazgeçilmez, o tapılası, o cennete ait mükemmel müzik tarzı AOR; Adult Oriented Rock…”

AOR yani “Yetişkinler İçin Rock”ı AOR Facebook grubunun kurucusu Taner J. Adagio böyle tanımlamış. Belki de bugüne kadar yapılan en güzel tanımlamalardan birisi.

AOR, bugün 30’lu – 40’lı yaşlarını yaşayan çoğu insan için vazgeçilmez bir müzik türü. Çocukken veya gençliğimizde izlediğimiz birçok filmin genelde en gaz veya en duygusal yerinde bu tür müzik çalmış ve beynimize kodlanmış. Şimdi dışarıda bir yerde ne zaman bu müzikleri duysak o anı tekrar yaşıyor gibi oluyoruz. Örnek mi istiyorsunuz.? Buyrun en büyüğünü veriyorum. Rocky’nin müzikleri yazsam kafidir sanırım. Tek tek parça isimlerini yazmıyorum ama Survivor ve Robert Tepper herhalde ülkemizde  bu türün en çok dinlenen icracılarıdır. Üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen spor salonlarının hala 1 numaralı şarkısı Survivor’ın “Eye Of The Tiger”ı, “Burning Heart”ı ve Apollo öldükten sonra bunalıma girip 85 model siyah Lamborghini Jalpa’sıyla asfaltı ağlatan, araba kullanırken dinlenmesi en sakıncalı 10 parçadan birisi olan “No Easy Way Out”u neredeyse bilmeyen yok.

AOR bazı yerlerde Album Oriented Rock (Albüm Odaklı Rock) ve Melodik Rock olarakta tanımlanmakta. Fazla kafa şişirmeyen gitar  ve güzel bir vokal kullanımı ile bunlara artı türün olmazsa olmazı klavyeden çıkan melodiler dinleyicilerin duygu selinde boğulmasına sebep olmakta. Sözlerde daha çok aşk, heyecan ve yaşanan hayal kırıklıkları anlatılmakta. Yine bir diğer bilgi , AOR gruplarının çoğu artık konser grubu olmamakla birlikte stüdyo albümlerine ağırlık ve önem vermiş durumdalar. Malum grup üyelerinin çoğunun yaşı şu anda 50-60’lara dayanmış durumda.

Bazı önemli AOR grup ve solistlerini yazacak olursak;

Survivor, Journey, Foreigner, Alan Parsons Project, 101 South, Robert Tepper, Asia, Alien, Bad English, Change of Heart, Danger Danger, Magnum, FM, Firehouse, White Wolf, Hotwire, Jaded Heart, Jamilya, Jefferson Starship, Malmsteen, Michael Bormann, Zinatra, Stratetrooper, Giant, Halo, Keats, Stan Bush, Shy, Stun Leer, Talk of the Town, Tower City, 91 Suite, Night Ranger, Honeymoon Suite, Heart, Stage Dolls.

Özellikle 80’lerin başı ile birlikte yükselişe geçen AOR, Amerika’da radyo istasyonlarının ve Hollywood’un pompalaması ile iyiden iyiye  popüler hale gelmiş. Mantar gibi ortaya çıkan gruplar radyoları resmen ele geçirmişler.  Sadece AOR yayını yapan dünya kadar radyo hala bulabilirsiniz. Günümüzde bu gruplardan geriye pek birşey kalmasa da iyi olanları halen aktif olarak kariyerlerine devam etmekteler. Dağılmış olsalar bile hayranları bu grupların halen  sadık birer dinleyicisi. Ayakta kalanların da albümlerini deli gibi satın alıp desteklerini göstermekteler. Bu arada AOR hakkında değinmeden geçemeyecğim birşey varsa o da Amerika merkezli batı popülerliği yanında doğuda da çok popüler olması. Eski doğu bloku ülkelerinde, batılı AOR gruplarının replikaları (tıpkı 80’lerde italyanların hollywood replikaları gibi) türemiş ve yeri gelmiş taklit ettikleri gruplardan çok daha güzel müzikleri üretmişlerdir.  Bir nevi kendi içlerinde B kategorisi oluşturmuşlar. İnternette AOR grupları ile ilgili olarak dünya kaynak ve bilgi bulmanız mümkün.  Video klipleri merak edenler Youtube’a girip AOR yazıp aratmanız yeterli. Gruplardan ise şu an için Facebook grubu oldukça etkin. Merak eden arkadaşlar üye olabilirler.

Ben özellikle “ASIA” grubunun hayranıyım.  İster müzikal açıdan olsun isterse albüm kapak çalışmaları ile (Albüm kapaklarını Rodney Matthews çizmektedir) olsun her zaman belli bir kaliteyi sunmaktalar. AOR ve sinema  ortak noktasında ise son dönemin en güzel sürprizini  Jim Carrey’nin başrolünde oynadığı “YES MAN” filminde yaşadım. Filmin açılış sahnesinde Jim Carrey’nin çalan telefon melodisi “Journey” grubunun “Separate Ways” ‘i sinemayı resmen yıkmıştı.

Son olarak müzikte değişiklik arayanlara, eskileri merak edenlere, melodi ve söze önem veren öteki rock dinleyicilerine AOR dinlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum.

Yazar hakkında: İlker Güler

1977 İstanbul doğumlu, 3 film bir arada sever, Betamax dostu bir sinemaseverim :)

2 Yorumlar

  1. Bu güzel yazı için teşekkürler.AOR gerçekten yıllardır vazgeçemediğim bir tarz.

  2. o sürprizi bende tron legacy de yaşadım yine separate ways ile. asia nın son albümü xxx yine deli olmış. güzel yazı cidden

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: