Apollo 18 / Ölüm Yolculuğu (2011)

ABD ve Sovyetler (hey gidi…) “dünyanın süper gücü benim!” diyebilmek için binlerce kilometre yukarıda, uzayda verdiler asıl savaşlarını. Toplumları, Ay’a ilk kim giderse dünyanın patronunun da o olacağı konusunda manipüle ettiler! Bunun bir sonucu olarak geliştirilen Apollo projesi kapsamında Nasa, 1961 ve 1975 yılları arasında, Ay’a 17 insanlı uçuş gerçekleştirdi. Peki, Ay’a gidince elimize kilolarca ay taşından başka ne geçti? Kim bilir… Belki de çoğu esrarlı bir şekilde kaybolan o taşlara bir kez daha bakmak gerekecek!

Apollo 18:Ölüm Yolculuğu de öyle yapıyor. Yönetmen Gonzalo Lopez-Gallego, asla gerçekleşmemiş bir ay yolculuğunu, işin içine bolca bilim kurgu katıp yönetmeye soyunmuş ve bunu yaparken de ‘gerçek gibi’ olma sevdasına, found footage / buluntu film’in kollarına sığınmış. Bu kimi seyirci için üzücü bir haber olabilir. Zaten klostrofobik bir ortam olan Apollo kapsülünün içine bir de el kamerası sokulduğunu duyduğunuzda hayalleriniz yıkılabilir ama filme bir şans vermekte de sonsuz fayda var.

Apollo 18 bir Frankenstein projesi, yani oradan bir parça, buradan bir parça eklenerek oluşturulmuş ama içine yaratıcı bir deha eklenmiş gibi duruyor. Yakınlarda seyrettiğim ve çok sevdiğim Ay (Moon), Ridley Scott’un unutulmaz filmi Yaratık (Alien), biçimsel olarak da Blair Cadısı (The Blair Witch Project)’den parçalarla oluşturulmuş bir bilim kurgu kolajı gibi ama internette dolaşan “kayıp ay taşları” mitine dayanan hikaye, filmi taklitçiliğin ötesine taşıyarak bilim kurgu sineması adına orijinal ve önemli bir sonuca yol açıyor.

Alıştığımız üzere, uzaya yolculuk yapan astronot hikayelerinin olmazsa olmazı bir barbekü partisinden görüntülerle açılan film, fırlatmanın ardından aya inişten itibaren gerilimi yükseltirken nereye sapacağı konusunda bilinçli bir şaşırtmaca yapıyor. Lloyd Owen’in canlandırdığı astronot Nate Walker’ın tekinsiz yüz hatlarından ve kapalı ortamda bulunmanın yaratacağı halüsinatif etkilerden beslenen bir gerilim ya da iki kişilik bir slasher’a dönüşecekken, hikaye asıl rotasına giriyor.

Gelelim yapımın kendini kurban ettiği yere, yani az kullanılmış olsa da tüm etkiyi baltalamış olan CGI efektlerine… CGI, ne yaparsanız yapın gerçekçiliği zedelemekten başka işe yaramıyor. O zaman da tüm filmi found footage’mış gibi çekmenin hiç bir anlamı kalmıyor. Yaratıcı ekip, kaska giren örümcek benzeri uzaylı yaşam formlarını CGI’dan mevcut yaparak deyim yerindeyse kendi ayağına sıkmış! Sonuçta 90′ların başında izlediğim Ticks / Keneler filminde bile mekanik efektlerle şahane çözülebilecek bir sorun bu aslında… Birileri CGI’ın havasının Jurassic Park filmlerinde kaldığını söylemeli bu sinemacılara…

Sonuçta bilim kurgu diye dosta düşmana sarıldığımız zamanlardayız. Asıl büyük ödül olan Prometheus’a kadar karşımıza ne çıksa atıştırmalık niyetine seyredeceğiz belli ki. Apollo 18 de bu anlamda başarılı bir film… Georges Méliès’in Aya Seyahat (Le Voyage dans la Lune)’inden 110 yıl geçtikten ve Ay’a gerçekten gidildikten sonra bile orada insanlığı bekleyen türlü kötülükler olabileceğine inandırıyor bizi.

APOLLO UZAY UÇUŞLARI

Apollo Projesi, NASA tarafından gerçekleştirilen insanlı Ay yolculuğu projesi. Gemini Projesi’nden sonraki proje olmakla birlikte Uzay Yarışı ve Soğuk Savaş, Apollo Projesi aşamasına gelinmesinde etkili olmuştur. Proje, Apollo uzay araçları ve Saturn V ile 1961 ile 1975 yılları arasına uygulandı. Apollo Projesi, adını Yunan tanrısı Apollon’dan almıştır.

Apollo uzay gemileri 3 kişilik bir kabin, bir füze ve özitmeli bir kapsülden oluşuyordu. Füze, fırlatma ve manevra amaçlı; kapsül, uzay gemisi ile Ay yüzeyi arasındaki ilişkiyi sağlayabilme amaçlıydı. (Önce uzay gemisi fırlatılarak Ay yörüngesine yerleştirilir, sonra 3 astronottan ikisi kapsüle geçerek Ay yüzeyine bu kapsülün geri itmeli fren sistemi sayesinde Ay’a iner. Görevleri bitince de yörüngede bekleyen uzay gemisine geri dönerler.) NASA, Ay’a insanlı gemi göndermeden önce insansız Orbiter, Ranger ve Surveyor araçlarını gönderdi. Bunlar yardımı ile Ay’ın yüzeyinde Apollo’nun inişi için uygun yer arandı.

Ay yüzeyine inmeden önce Apollo Projesi’nde görev alanların insan yaşamına gelecek zararı en aza indirgemek amacıyla planladığı bir dizi uçuş sırasında 4 ayrı plan düşünülmüştü:

Doğrudan Yükseliş: Bu plana göre uzay gemisi doğrudan Ay’a fırlatılacaktı ve tüm uzay aracının yapacağı tek iş Ay’a önce inip sonra kalkmak olacaktı. Bu işlem için dönemin en güçlü roketi Nova[kaynak belirtilmeli] roketinden daha güçlü bir rokete gereksinim vardı.

Dünya Yörüngesinde Buluşma: Bu plan; biri uzay gemisini, öteki de yakıtı barındıran iki Saturn V roketinin fırlatma işlemini gerektiriyordu. Uzay gemisi Dünya yörüngesine yerleşecek ve yeterli yakıtla doldurularak Ay’a gidip gelecekti. Yeniden tüm uzay aracı Ay yüzeyine oturacaktı.

Ay Yüzeyinde Buluşma: Bu plan ise, biri itici yakıtı taşıyan ve Ay’a iniş yapacak olan insansız araç ile onu bir süre sonra izleyecek olan insanlı iki uzay gemisinden oluşuyordu. İtici yakıt, insanlı araç Dünya’ya dönmeden insansız araçtan insanlı araca aktarılacaktı.

Ay Yörüngesinde Buluşma: Bu plan seçilen plan olmuştur. Plana göre uzay aracı Komuta Modülü, Hizmet Modülü ve Ay Örümceği’nden oluşuyordu. Komuta Modülü ve Hizmet Modülü üç astronotun 5 günlük Ay yolculuğu için gerekli yaşamsal sistemleri ve araç atmosfere geri dönerken gerekecek olan ısı kalkanını barındırıyordu. Ay Örümceği, ana parçadan Ay yörüngesinde ayrılacak ve iki astronotu Ay yüzeyine iniş için taşıyacaktı. En sonda da Komuta Modülü ile Hizmet Modülü dönecekti. Atmosfere girerken Hizmet Modülü de terk edilecek ve böylelikle Dünya’ya geri dönen tek parça Komuta Modülü olacaktı.

Tüm planları birbiriyle karşılaştırdığımızda Ay Yörüngesinde Buluşma planı uzay aracının yalnızca ufak bir bölümünün Ay’a inişi nedeniyle geri dönüş yolculuğu için fırlatılması gereken kütleyi en aza indiriyordu. Geri fırlatılacak kütle, iniş motoru ve iniş vitesinin de Ay yüzeyinde bırakılmasıyla daha da aza indirgenmiştir. Projenin uygulanışı boyunca elde edilen birçok başarıya karşın 2 büyük başarısızlık yaşandı. İlki Apollo 1’in fırlatılış provası sırasında 3 astronotun(Virgil Grissom, Edward Higgins White ve Roger Chaffee) ölümü, ikincisi ise Apollo 13’ün patlama geçirmesiydi. Bu felaket proje mühendislerinin, uçuş denetçilerinin ve ekip üyelerinin çabaları sayesinde astronotlara bir şey olmadan atlatıldı.

İlk önemli adım 21 Aralık 1968′de fırlatılan Apollo 8′in Ay’ın yörüngesine oturtulması ve Ay çevresinde 10 kez dönmesiyle atıldı. 3 Mart 1969′da Apollo 9 ile Ay’a inmede kullanılacak Ay Örümceği denendi. Apollo’nun ana gövdesinden bir tünelle Ay Örümceği’ne geçilerek ilk kez araç dışına çıkmadan bir araçtan diğerine aktarma yapıldı.

Apollo Projesi’nin en büyük başarısını Apollo 11 gerçekleştirdi. 16 Temmuz 1969′da Cape Kennedy uzay üssünden fırlatılan Apollo 11′in içindeki astronotlardan Neil Armstrong ve Edwin Aldrin 20 Temmuz’da Eagle adlı Ay Örümceği’ne geçtiler ve 21 Temmuz’da sabahın erken saatlerinde Ay’a ayak bastılar. 14 Kasım 1969′da fırlatılan Apollo 12 ile 19 Kasım’da Ay’a 2. kez insan indirme başarısı sağlandı. Apollo 13 Ay yolundayken bir patlama geçirdi ve aracın büyük bölümü parçalandı. Astronotlar güçlükle Dünya’ya geri dönebildiler ve böylece bir felaket atlatılmış oldu. Apollo 15 astronotları uzay aracı ile birlikte götürülen Ay Taşıtı ile Ay yüzeyinde dolaşarak geniş ölçüde örnek topladılar. Apollo 16, yaklaşık 100 kg ağırlığında bir Ay taşı getirdi. Apollo 17 ise 1972 yılının aralığında son Ay seferini gerçekleştirdi.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Apollo_tasar%C4%B1s%C4%B1

Online plakçınız: Ses Kitabı

Yorumlar

"Apollo 18 / Ölüm Yolculuğu (2011)" için 1 yorum

  1. Yaşar Şentürk tarafından 30 Nisan 2012 10:30 tarihinde 

    Yazınızdakı bir yanlışı düzeltmek istedim: Ay’a yazınızda iddia ettiginiz gibi 17 uçuş gerçekleştirilmedi. Apollo projesi Apollo 8′den başlar, Apollo 17 ile biter. Apollo 11′den önce sadece 3 defa Ay yörüngesine gidildi. Ay’a inmeyi hedefleyen (inemeyen 13′ü de sayarsak) 7 uçuş yapıldı. Apollo 11 öncesi 3 uçuşu da sayarsak Ay’a toplamda 10 uçuş yapıldı.


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!