Odishon / Audition (1999)

Japon korku sineması dendiğinde Takashi Miike’ye ayrı bir yer açmak gerekir. Ne kadar da usta sinemacı her tarzdan film çekse de o kanlı görüntüleri en çok korku filmlerine yakışmaktadır. başyapıtlarından Audition özellikle son yarım saati ile sinema tarihinde yerini almıştır.

Bir ekşisözlük atasözü: Yüksek derecede sürprizbozan (spoiler) içerir!

Tüm japon erkekleri yalnız yaşıyor

Kahramanımız Ryo yedi yıl önce karısını kaybetmiş tek erkek çocuğu ve köpeği ile yaşayan yalnız ve zengin bir iş adamıdır. oğlu bile artık babasının bu durumuna isyan eder ve hemen evlenmesi gerektiğini söyler. Ryo da bu durumu film yapımcısı yakın bir arkadaşına anlatır. Arkadaşı bu durumda film seçmeleri yapıp kendisine uygun bir eş arayabileceklerini söyler. Ryo da hiç düşünmeden bu eğlenceli teklifi kabul eder. Eline adayların kağıtları ulaştığında bir kişi özellikle Ryo’nun ilgisini çeker eski bir balerin olan bu güzel kız ayağında bir problem olduğundan en büyük tutkusu baleyi bırakmak zorunda kalmıştır. Ryo kafasına bu kızı kazıyarak seçmelere gider.

Seçmelere arınmış olarak gidin

Filmin en eğlenceli sahnesi olan seçmelerde belki de yönetmenin gerçekten yaşadıklarını görürüz. İlginç sorular ve cevaplar çeşit çeşit kadınlar soyunanlar, ağlayanlar, gülme krizine girenler. Ve sonunda Asami adlı güzel kızımız çekinerek içeri girer. Beyaz elbisesi ve uzun saçları nedense bizi başka bir filme götürür. Seçmeler sırasında bir süre kızın suratı göremeyiz sürekli arkadan çekim sahneler ve kızın o ince narin sesi. Ryo daha önce kimseye soru sormamıştır ama birden dayanamayıp konuşmaya başlar kızın hayat hikayesinden nasıl etkilendiğini, yaşına göre ne kadar olgun bir kız olduğunu söyler. Asami çekinerek bakmaktadır. Kız gittikten sonra arkadaşı seimini daha önce yaptığı için Ryoy’ya kızar ve bu kızdan uzak durmasını içinde kötü bir his olduğunu söyler. Ryo ise kızı arıycak ve bir yemek için randevu alacaktır. Oysa ki kızın verdiği bilgilere göre çalıştığı eski plak yerindeki adam garip bir şekilde kaybolmuştur. Söylediği kimse de kızı tanımamamktadır. Ryo bunlara rağmen kıza garip bir şekilde bağlanır. Kızla kısa zamanda yakın bir bağ kurarlar ancak kızı ikinci kez aramamak için bir süre Ryo kendini tutacaktır. İşte burda kızın evine gideriz Asami beyaz giysisi ile yere oturmuş saçları yüzünü kapamış ve kafası düşmüş oalrak bir telefonun yanında sanki fişi çekilmiş gibi durmakta ve karşısında içi dolu bir çuval görülmektedir.

Ryo birkaç gün sonra kızı arar Asami bıraktığımız gibi telefona bakmakta ama cevap vermemektedir. İkinci ve üçüncü çalış birden çuval sağa sola çarpmaya ve içinden inlemeler gelmeye başlar Asami tekrar canlanır ve o narin sesiyle konuşmaya başlar…

Sadece beni seveceksin, yanlızca beni, söz verir misin?

Ryo ve Asami deniz kenarında bir otele giderler. Ryo ona nerde yemek yemek istediğini sorarken asami soyunup yatağa girer ve ona vücudundaki yaralardan bahseder. “yanlızca beni sev, söz verebilir misin” Ryo hayatının en büyük yanlışını yaptığını bilmeden evet der ve yatağa girer. Sabah kalktığında Asami yanında yoktur. Bütün aramalarına rağmen kızı bulamaz. Önce eski bale okuluna gider burda yaşlı tekerlekli sandalyede bir adamla karşılaşır ve adamın asaminin yaralarından sorumlu olduğunu çocuğa işkenceler yaptığını anlar. burdan kaçıp Asami’nin ara sıra çalıştığı barın yolunu tutar. Oysa ki bar bir yıl önce sahibi öldürüldüğü için kapanmıştır. komşunun dediğine göre sahibinin parçalarını birleştiren polis fazla sayıda parmak ve dil bulmuştur.

Tek kadını sevebileceğinden emin misin?

Ryo ümitsizce eve gider viskisinden biraz alır ve birden kendini kötü hissetmeye başlar. Ayağa kalkmaya çalışırken tökezler ve bayılır. Baygınken daha önceki buluşmalarında bizim görmediğimiz kendinin de dikkat etmediği ayrıntıları görür. Asaminin ailesi, yaşadıkları, çektiği işkenceler, tek tek gözünün önüne gelir. kör olan aşkın gözü açılır ve Asaminin aslında nasıl bir kız olduğunu yavaş yavaş anlamaya erkeklerden nasıl intikam aldığını görmeye başlar, bu arada kendi hatalarını kadınlara nasıl davrandığını da görür. Rüya bitmiş ve gerçeğe dönülmüştür.

Asami şimdi karşısında ona verdiği ilacın etkilerini anlatmaktadır hareket edemese de bütün sinirleri normal şekilde çalışmaktadır. Ve ona nerde yanlış yaptığını anlatır. Sadece onu seveceğini söylemiştir ama oğlunu, köpeğini ve hatta ölen karısını da sevmektedir. O da diğerleri gibidir ve diğer erkeklerin yaşadıklarını yaşayacaktır. Ve böylece sinema tarihine kazınmış en korkunç sahnelerden biri ile yönetmen bizi başbaşa bırakır…

Ben de Japon sinemasının merakta bırakma ekolüne sadık kalarak işkence sahnelerini filmi seyredene kadar sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Filmin gerçeklik ve doğaüstü güçler arasında seçim yapmanıza fırsat vermeyen kurgusu, kadın/erkek ilişkilerine bakışı asıl bu korkunç sahnelerin arasında anlatılmak istenenler. kırık bir kalple oynamanın ne kadar tehlikeli olduğunu da uç bir örnekle gösteriyor. Aslında filmi normal bir polisiye gerilim olarak da seyredebilir ya da asami’nin doğaüstü bir varlık olduğuna inanabilirsiniz. Seçim size kalmış iyi seyirler.

Öteki Sinema için yazan: Masis Üşenmez

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

4 Yorumlar

  1. Takashi Miike’ı ilk bu film ile tanımıştım. Film bittiğinde bende etki bırakan bu filmi sevep sevemediğime karar verememiştim. Bu film sayesinde Takashi Miike’ın diğer filmlerini de seyretmeye başladım ve üstadın ne çılgın olduğunun farkına vardım. Her sene neredeyse 3-5 film çeviren bu usta yönetmenin hızına yetişmek gerçekten çok zor. Takashi Miike’ın filmlerini beğenmeye bilirsiniz ama şunu garanti ediyorum ki seyrettiğiniz hiçbir filmini de unutamazsınız.

  2. Yazıda da tarif edilen, adamın Asami’yi telefonla aradığı onun da sırtı dönük, önünde bir çuvalla oturduğu bölümler, inanılmaz ürpertici sahneler bence. Çok konuşulan final sahnesinden de üstün olduğunu düşünüyorum. Bu da etkili bir şekilde ima etmenin göstermekten daha iyi olduğunu kanıtlıyor. Bunu yapanın da “göstermenin” aşırı uçlarına gitmiş Miike olması ilginç. Adam çok yönlü demek ki!

  3. Yanılmıyorsam burada bir festival kapsamında gösterildi bu film. Çok kişinin bitiremedğini duymuştum. Uzak doğu sinemasının çok bileni bir arkadaşım verdi bana filmi sonraları. Eksisözlük’ e de yazmıştım zamanından “bu film benim sinemaya bakışımı değiştirdi”. İnsan bir çuval ve telefondan bu kadar mı korkar kardeşim. O telefon çalmasın diye zor ettim filmin sonunu…
    Akıllara zarar bu film korku sinemamım en üst düzeyidir.
    Eşe dosta izletmeden önce uyaralım:)

  4. Evet haklısınız, 2001 senesinde 20. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde “Genç Bir Yönetmen Mercek Altında: Takashi Miike” isimli bölümde gösterilen toplam beş Miike filminden biriydi. Beyoğlu Beyoğlu Sineması’ndaki gösterime gitmiştim. Aynen dediğiniz gibi film tamamlanmadan, seyircilerin üçte ikisi salonu terk etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: