Christiane F. – Wir Kinder vom Bahnhof Zoo (1981)
Yazan: Konuk Yazar 03 Şubat 2012
Kategori: Film İncelemeleri
1978 yılında Alman Stern dergisinin uyuşturucu batağına saplanmış 14 yaşında bir genç kızla yaptığı röportajdan hareketle beyaz perdeye aktarılan “Christiane F. Wir Kinder vom Bahnhof Zoo” (Bahnhof İstasyonu Çocukları), 70li yılların Berlin’indeki çocukların uyuşturucunun esareti altındaki yaşamlarını konu alıyor. 
Filmin sinema tarihinde unutlmazlar arasına girmesinde ve döneminde büyük yankı uyandırmasının en büyük sebeplerinden biri tamamen gerçek olaylara, kişilere dayanması ve öyküyü çarpıcı biçimde tüm çıplaklığıyla gözler önüne serebilmesi.
Tam adı Vera Christiane Felscherinow, Berlin banliyölerinden birinde annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan bir genç kızdır. Aile içi şiddet ve ebeveynlerin ihmali onu Berlin’in gece kulüplerinde sonu belirsiz bir yolculuğa çıkarır. Sound adlı discoda uyuşturucu bağımlısı Vetlev ile tanışan Christiane, aynı zamanda da uyuşturucu ile de tanışmış olur. Christiane, Vetlev’in gizemli ve meceraperst tarzına kapılır. 14. Yaş gününü kutladığında bir uyuşturucu bağımlısı haline gelmiştir.
Filmin üzerinde 30 yıl geçmesine rağmen halen tartışılması ve konuşulmasının ardındaki en önemli sebep elbetteki karakterlerin tamamının (isimleri dahi değiştirilmeden) uyarlamaya aktarılması. Devamını oku
Gangster Filmleri
Yazan: Konuk Yazar 23 Ocak 2012
Kategori: Kavram - Kuram, Slide
Sanat ile uğraşanların karşılaştığı başlıca sorun, ‘kaynak sorunu’dur. Sinema sanatı açısından bakıldığında birincil kaynak (main source) her zaman ‘film’in bizzat kendisidir. Bu nedenle sinema sanatı düşünüldüğünde; herhalde bir sinemaseverin içine düştüğü en üzücü durum, çok merak ettiği bir filmi izlemek isteyip de, çeşitli nedenlerle bir türlü fırsat yakalayamıyor oluşudur. Diyelim filme bir şekilde ulaşıldı ve seyredildi ve hakkında daha fazla bilgiye/yoruma/çözümlemeye ihtiyaç duyuldu, burada ikincil kaynaklar (secondary sources) sorunu ortaya çıkar. Ve bu sorun neredeyse birinci sorun kadar can sıkıcıdır. Kitaplar, makaleler, inceleme yazıları, belgeseller, internet yorumları vb. öğeler ikincil kaynaklar kategorisine girer.
İkincil kaynaklara duyulan ihtiyacın temel noktası; ‘merak’ gidermektir. İkincil kaynaklar; filmin kimi karanlık noktalarına aydınlığa kavuşturmak, filmi oluşturan temel öğelerin neler olduğunu ve bu öğelerin üretim sürecindeki yerlerini ve önemlerini daha iyi kavratmak, filmin ne anlattığını (niçin varolduğunu), ne gibi detaylara sahip olduğunu öğretmek gibi çeşitli işlevlere sahiptirler. Film hakkındaki her bilgi, o filmi çözümlemekte kullanılan detaylar yumağının bir parçasıdır ve özellikle bir sinema yazarı için büyük öneme sahiptir. Hemen hemen her sinemasever, beğendiği filme bir tür hakimiyet kurmak ister. Adeta film ile arasındaki bağları sıkılaştırıp, filmin bir parçası, bir uzantısı olmak gayesi güder. Bir yandan beğeniyi/hazzı sürekli kılmak öte yandan o yapının bir parçasına dönüşmek. (mesela o filmden bahis açıldığında akla gelmek, beğendiği filmlerdeki bir karaktere dönüşmek, normal hayatında çok sevdiği filmlerin replikleriyle konuşmak vb. Hiç küçümsemeyin, aramızda böyle bir sürü insan olduğunu hepimiz iyi biliyoruz). Detaylar olmadan bir sinema filmi üzerinde hakimiyet kurulması zordur. İşte bu noktada ikincil kaynaklar, hayati önem taşır. Devamını oku
Süpermen Superman’a Karşı!
Yazan: Konuk Yazar 19 Ocak 2012
Kategori: Kavram - Kuram
Emrah AKÇAY
Yerli malı “Süpermen Dönüyor” filmi ile ilgili bir karşılaştırma yazısı yazmaya karar verdiğimde, yazının kendi içerisinde hayli komik olacağını, 1978 yılı yapımı “Supermen” filminin kopyası olan “Süpermen Dönüyor (1979)” filminin ucuzlukları, abuklukları ve mantık hatalarını sıraladığımda yazının kendiliğinden çıkacağını öngörmüşüm. Yıllar önce seyrettiğim Superman’i iyi hatırladığımı, çok da müthiş bir film olduğunu düşünmüştüm. Fakat yazıyı yazmak için iki filmi de alıp detaylı izlediğimde, filmin orijinal versiyonunun da biteviye mantık ve devam hataları ile dolu olduğunu, sonuçta Türk versiyonunda bir saçmalık varsa bunun Amerikalı ağabeyinden kaynaklandığını gördüm. Kaldı ki bizim süpermenimizin korkunç gözlüklerini saymazsak Christopher Reeve’den daha yakışıklı ve yapılı olduğu tartışılmaz bir gerçek! O halde, gelsin Türkiye’nin ilk uçan süpermeni Tayfun.
“Türk milletinde akıl çok para yok, Amerikalı’da akıl yok para çok!”
Kunt TULGAR
Kendi anlatımına göre yönetmen, yapımcı ve oyuncu Kunt Tulgar, 1978’de eşi ve babası ile birlikte Paris’te “Superman”(1978) filmini izler. Filmi izledikten sonra babası “Böyle bir film çeksene!” diyerek kendisini yüreklendirir. Kunt Tulgar “Bakarız” şeklinde cevap verir çünkü o dönemde Türkiye’de çekilmiş “Süpermen”li filmler olsa da uçabilen bir Süpermen yapmak, dönemin teknik imkânlarıyla (ya da imkânsızlıklarıyla) çok da mümkün görünmemektedir. Türkiye’nin ilk uçan “Süpermen” filmi fikri böylece ortaya konulur.
Esasen Türkiye’nin Süpermen macerası yeni değildir. Örneğin “Süper Adam” ( Cavit Yörüklü, 1971 ), “Süper Adam Kadınlar Arasında” ( Cavit Yörüklü, 1972 ) “Süper Adam İstanbul’da” (Yavuz Yalınkılıç, 1972) gibi filmler, “Süpermen Dönüyor” öncesi yapılmış çalışmalardır. Ancak Tulgar versiyonunun farkı, Süpermen’in uçabilmesinde gizlidir. Zamanın olmayan teknik imkânlarında, yönetmen tamamen kendi yaratıcılığını ve zekâsını kullanarak Süpermen’ini uçurmayı başarmış, altına koyduğu İstanbul Belgeseli görüntüleri hayli sakil ve gerçeklikten uzak görünse de teknik olarak Süpermen uçmuştur. Devamını oku
Jodaeiye Nader az Simin / A Separation / Bir Ayrılık (2011)
Yazan: Konuk Yazar 15 Ocak 2012
Kategori: Film İncelemeleri
Bu Sıradan Bir Ayrılık Hikayesi Değil…
Tam da yıl sonuna yaklaşılırken, yani film kritikleri, ödül söylentileri ve liste çılgınlıkları son raddeye ulaşmışken, tüm favorileri yerinden eden bir film çıktı ortaya. Son yıllarda özellikle sinematografi ve kurgu üzerine yoğunlaşan çağdaş sinema macerası, bir anda sinemanın bambaşka bir boyutuyla karşı karşıya kaldı.
Öteki Sinema için yazan: Tuna Emren
Herkesi şaşırtan İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin beşinci uzun metraj filmi A Separation olağanüstü bir sinema şaheseri olarak daha uzun yıllar konuşulacağa benzer. İran sinemasının Haneke’si olarak anılan Farhadi tıpkı bir önceki filmi About Elly gibi bu yıl da A Separation ile Berlin’de Altın Ayı’yı kimselere bırakmadı. Henüz 39 yaşında olan usta yönetmen herkesin başına gelebilecek derecede minimalist hikayeleri keskin zekasıyla örerek oldukça sade fakat -bir şekilde- göz kamaştıran bir yöntemle ekrana taşımayı başarıyor. Günlük hayata odaklanan İran Sineması tarzını da bir adım öteye taşıyarak, sıradan kentli orta sınıfın seküler yaşamlarındaki sorunlara odaklanıyor yönetmen. Yani ne ülkesindeki dini baskıyı kabulleniyor, ne de onu açıkça reddediyor. Üstelik tarafsız ve realistik anlatımı ile izleyicisini de her seferinde karakterlerle özdeşleşmeye davet ediyor. Devamını oku
Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması: Kitleselleşme ve Yıkım
Yazan: Konuk Yazar 14 Ocak 2012
Kategori: Kavram - Kuram
“Entelektüellik, insan bilinci için büyük bir tehlikedir.” Joseph Goebbels
Propaganda, toplumların bütünleşme süreçleri içerisinde büyük rol oynamış; anlatısal, yazınsal ve görsel biçimlerde kendini göstermiş bir araçtır. Farklı toplumların gerek savaş, gerek iktisadi problem dönemlerinde, gerekse de uluslaştırma politikaları içerisinde propaganda, oldukça etkili bir konuma sahiptir. Çağlar boyunca farklı şekillerde ortaya çıkmış olan propagandanın örneklerinin izini sürebileceğimiz çok farklı platformlar mevcuttur. İlerki kısımlarda özelleştirilerek değinilecek olan devletçi propaganda, Roma İmparatorluğu’nun ‘büyüklüğü’ bir kuvvet iddiası olarak sunduğu Ortaçağ tapınak mimarisinden (1), vaktinde Türkiye Cumhuriyeti ‘ulus-devlet’ politikası içerisindeki görsel propagandanın grafik örneklerine (2) kadar, oldukça geniş bir kapsamda incelenebilecek kapasitededir. Bu makalede, Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’nin hegemonyası altındaki Almanya’da, uluslaşma süreci ve devamında yaşanan faşizmin, ülke halkına belirli bir algılama biçimi olarak benimsetilmesi yönünde sinemanın kullanılması incelenecektir. Bu amaç doğrultusunda, söz konusu tarih içerisindeki ideolojik çalışmaların, kişisel yorumların desteğiyle serimlenmesine çalışılacaktır. Devamını oku


















