1930’lar

Hollywood’un Altın Çağı’nda B-filmler (1): 1930’lar

Büyük stüdyolar önceleri b-film furyasına direnmeye çalıştılar, bir süre sonra ayak uydurmayı seçtiler. Her biri ikinci film pazarındaki payını genişletmek için b-film birimleri kurdular. Ayrıca bu dönemde blok rezervasyon standart bir prosedür haline gelmişti. Buna göre herhangi bir stüdyoya ait A kalite büyük bir yapımı yayınlayabilmek için birçok salon o stüdyonun bir sezon içinde üretitiği bütün filmleri kiralamaya mecbur bırakılıyordu. A kalite filmlerin box office yüzdesine göre belirlenen kira ücretlerine rağmen standart fiyatla kiralanan b-filmlerin hepsi neredeyse kâr garantisi ile piyasaya sürülmekteydi. Bu fiyatlandırma sistemi büyük şirketlerin çektikleri b-filmlerin kalitesini umursamamalarını da beraberinde getirdi. En büyük beş stüdyo olan MGM, Paramount, Fox, Warner Bros ve RKO (eski FBO) aynı zamanda oldukça büyük salon zincirleri olan şirketlere aitti. Bunu yanısıra daha mütevazi olan Mascot Pictures ve Sono Art–World Wide gibi şirketler Powery Row standartlarında stüdyolar olarak özellikle b-filmler ve diğer kısa filmlere odaklanmışlar, aynı zamanda tamamıyla bağımsız yapımların ve ithal filmlerin dağıtımını üstlenmişlerdi. Blok rezervasyon yapabilme şansına sahip olmamalarının yanısıra eyaletlerin yasalarına bağlı olarak değişen koşullarda bölgesel olarak aynı yıldızın başrolde olduğu altı ya da daha fazla filmden oluşan paketler halinde dağıtım yapabiliyorladı. Bu durum Poverty Row stüdyoları açısından üretim şartlarını da koşullayan bir durumdu. Büyük şirketlerin yenilerinden olan Universal ve yükselişte olan Columbia Poverty Row stüdyoların etkisinde, onlarakine çok benzer filmlerin üretimi yapmaya başladılar. Herne kadar çok az salona sahip olsalar da üst düzeyde dağıtım gerçekleştirmekteydiler.

Söz konusu dönemde, yani Hollywood’un altın çağında, A filmler endüstrinin en büyük ürünleriydi ve ilk olarak büyük şehirledeki seçkin salonlarda gösteriliyorlardı. Bu salonlar da genel olarak büyük 5 şirketten birine ait oluyordu. İki film birden geleneği bu prestijli salonlarda uygulanmıyordu. Amerika’da yaklaşık 450 premiere sineması bulunmaktaydı. 100 kopya ile yapılan bir açılış oldukça büyük bir açılış olarak kabul ediliyordu. Tarihçi Edward Jay Epstein’ın da aktardığı gibi ilk gösterimler sırasında filmler hakkında yorumlar yayınlanmakta, reklamlar yapılmaktaydı. Bu sürecin sonunda diğer salonlarda iki film birden olarak yayınlanmaya başlıyorlardı. Büyük şirketlerin kontrolü altındaki geniş yerel salonlarda genel olarak filmler haftalık olarak değişmekteydi. Buna karşılık binlerce küçük bağımsız salonda programlar genellikle haftada iki ya da üçkez değişiyordu. Yeni b-filmlere olan sürekli ihtiyacı karşılamak için Poverty Row stüdyoları genellikle altmış dakikadan uzun olmayan ve kısaca “quickie” adı verilen mikro bütçeli film üretme makinelerine haline geldiler. Bir “quickie”nin üretim süresi dört gün kadardı. Brian Taves büyük şehirlerdeki “Grind House”lar ve benzeri ucuz salonların herhangi bir zaman düzenlemesi olmaksızın bir dolar karşılığında peşpeşe birçok, bazen altı tane, quickienin sergilendiği ve hergün değişen sürekli programlar sunduklarını dile getirir.

Bazı küçük salonlar için büyük bir stüdyonun A kalite filmini yayınlayamak bile imkansızdır. Yayınladıkları filmler sürekli olarak Poverty Row Prodüksiyonlarıdır. A kalite bir film fragman, habercisi olan ekran görüntüleri, gazete yorumları gibi tüm reklam yöntemlerini kullanırken; b-filmler genel olarak bu olanaklardan yoksundular.

Sesli filmlere rağbetin artması ile birlikte maaliyetler daha da yükseldi. 1930’larda ortalama bir filmin maliyeti 375.000 dolara kadar yükselmişti. Bu dönemde çekilmiş filmlerin büyük bir kısmı B kategorisindeydi. Önder stüdyolar sadece A ve B kategorisi filmler yapmanın yanısıra “programcı” (ya da başka bir deyişle A ve B arası) sınıfında filmler de çekiyorlardı: “Salonun prestijine ve diğer bazı özelliklere bağlı olarak bir programcı markizin en altında veya en üstünde yer alıyordu”. Powerty Row’ların çektiği b-filmlerin birçoğu 5000 dolar kadar düşük maliyetlerle çekilmekteydi. 1930’ların ortasında iki film birden Amerika’da baskın bir gelenek haline geldi. Buna büyük şirketler de eşlik etti. 1935 yılında Warner Bross’un ürettiği b-filmlerin oranı %12’den %50 ye fırladı. Ekibin başında aynı zamanda b-filmlerin bekçisi olarak da bilinen Bryan Foy bulunuyordu. 1930’ların sonunda üretiminin yarısı b-filmlerden oluşan Fox’da ise Sol Wurtzel her yıl yaklaşık 20 tane b-filmden sorumluydu.

Bu dönemde Powerty Row stüdyolarının büyük olanları birleşme kararı aldı. Dönemin ortasında Sono Art başka bir şirketle birleşerek Monogram Pictures’ı kurdu. 1935 yılında Monogram, Mascot ve birkaç küçük stüdyo birleşerek Republic Pictures’ı kurdular. Kısa bir süre sonra Monogram’ın kurucuları ayrılarak kendi şirketlerini yeniden kurdular. 1950’lere kadar birçok Republic ve Monogram filmi büyük firmaların düşük kalite yapımlarıyla aynı düzeyde yapımlardı. Buna karşılık daha güçsüz olan Powerty Row stüdyoları, Conquest, Empire, Peerless ucuz “quickies”ler yapmaya devam ettiler.

Joel Filler 1938 yılında çekilen filmler üzerinde ortalama uzunluk analizi yapmıştır.

Studio

Kategori

Ortalama Süre

MGM

Büyük Beşli

87.9 dakika

Paramount

Büyük Beşli

76.4 dakika

20th Century Fox

Büyük Beşli

75.3 dakika

Warner Bros.

Büyük Beşli

75.0 dakika

RKO

Büyük Beşli

74.1 dakika

United Artists

Küçükler

87.6 dakika

Columbia

Küçükler

66.4 dakika

Universal

Küçükler

66.4 dakika

Grand National

Poverty Row

63.6 dakika

Republic

Poverty Row

63.1 dakika

Monogram

Poverty Row

60.0 dakika

Taves’in çalışması da 1930’larda büyük firmalar tarafından çekilen filmlerin % 50’sinin b-film olduğunu ortaya koyar. Powerty Rol stüdyoları tarafından her yıl ortalama toplam 300 film çekildiği de hesaba katılırsa dönemde çekişmiş olan 4000 filmin yaklaşık %75’i b-film olarak sınıflandırılabilir.

1930’larda ve 1940’ların başında Western b-filmlerinin genel eğilimini oluşturmaktadır. Sinema tarihcisi Jon Tusca 1930’larda çekilen [Tom] Mix, [Ken] Maynard ve [Buck] Jones’lu Universal filmlerinin, Buck Jones ve Tim McCoy’lu Columbia ve RKO yapımlarının, George O’Brien serilerinin, John Wayne’li Republic Westernlerinin ve Three Mesquiteers serilerinin Amerikan mükemmelliyetçiliğinin yeniden yazıldığı filmler olduğunu söyler. Tanınmış artistlerin ve önemli isimlerin yer aldığı farklı türlerden seriler sesli sinemanın ilk döneminde oldukça popülerdi. Örnek olarak Fox’un birçok b-serisi Charlie Cahn’ın gizemli filmlerini, Ritz kardeşlerin komedilerini ve çocuk yıldız Jane Withers’ın müzikallerini barındırır. Film serileri aynı program içinde bazen defalarca izleyiciye sunulan kısa serilerle karıştırılmamalıdır. Bu seriler genellikle genç insanların ilgisini çekecek şekilde hazırlanmış, iki film birden kuşaklarında yayınlanmaya uygun ve daha olgun izleyicilerin ilgisini çeken tek filmlerden önce yayınlanan filmlerdir.

Endüstrinin kavramlarıyla dile getirirsek bu filmler daha çok ev kadınları ve çocukların rağbet ettiği ve paralarının karşılığını niceliksel olarak talep eden öğleden sonra izleyicisine hitap eden fimlerdi. Buna karşılık akşamcı kitle daha fazlasıyla izlenmeye değer şeyleri talep ediyordu. Seriler genellikle sorgulanmadan b-kategorisinde görülüyordu. Burada bir karmaşa mevcuttur: Örnek olarak MGM’in popüler serisi olan Andy Hardy’nin maceraları, oyuncuların kalitesi ve bütçesinin genişliği dolayısıyla A film kategororisinde ele alınmalıdır. Birçok seri için büyük firmlalardan birinin çektiği en düşük bütçeli filmin bütçesine ulaşmak bile hayaldir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir