Batman: Under the Red Hood (2010)

Normalde Marvel ve DC’nin uzun metraj animasyonlarına sıcak bakmam ama Batman: Under the Red Hood için bir istisna yapmaya karar verdim. Bunun ilk sebebi, film için çeşitli kaynaklarda “en iyi Batman animasyonlarından biri” denmesi, ikinci sebebi ile yakın zamanda Jeph Loeb ve Jim Lee’nin ülkemizde de yayınlanan Hush isimli Batman hikayesini okumamdı. 75 dakikalık bu kısa Batman filmi, kara şovalyenin hayranı olanları da olmayanları da memnun edecek nitelikte bir yapım…

Batman’in en ünlü hikayelerinden A Death in the Family ve Under the Hood hikayelerinden uyarlanan (ve bir miktar da Alan Moore’un The Killing Joke’una atıfta bulunan) Under the Red Hood, Joker’in, eski Robin Jason Todd’u levye ile döverek yaralaması ile başlıyor. Batman, yoldaşı Robin’i kurtarmak için Robin’in hapis tutulduğu hangara ulaşmaya çalışır ancak vaktinde yetişemez ve Jason hangarın patlaması sonucu ölür. Aradan beş yıl geçmiş ve Batman en büyük başarısızlığının ardından daha içine kapalı bir savaşçıya dönüşmüştür. Bu sırada ortaya çıkan Red Hood isimli gizemli bir karakter, şehrin tüm suç şebekesini tekeline almaya başlamış ve Gotham’ın en güçlü mafyalarından Black Mask’ı kendine düşman etmiştir. Batman bu dost mu düşman mı olduğu muğlak rakibine ulaşmaya kararlıdır. Kara şovalye araştırmasını sürdürdükçe,  geçmişinin Red Hood ile sandığından daha güçlü bir şekilde kesiştiğini öğrenecektir. Batman ve Red Hood birbiriyle kapışırken Gotham’daki gücü tehlikede olan Black Mask ise sessizce köşede sinecek biri değildir.

Çocukluğu meşhur Batman: The Animated Series ile geçen biri için yeni bir Batman animasyonu seyretmek büyük bir sınav. Açıkçası filme başlarken Under the Red Hood’a karşı (tüm sağlam referanslarına rağmen) bir önyargı zihnime kazınmış haldeydi ve filmin bu yargıdan kurtulmak için gerçekten iyi olması gerekiyordu. Neyse ki DC ekibi “by fans, for fans” ilkesinden sapmamış, Under The Red Hood, gerek referansları, gerek hikayesi, gerekse aksiyonu ile fazlasıyla doyurucu bir çalışma olmuş. Özellikle bazı dövüş sekansları değme animelere taş çıkaracak estetiğe sahip bir hava kazanmış, öyle ki Under The Red Hood hikayesi sarmasa bile sırf bir aksiyon animasyonu olarak bile sonuna kadar kendini seyrettirebilir.

Filmin bir kusuru yaş grubu olarak kime hitap ettiğini tam çözememesi. Elimizde yetişkin çizgiroman okurlarının zevkine uygun bir hikaye var, o kesin. Buna rağmen grafik vahşet, seyirci skalasını geniş tutmak için olabildiğince düşük tutulmuş. Buna rağmen bazı anlar geldiğinde filmin geneli için çok “gore” kaçacak sahnelere de yer verilmiş. Batman’in Amazo’nun kafasını patlattığı ya da Red Hood’un peşindeki suikastçilerden birinin kafasını uçurduğu sahne, kesinlikle filmin yaş grubunu yukarı çekiyor. Madem bunları yapmayı göze aldınız, neden Joker’in Jason’ı öldürdüğü, Batman tarihinin en önemli olaylarından birini otosansüre boğdunuz? İyi niyet gösterip filmin başında seyirciyi ürkütmemek için böyle bir yol izlediklerini varsayalım. Gerçi biz Batman hayranları ürkmezdik ya neyse, bir bildiğiniz vardır.

Belki fanatizmin gözümü boyaması bilmiyorum, ama Batman ile Jason arasındaki ilişki Under the Red Hood’ta fazlasıyla tatmin edici kotarılmış. Batman’in zaman zaman gördüğü flashbackler dozunda ve stil olarak da göze batmayan bir şekilde ekrana yansıtılmış. Gerçi Under the Hood çizgiromanını okumadığım için bunun ne kadarının filmin ne kadarının çizgiromanın başarısı olduğunu bilemiyorum ama ekran karşısında gördüğüm şey beni ikna etmeye yetti.

Ve tabii bir Batman animasyonundan bahsediyorsak seslendirmenin önemini es geçemeyiz. Joker seslendirmesindeki John DiMaggio fena bir iş çıkarmamış (Kendisinden The Animated Series ve muhteşem Batman oyunları Arkham Asylum ile Arkham City’e tüm derinliğini kazandıran Mark Hamill’in performansını beklemek acımasızca olurdu) ancak Under The Red Hood’un bir seslendirme yıldızı varsa o da Black Mask’e hayat veren Wade Williams’dır. Çapraz ateşte kalmış suç lordunun tüm agresifliğini layıkıyla filme taşımış Williams ve gösterdiği performansı kesinlikle tam notu hakediyor.

75 dakika içinde pek çok tanıdıkla da karşılaşacağınızı söylemek gerek. Nightwing, Riddler, Ra’s al Ghul ve kısacık bir sahnede Batman’in eski aşkı Talia… Kendilerini çok tanımıyorsanız da mesele değil, varlıkları hikayeyi renklendirip benim gibi referans delilerini mutlu edecek cinsten. Nightwing’in seslendirmesini de Neil Patrick Harris’in yaptığını ekleyeyim.

Özetle Under the Red Hood hem iyi bir animasyon hem de yaklaşan destan Dark Knight Rises’a kendimizi hazırlamak için mükemmel bir ara sıcak. Christopher Nolan bizi temmuzda darmadağın etmeden Under the Red Hood’u seyrediverin. Yarasanın Bane ile savaşını uzun süredir bekliyoruz, kendimize bu ufak ödülü vermek hakkımız olsa gerek.

Öteki Sinema için yazan: Yigilante Kocagöz

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir