Big Fish (2003)

Bazı balıklar vardır asla yakalanamazlar. Nedeni diğer balıklardan daha hızlı ve daha güçlü olmaları değildir. Sadece onlardan farklı bir özellikleri vardır. Onlar inanırlar. Bir zamanlar “canavar” adında böyle bir balık vardı.

Bu hikâye büyük balıklar ve inanabildiğiniz kadar büyük olan hayatların filmidir. Bir baba ile oğulun filmi…

Bir baba vardı. Oğluna hayalle gerçeğin sadece inanç kadar küçük ve görünmez bir çizgide yürüdüğünü ve görmek için gözlerden çok daha fazlasına ihtiyaç olduğunu tüm ömrü boyunca anlatmaya çalışan bir adamdı. Baba kendi hikâyesine hayallerini katarak anlattı. Fakat oğlu gerçeğe o kadar bağımlıydı ki babasını terk etti. Bir gün babasının hastalık haberini alarak istemeyerek de olsa evine dönmeye karar verdi. Kendisi de baba olacaktı ve ihtiyacı olan tek şey vardı. Anlatılanların gerçek olan tarafları… Hikâye böyle başladı. Renkli, sıcak ve gerçek…

Babası oğlunun tüm çabalarına inat anlatmaya ve inanmaya devam etti. Ve oğluna inandırmaya kararlıydı. Ona aşktan bahsetti. Dedi ki; hayatının aşkı ile karşılaştığında zaman durur derler, bu çok doğru. Ancak zaman yeniden harekete geçtiğinde, hızla akıp gittiğini söylemezler. Sen akıp gidene inat aşkına sahip çıkmalısın. Sonsuza dek ya da senin sonuna dek yalnızca ona dokunmaya söz vererek. Ona dostluktan bahsetti. Gerçek bir iyiliğin ölüme dek hatırlandığı anlardan dem vurdu. Hayattan ve yollardan bahsetti. Garip bir sirkten ve dış dünyayı hiç tanımadan çıplak ayaklarıyla yemyeşil çimenlerin içinde yaşayan insanlardan bahsetti.

Hayat salt gerçekleri anlatacak kadar uzun değildir. Bazen içine hikâyeler katmak lazım. Kimseye zararı olmayan ve dinleyene keyif veren yalanlar. Büyük balıklar ve küçük göllerle ilgili… Yollar ve devlerle ilgili… Bir kadınla ilgili ve aşkla…

Babanızın size anlattığı hikâyeleri ansıyor musunuz? İnanır mıydınız onlara? Devlere, savaşçılara ve sonu gelmeyen maceralara… Bu film biraz da onlarla ilgili işte… Biraz kendi babanızla ve onunla olan kırık dökük anılarınızla ilgili… Çocukken kahramanınız olan ve büyüdükçe gözünüzde küçülen o adamla ilgili bu film. Seyrederken, eğer hala hayatta ise bir kez daha düşünün size neler kattığını ve artık yanınızda değilse gözlerinizi kapatıp onu hissedin bir kez daha. Bazen gerçeklerin acı tadından sizi korumak için yalan söyleyen o adamı anlamaya çalışın.

Bu film alışıla gelmiş Tim Burton filmlerine nazaran bir parça da dram taşır. Daha renkli, daha huzurlu bir film… Yönetmen yine beklediğimiz masalsı tarzını korumakla birlikte daha bizden daha içimizden bir filmle karşımızda. Seyrettikçe tadını aldığımız yapımlardan bir tanesi. Oyuncuların muhteşem performansları da filme daha bir anlam katmış durumda.

2003 yapımı film yanı zamanda bir yol hikâyesidir. Daniel Wallare’ın romanından John August’un senaryolaştırdığı yapımda Ewan Mcgregor, Albert Finney, Bill Crudup, Jessica Lange ve Helena Bonham Carter’ı muhteşem performansları ile seyrediyoruz.

Bazı şakalar vardır, o kadar çok duyarsınız ki üst üste artık gülemezsiniz, ama aradan uzun zaman geçer hiç ummadığınız bir anda ve yerde yeniden duyarsınız ve kahkahalar atmaya başlarsınız. Bir babadan evladına kalan tek şey vardır çoğu zaman. Gülümseten bir hikâye… Gerçek ya da değil. Duyduğunuz anda yüzünüze yine o masum ifadeyi veren bir hikâye… Umarım ki bu film size o anları geri verebilsin. İyi seyirler.

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

4 Yorumlar

  1. Bu film Tim Burton’un filmografisinde farklı bir yere sahip gerçekten. Daha duygusal ve insani duyguların işlendiği ama yine masal aleminden kopamayan bir film. Esasında bir baba ve oğul ilişkisi tabii Tim Burton yorumuyla. Karanlık filmleri kadar bu filmini de ayrı severim.

  2. Ilık bir tebessümün arkadaşlığında , ıslak yanaklarla seyredilebilen ender filmlerden biri benim için.Hayatın bize sunduklarından çok onlara verdiğimiz anlamla kim olduğumuzu söyleriz aslında,
    Sıradan olmakla eşsiz kahraman olmanın ayrımı bunda gizlidir ama bilinki siz başkalarının gözünde ne olursanız olun birisinin yüreğinde her zaman kahramandınız size her ne söylemiş olursa olsun.
    Filmi izlerken hissettiklerimi anımsatan sıcak yazınız ve sonundaki sıcak dileğiniz için teşekür ediyor;
    Size ve tüm öteki sinema ekibine sevdikleriyle birlikte ,verimli, bol filmli,çoşkulu , mutlu bir yıl diliyorum
    Sevgiyle….

  3. umarım filmi izlerken hissettiğiniz duygular tüm yıl boyunca sıcacık devam etsin. güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. nice senelere sevgilerimle…

  4. Çok güzel bir filmdi. Son sahnesi beni çok zorladı. Edinin, izleyin, izlettirin efenim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: