Black Mirror / Kara Ayna (2011)

İngiltere Channel 4’de 2011 yılında yayınlanan Black Mirror / Kara Ayna üç bölümlük bir mini seri. Seksenlerde yayınlanan Alacakaranlık Kuşağı gibi her bölümde ayrı ve ilginç bir hikayeye yer veren yapım aslında üç bölümde de teknolojinin karanlık yüzü üzerinde duruyor.

Yapımcı Charlie Brooker diziyi şöyle tanımlıyor: “Her bölümde farklı oyuncular, farklı hikayeler ve hatta farklı bir gerçeklik var. Ancak hikayelerin ortak noktaları üçü de şu an yaşadığımız dünya veya 10 dakika sonra yaşıyor olabileceklerimiz üzerine kurgulandı.”

Zaten bilim kurgu edebiyatının da çıkış noktası bu değil midir?

Dizinin adının Kara Ayna konulması ise tüm gün elimizden düşürmediğimiz dokunmatik cep telefonları, tabletler ve dev ekranlı televizyonlar, monitörler gibi gücü gittiğinde karanlığa gömülen teknolojik aletlere gönderme olarak konulmuş.

1. “The National Anthem”

Ulusal Marş bizi günümüz İngilteresine konuk ediyor. Başbakan bir gün acil bir durum olduğu belitilerek yatağından kaldırılıyor. Toplantı odasına gittiğinde ise kendisine kaçırılan prensesin videosu izlettiriliyor. Prensesi kaçıranlar Başbakandan prensesin canı karşılığında canlı yayında bir domuzla seks yapmasını istiyor. Kısa bir sürede suçluları yakalaması gereken ekip youtube, twitter gibi internet sitelerinin de baskısı ile eli boş dönünce başbakana da başka çıkar yol kalmıyor gibi görünüyor.

Tam da günümüzü anlatan bu hikaye sağlam bir drama ve hikaye örgüsüne sahip. Özellikle insanların günümüz teknolojisini yetkili kurumlardan bile daha hızlı ve gizli kullanabilmesinin doğurabileceği olası kötü sonuçları irdeleyen hikaye sondaki insanlık dersi ile de derin yaralar açıyor. Üç hikaye içinde kurgusal anlamda en sağlam olanı.

2. “15 Million Merits”

Serinin en sevdiğim halkası olan 15 milyon marifet adlı bu bölüm olası bir distopyada geçiyor. Nintendo wii oyunları tarzında avatarları ile yaşayan insanlar otoritenin onlara dayattığı sistemde varlıklarını sürdürebilmek için tüm gün pedal çevirmekte, buradan gelen puanlarla da yaşamlarını idare etmektedirler. Gelen puanla ayrıca avatarlarını geliştirmek, çeşitli programlar seyretmek ve arkadaşlarına hediyeler göndermek gibi şansları vardır.

Pedal çevirerek puan elde edenler yine de az da olsa şanslı olanlardır. Toplumda ayrıca obezler de en iğrenç sınıf olarak görülür. Temizlik gibi işler onlara yaptırılırken sürekli aşağılanmalarının yanında tv şovlarında ve oyunlarda da düşman olarak gösterilirler.

Bingham “Bing” Madsen bu ortamda kazandığı puanlarla kafası eğik göze batmadan yaşamaya çalışmaktadır. Ancak bir gün tuvalette şarkı söyleyen güzeller güzeli Abi ile karşılaşır. Bu sanal hayattan bıkan Bing ona “Yeteneksizsiniz Distopyalılar” tarzı bir yarışmaya katılabilmesi için 15 milyon puan verir. Abi yarışmada sesinden çok güzelliği ile ön plana çıkınca erotik şovda oynamak için hak kazanır. Bing artık aşkını zorla seyrettirilen bu şovlardaki bir meta olarak görmeye başlar ve sistemden intikam almak için kafasında bir plan kurar.

Klasik Distopya tarzını benimseyen bu hikaye yarışmalarda güldüğümüz eğlendiğimiz insanların acılarının yanında sanal dünyada oynadığımız oyunlar ve onlar için harcadığımız enerjiye bir gönderme yapıyor.

3. “The Entire History of You”

Tüm Hikayeniz bölümünde olası bir gelecekte insanlar kulaklarının arkasına monte edilen bir chip ile yaşadıklarını kaydetmekte ve bunları isterlerse direkt gözleri önüne isterlerse de televizyon ünitelerine aktararak eşle dostla seyredip eğlenmektedirler.

Liam Foxwell iş bulamayan başarısız bir avukat, bir çocuk sahibi sarsıntılı bir ailenin hasta ruhlu direğidir. Yine bir iş görüşmesinden eli boş dönerken karısının eski dostlarıyla buluşmasına katılır. Evde biraz soğuk karşılanan Liam espirileri ile ortamı şenlendiren Jonas’a da kısa sürede gıcık olacaktır.

Eve döndüklerinde olayları tekrar izleyen Liam karısının kendisine ve Jonas’a bakışlarından, yaşadığı tedirginlikten şüphelenir ve kavga çıkarır. Bu kavga sırasında karısının bu gıcık herifle altı ay çıktığını öğrenince daha da çok küplere biner.

Bütün gün içerek sabahında Jonas’ın evini basan Liam yemekte eski sevgililerinin anılarını seyredip mastürbasyon yaptığını çekinmeden anlatan adamın karısı ile ilgili anıları silmesi için boğazına sarılır. Ancak anılarda dikkatini çeken başka bir ayrıntı görecektir…

Tüm anılarımızın bir saniyede gözlerimizin önüne gelebileceği bir evrende yaşanabilecek problemleri bir aile ekseninde irdelemeye çalışan yapımda en rahatsız eden yan, kahraman Liam’ın her türlü pisliği hak edecek bir adam olması. Bunun dışında hikayeyi çok yaratıcı bulmasam da atmosferi sevdiğimi belirtmeliyim.

Kısa film tadında üç güzel bölüm ile teknolojik korkularımızı harekete geçirmeye çalışan Black Mirror bilim kurgu meraklılarına keyfili bir seyirlik vadediyor. En yakın internetten çekinmeden ulaşın.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir