Huan hun / Blood Ties (2009)

– “Sence cennet var mı?”
– “Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum.”

Chai Yee Wei’nin yönetmenliğini üstlendiği Blood Ties, hareket halindeki bir arabanın arka camından görünen sokak lambalarının sönük ışığı altında duyulan bu cümleler ile açılır. Finali de birebir aynı sahne ile yapan Singapur yapımı film, arada kalan sürede, ilk başta manasızmış gibi görünen cümlelere anlam katmaya çalışır.

Blood Ties posterPolis dedektifi Shun, evini basan üç kişi tarafından vahşice öldürülmeden önce karısının tecavüze uğrayıp öldürülmesini izlemek zorunda kalır. O sırada elbise dolabının içerisine saklanmış olan Shun’un 13 yaşındaki kız kardeşi Qin, abisinin saklaması için verdiği, içinde polis teşkilatındaki yozlaşmayı açığa çıkaracak belgelerin kayıtlı olduğu CD’ye sarılarak olan bitene şahit olur. Genç polisin katledilmesinin üzerinden yedi gün geçtikten sonra olayın failleri sırayla öldürülmeye başlar. Daha çok Çin’de yaygın bir inanışa göre huzur içinde ölmeyen birinin hayaleti, ölümünden yedi gün sonra dünyaya geri döner ve intikamını alır. Katilleri öldüren Shun’un hayaleti midir, yoksa başka birilerinin bambaşka planları mı vardır?

Aynı zamanda başarılı bir işadamı olan Chai Yee Wei, son yıllarda artan Singapur yapımı korku filmleri arasından rahatça sıyrılan bir ilk filme imza atmış. Malezya’nın yükselen yıldızı Joey Leong ve Pei-pei Cheng, Kenneth Tsang gibi tanınmış Çinli oyuncular ile Çince çektiği filmde, farklı türlere ait iki benzer temayı bir araya getirmiş. Çin kökenli olmasına rağmen hemen bütün Güney Asya ülkelerinde inanılan, öldükten yedi gün sonra dünyaya geri dönen intikamcı hayalet teması ile polisiyelerde ve aksiyonlarda sıkça rastlanan, ölen yakınlarının intikamını alma temasını aynı potada eritmeyi denemiş. Bu birleşim akla hemen Hong Kong Sineması’nı, daha da özele inersek Shaw Brothers önderliğinde özellikle 80’li ve 90’lı yıllarda çekilen birçok uçuk örneği getiriyor. Blood Ties, özendiği CAT III filmleri gibi ultra çılgın bir iş değil belki ama ekranı en az onlar kadar kırmızıya boyama konusunda bir hayli iddialı.

Blood Ties, karışık kurgu tekniği kullanarak zamanda bir ileriye, bir geriye atlıyor ve öyküsünü anlatırken kronolojik bir sıra takip etmiyor. Bu tercihiyle zaman çizelgesindeki kilit noktaları gerekli olduğunu düşündüğü anlarda vererek şaşırtmayı hedefliyor ama ne yazık ki hikâyesi o kadar da karmaşık değil. Muhtemelen hiçbir sürpriz, çok film izlemeyen ortalama bir seyirciyi bile pek fazla şaşırtmayacaktır. Dolayısıyla tahmin edilmesi kolay bir dolu sürpriz art arda patlıyor patlamasına ama açıkçası çok etkili olamıyor. Gene de işçiliğin çok temiz olduğunu eklemek gerek. Ayrıca oyunculuk da (yabancı oyuncu transferleri sayesinde) Singapur yapımı filmlerde denk gelemeyeceğiniz denli üst düzeyde.

Blood Ties 002

Singapur Korku Sineması, Kelvin Tong imzalı ilk korku filmi The Maid’den (2005) bu yana bir hayli yol kat etti ama hala bir standart tutturabilmiş değil. Arada böyle vasatı aşan bir iki film çıkıyor ama genele bakıldığında çok zayıf kalan örneklerle karşılaşıyoruz. Bu arada Singapur korkuları arasında favorim hala (gene Kelvin Tong imzalı) Rule Number One (2008). İzlemediyseniz mutlaka bir göz atın. (Bu arada ismi geçen her iki filmin incelemesini de Öteki Sinema’da bulabilirsiniz, ulaşmak için üzerlerine tıklamanız yeterli.)

Blood Ties, sadece Singapur özelinde elbette ki önemli bir film ama diğer Asya korkuları ile karşılaştırıldığında çok iddialı bir görüntü çizmekten uzağa düşüyor. Uzakdoğu korkularına meraklıysanız ve Japonya, Hong Kong, Çin ve Güney Kore gibi sektör liderlerinin dışında kalan diğer Asya ülkelerine ait korku filmlerinin tadına bakmak istiyorsanız, Blood Ties’a bir şans verebilirsiniz. Unutmayın, sektörel açıdan geri kalmış ülkelerin filmleri, her zaman farklı bir sinema deneyimi sunmaya namzettir.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir