Blue Monkey (1987)

1987 yılı mahsulü Blue Monkey, William Fruet’in yönetmenliğini üstlendiği Kanada/ABD ortak yapımı bir korku filmi. Insect, Invasion of the Bodysuckers veya Green Monkey olarak da bilinir.

Blue Monkey Posterler

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Önce şunu açıklığa kavuşturalım; bu film ile ilgili en absürt durumlardan birisi muhtemelen ismiyle ilintili. Blue Monkey ya da Green Monkey ismini taşıyan bir korku filminde doğal olarak rengârenk maymunların etrafa dehşet saçtığını falan izleyeceğinizi düşünürsünüz. Ama kazın ayağı öyle değil. Film boyunca ne bir maymuna denk geliyoruz, ne de herhangi bir maymundan bahseden bir karaktere. Blue Monkey, devleşen bir böceğin hastane koridorlarında estirdiği terörü anlatıyor. Garip ama gerçek!

Fred isimli yaşlı bir usta, malzeme bırakmak için ziyaret ettiği müşterisinin serasındaki yeni satın alınmış tropikal bir bitkinin üzerindeki böcek tarafından ısırılır. Bayılan adam ambulansla hastaneye kaldırılır. O sırada dedektif Jim Bishop, silahla vurulan ortağını acile getirir. Bütün ilgi vurulan polise yöneldiğinden kimse Fred ile ilgilenmez. Bu sırada Fred’in ağzından solucana benzer büyük bir yaratık çıkar ve yaşlı adam ölür. Acildeki doktorlardan Rachel Carson, yaratığı incelemek üzere hemen hastanenin laboratuvarına götürür. Yaratığı kestiğinde etrafa garip yeşil bir sıvı sıçrar ve sanki koza işlevi gören yaratığın içinden bir böcek çıkar. Böceği cam bir fanusun içine hapseden Rachel, böceği incelemesi için tanınmış bir entomolog (böcek bilimci) olan Elliot Jacobs’ı çağırır. Birtakım aksilikler (seks düşkünü bir hemşirenin böceği gözetleme görevini ihmal etmesi ve hastanede yatan çocuk hastalardan en yaramaz dört tanesinin yanlışlıkla böceğin üzerine ‘genetik büyütücü’ kimyasalını dökmesi) sonucu hapsolduğu fanustan kaçan böcek devleşir. Bu sırada hastanede yatan hastalardan bazılarının yaşlı adam ile benzer semptomlar göstermesi üzerine hastane, salgın şüphesiyle karantinaya alınır. Jim, Rachel ve Elliot, hastane koridorlarında dolaşan dev bir böceğe karşı ellerindeki kısıtlı olanaklarla mücadele etmeye başlar.

Kanadalı yönetmen William Fruet, sinema eğitimi için ABD’ye gittiğinde her türlü ucuz iş gücüne kapılarını sonuna kadar açan Roger Corman ile tanıştı. Onun yanında ucuz B film yapmanın inceliklerini öğrenen Fruet, ülkesine geri döndü. Yetmişlerin ortalarından seksenlerin sonuna kadar düşük bütçeli korku ve gerilim filmleri çekti. Bu süreçte tanıştığı yapımcı Ivan Reitman’ın açtığı yoldan emin adımlarla ilerleyerek The House by the Lake (1976), Funeral Home (1980), Trapped (1982) ve Spasms (1983) gibi filmlerinden hiç de fena olmayan paralar kazandı. Blue Monkey ise bu dönemde yönettiği son sinema filmlerinden bir tanesi. Daha sonra tamamen televizyona yönelen Fruet, dizi ve TV filmi yönetmeye başladı.

1950’li yılların modası devleşen katil hayvanların insanlara saldırdığı bilim kurgu/korku filmlerine öykünen örnekleri, sonraki senelerde farklı ülke sinemalarında gözlemlemek mümkün. Blue Monkey de daha çok bahsi geçen furyanın yıldızlarından Them!’e (1954) öykünen bir Kanada filmi. Genel yapı itibariyle de fazlasıyla Alien’ı (1979) andırıyor. Uzaylı bir yaratıkla uzay gemisinin içerisinde savaşan mürettebat, dev bir böcek ile karantinaya alınmış bir hastanede savaşan üçlüye dönüşüyor. Ayrıca dev böcek ile daha çok hastanenin bodrum katında yer alan tünellerde savaşıyorlar ki bu tünellerin tasarımı ile bir uzay gemisinin koridorları arasında görsel açıdan fazla bir fark yok. Aynı klostrofobik etki burada da başarıyla elde edilmiş. Dev böceğin aynı Alien’daki yaratık gibi üremeye çalışması da iki film arasındaki benzerliklerden bir başkası.

Düşük bütçeli bir film olan Blue Monkey’de dev böceğin perdeye yansıtılması ise en eski yöntemlerden biri kullanılarak halledilmiş; böcek kostümü içine giren bir dublör ile. Dev böceğin etrafa dehşet saçtığı son yarım saat daha çok karanlık tünellerde ve elektrik kesintisine uğrayan loş hastane koridorlarında geçiyor. Dolayısıyla az ışıklandırma ile dev böceği asla net bir şekilde göstermeden işin içinden çıkmayı düşünmüşler ve bu yöntem gayet işe yarıyor. Akla zarar sahneler açısından, üçlümüzün dev böceğe karşı lazer ile savaştıkları sahne ise unutulmaz. Mutlaka görmek lazım.

Başroldeki üç oyuncunun; Steve Railsback, Gwynyth Walsh ve Don Lake’in, bu tip filmlerde görmeye alışık olmadığımız iyi oyunları ise filmin bir diğer artısı.

Blue Monkey, karakter gelişimi ya da öyküyü yan hikâyeler ile beslemek gibi detaylarla(!) hiç uğraşmadan direkt konuya giren ve iddialı olduğu son yarım saatteki dev böcek ile kapışma sahnelerine koşar adım ilerleyen ama pek bir orijinalliği bulunmayan, düşük bütçeli bir devleşen katil hayvan filmi. Türe ilgi duyanlara, o da müthiş tempolu son yarım saatin hatırına, tavsiye edebilirim.

Blue Monkey VHS UK

Blue Monkey VHS GER

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir