Bread and Circus (2003)

“The senses are the elements which is the origin of the instinct.”

(Duyular, içgüdülerin kaynağı olan unsurlardır.)

2003 yılı mahsulü Bread and Circus, Martin Loke tarafından yazılıp yönetilmiş olan Norveç yapımı bir film. Direkt video için çekilmiş olan 600.000 Norveç Kronu (yaklaşık 97.000 dolar) bütçeli yapımın neredeyse her kulvarında Martin Loke’un ismine rastlanıyor. An itibariyle Loke imzalı ilk ve tek film olarak görünüyor.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Bilinmeyen bir zamanda, bir adam tabiat ananın vajinasından çıkarak dünyaya gelir. Kıyafetinden keşiş olduğu izlenimi veren biri tarafından göbek kordonu kesilir, duşa sokulup temizlenir ve takım elbise giydirilerek eline verilen gizemli bir bond çanta ile yere çakılmış okların gösterdiği yoldan ilerlemesi istenir. Elemanımız sorgusuz sualsiz bu bilinmez yolda ilerlemeye başlar. Uzaklardan yaşlı bir adam tabancasıyla elemanımıza ateş ederek elindeki bond çantayı vurur. Açılan çantanın içinden boş A4 kağıtlar yere düşer. Kağıtları tekrar çantasına koyan elemanımız okların gösterdiği yoldan dışarı çıkar ve hoş manzaralı bir seyir terasında birasını yudumlayan yaşlı adamın yanına gelir. Boşta duran başka bir bardak birayı içmeye başlayan elemanımız, yaşlı adamın kendisine anlattığı hikayeyi dinlemeye başlar.

Yaşlı adam, aslında kendi gençlik hikayesini anlatmaktadır. Sisteme karşı isyan eden ama isyanını doyasıya yaşayamadan yakalanan ve sisteme hizmet etmekle cezalandırılan bir anarşistin öyküsüdür bu. Gerçi hikayesinde çok bir numara yoktur. Amaç sadece içinde bulundukları fantastik dünyanın genel bir panoramasını vermekten ibarettir.

Yaşlı adamın hikayesi bittikten sonra, gizemli çantasını tekrar koluna kelepçeleyen elemanımız, işaretlenmiş yoluna geri döner ve kendi hikayesinin peşine düşer. Sistemin içinde kalmanın faydasızlığını kısa sürede farkeden elemanımız, kendini dağlara vurur ve taş bir tablet üzerine hayatın anlamını yazar. Aradan üç sene geçer. Taş tableti bulan bir çift yazılanlardan etkilenir ve baskıcı rejimi yok etmeye girişir.

Bread and Circus ilk bakışta birbirinden bağımsız skeçleri andıran, ‘gore’  ve mide bulandıran kimi hikayeciklerden ibaret bir film gibi görünebilir. Gerçi biraz da öyle ama yer yer fantastik lezzetler içeren anlar da yok değil.

Filmde George Orwell imzalı 1984’tekine benzer bir dünya tasvir ediliyor. Sistem için tehlike arz eden, sağlıklı, hasta, akıllı ya da aptal, her kim olursa olsun ormana gönderiliyor ve görevli askerler ormanda yakaladıkları herkesi uçuk kaçık yöntemlerle yok ediyorlar. Sarayında sefahat içinde yaşayan kral ve kraliçenin hüküm sürdüğü, aşırı kontrol manyağı olmuş bir rejimin hatları kabaca çiziliyor. Burada ‘kabaca’nın altını kalın bir kalemle çizmek şart. Çünkü her tarafından ucuzluk akan Bread and Circus’ta eleştirilmek istenen her kavram, içi dolu ya da boş olsun, kabaca anlatılıyor. Sanırım Martin Loke, sistem eleştirisi yapan biraz absürt, biraz ‘gore’ efektlerle bezeli, aşırı şiddet içeren, Monty Python lezzetinde bir film çekmek istemiş. Ya da kimbilir, belki de korku sineması hayranı bir grup Norveçli, eğlenmek için bir araya gelip Bread and Circus’ı çekmiş bile olabilir.

Aslında Bread and Circus, öyle üzerinde uzun uzun konuşmayı gerektiren bir yapım değil. Getirdiği kaba sistem eleştirisini abartarak üzerine çokça manalar yüklemek gereksiz. Çok az diyalog içeren filmde, şiddet ve sapkınlık konusunda sınırları zorlayan, ucuz ama görsel manada etkileyici birçok sahne yer alıyor.

Eklemeden edemeyeceğim, bir sahnede elemanımızın kolunda, sünnetimde hediye edilen Seiko marka saatin aynısından görmek beni bambaşka diyarlara sürükledi.

Velhasıl, Bread and Circus kimi orijinal fikirler de barındıran, hasta ruhlu, mide bulandıran, kafaların kolların havada uçuştuğu, bol bol anüs, penis, vajina ve salgılarının ekranı kapladığı ucuz bir film. Herkese göre olmadığı aşikar. Sadece ekstrem yapımları izlemekte sıkıntı yaşamayanlar için.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir yorum var

  1. Bu inceleme ile filmden haberdar ettiğiniz için teşekkürler. Filmin Türkçe altyazısını hazırladım ve altyazı sitelerine gönderdim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: