Brooklyn Nine-Nine

Polisiye diziler genellikle oldukça ciddidir. CSI, NCIS gibi elli farklı versiyona bölünmüş devasa serilerin yanında son dönemde ilk aklımıza gelen True Detective ya da Luther gibi daha sinematik işler her zaman polisiyenin çıtasının yüksekte tutmayı bilmiştir. Peki sürekli cinayetler ve suçlular ile uğraşan bu müessesenin absürt komedi için hiç mi potansiyeli yoktur? İşte Brooklyn Nine-Nine bu açlığı gidermek için yola çıkmış, iş sitcomlarını bir karakolun içinde seyirciye sunan, komik mi komik ama aynı zamanda pek çok probleme mizahi açıdan yaklaşan bir dizi.

Parks and Recreation’ın (2009–2015) yaratıcılarından ve pek çok gece şovunun yazarı olan Dan Goor ve The Office (2005–2013) ve gene Parks and Recreation’dan Michael Schur’un yarattığı Brooklyn Nine-Nine aslında bu iki komedi klasiğini sevenlerin aynı tadı alabilecekleri bir mizah anlayışına sahip.

The Saturday Night Live’ın kadrosundan pek çok ismi barındıran dizi, Brooklyn’in 99. Bölgesine bakan karakolun dedektiflerinin maceralarını konu alıyor. Çocuksu ama oldukça kabiliyetli dedektif Jake Peralta (Andy Samberg), dizinin başlangıcında bölüme atanan, ciddiyetinden asla taviz vermeyen siyah ve gay amir Raymond Holt (Andre Braugher), hakkında kimsenin pek bir şey bilmediği asi ve sert Rosa Diaz (Stephanie Beatriz), kaslı ve çocuksu teğmen Terry Jeffords (Terry Crews), Peralta ile sürekli aşk-çatışma ilişkisi yaşayan Amy Santiago (Melissa Fumero), Peralta’yı adeta bir tanrı olarak gören bölümün en sakar ama en iyi dedektiflerinden ve büyük bir gurme olan Charles Boyle (Joe Lo Truglio), Kaptan Holt’un özel sekreteri, yaptığı her işte en iyi olduğunu düşünen, kendine güveni ile psikologları bile kendine hayran bırakan Gina Linetti (Chelsea Peretti), yaklaşık iki bin yıldır bölümde çalışan ama bir adım ilerleyememiş dedektifler Michael Hitchcock (Dirk Blocker) ve Norm Scully (Joel McKinnon Miller) ana karakterleri oluşturuyor.

Fox tarafından ilk başta 13 bölüm olarak anlaşılan dizi, ilk sezonu 22 bölümle tamamlamış ve iki kez Creative Arts Emmy Ödüllerini, Golden Globe’da “en iyi televizyon dizisi– müzikal/komedi” ve Andy Samberg’in performansı ile “müzikal/komedi dalında en iyi erkek oyuncu” ödüllerini kazanmış. Ayrıca LGBTI’ye bakış açısı nedeni ile bu konuda verilen GLAAD Medya Ödülleri’nde de 2018 yılında en iyi komedi serisi seçilmiş.

2017 sonunda 5. sezonu ile Fox tarafından iptal edilen dizinin, Twitter’daki sosyal medya baskısı sonucu NBC tarafından alınarak devam ettirileceği açıklandı. Bu nedenle sosyal medyaya teşekkürlerimizi sunmamız gerekir.

Dizi klasik bir polisiye gibi düşünmüyor, genellikle suçlar arka planda çözülürken karakterlerin birbirleri ile olan ilişkileri önem kazanıyor. Özellikle Peralta’nın çocuksu kafası, sürekli olayları Die Hard fanlığına bağlayarak çözmeye çalışması (örneğin bir bölümde çatıda kalınca yangın söndürme hortumunu bağlayıp kendini aşağıya atması ama pencerelerin ferforje ile korunmuş olmasından dolayı asılı kalması), Kaptan Holt’un olaylara aşırı ciddi yaklaşırken Peralta’nın manyaklıklarına ayak uydurmaya çalışması, Terry’nin yorgunluktan barfiksde uyuyakalması, Amy’nin Kaptana sürekli kendini beğendirmeye çalışırken duvara toslaması gibi absürt durumlar mizahı yukarı taşıyor. Dizinin ilk sezondan itibaren bir gelenek haline getirdiği Halloween’da kimin en iyi dedektif olacağı gibi iddialar da komedi tarihine girebilecek potansiyel bölümler olarak öne çıkıyor.

Tüm bu mizah içinde kirli polisler, siyah bir gay polisin kaptan olma yolunda geçtiği zorlu yol, özellikle 70’lere döndüklerinde Amerika’nın siyah politikasına yapılan göndermeler ya da bir gece çocuğunun düşürdüğü oyuncağı arayan Terry’nin siyah olduğundan potansiyel suçlu görülüp, evinin önünde polis şiddetine maruz kalması gibi son derece gerçek problemler zaman zaman dizide kendine yer buluyor. Sanki dizi sürekli “gülüyoruz ağlanacak halimize” der gibi.

Brooklyn Nine-Nine’da dizi ve sinema tutkunları için de pek çok gönderme seyircinin bulması için bekliyor. Örneğin Miller’ın canlandırdığı Scully rolü size neyi hatırlatacaktır? Tabii ki Dana Scully’yi ve The X-Files’ı. Ancak bu gönderme sadece isim ile sınırlı da değil çünkü Miller, The X-Files’ın 6. sezon 13. bölümü olan “Aqua Mala”da Florida’daki bir şerifi canlandırmış.

Her bölümde görülen yardımcı oyuncular da dizi ve sinema aleminden bildiğimiz tanıdığımız isimler. Örneğin The Closer’ın başrolü Kyra Sedgwick, gay olmasına rağmen vurgun olduğu Kaptan Holt’un baş düşmanı ve üstü olarak karşımıza çıkıyor. Ya da başka bir bölümde suçlunun peşine düşmek için arabayı çeviren Peralta, New Girl’deki Jessica Day rolü ile bilinen Zooey Deschanel ile karşılaşıyor. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir ancak gerisini siz seyircilerin dikkatine bırakıyorum.

Brooklyn Nine-Nine ilk dakikadan itibaren komedi seyircisini eline almayı bilen polisiye konuları ile de hafif bir gizem yaratmayı başarıp, sonraki bölümü merak ettiren bir dizi. Sitcom, başarısını sadece iyi yazılmış mizah anlayışı ile değil her karaktere yeterince eğilen, hepsine komedi şansı veren yapısı ile de sağlıyor. En yedek karakterler Scully ve Hitchcock bile zaman zaman en önemli olaylarda kilit role sahip olabiliyorlar.

Özellikle bu aralar modunuz düşük, kendinizi iyi hissetmiyor ve size gülmeyi yeniden öğretecek bir dizi arıyorsanız Brooklyn Nine-Nine tam da istediğiniz reçete olacaktır.

Masis Üşenmez

Not: Bu yazı ilk defa Cinedergi Temmuz 2018 sayısında yayınlanmıştır.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir