Bu İkiliye Dikkat

Bu yazı arşivimde bulunan bir film hatırası olan “Bu ikiliye Dikkat” filminin lobi kartı üzerinden filmi ve dönemin ruhunu hatırlatmayı amaçlamaktadır. Yazının zenginliği açısından bazı yardımcı kaynaklara başvurmayı da uygun gördüm.

İkilinin sinemada başlayan ve magazin sayfalarında devam eden rekabeti yüzünden  aşağıda lobi kartını gördüğünüz “Bu ikiliye dikkat” 80′lerin akılda kalan bir yerli sinema örneği olmuştur. Öteki Sinema olarak bu müstesna filmin tam boy lobi kartını gururla takdim ederiz. :)

Lobi Kartının tam boyutlu (3.8mb) örneğini indirmek için lutfen tıklayınız.

Bu iki kadın, 12 Eylül’le birlikte son nefesini veren erotik Türk sinemasının 80′lerde ki temsilcileriydi : Banu Alkan ve Serpil Çakmaklı… 80′ler boyunca kimi video piyasası için çekilen 16mm’ler olmak üzere pek çok filmde oynadılar…  Hatta Serpil Çakmaklı oyunculuk çıtasını yükseltip, bir dönem sanatsal ve sosyal içerikli bazı filmlerde dahi boy gösterdi ve olumlu tepkiler aldı.(Bunu deneyen ama hüsrana uğrayan diğer bir isim de Sevtap Parman’dır.) Banu Alkan’ın ise hiçbir zaman böyle bir şansı olmadı çünkü rüküş seksapelitesini sağlayan saflığından mütevvellit zavallı bir oyun gücüne sahipti.  Metin Demirhan “Erotik Türk Sineması” adlı kitabında Alkan’ın oyunculuğunu şöyle anlatıyor:

Banu Alkan’ın oyunculuk gücü ya da yeteneği üzerinde çok şey söylenebilir ya da hiçbir şey söylenilmez. İlginçliği salt çoğu seyircilere yakın gelen fiziksel yeteneklerinden kaynaklandığı gibi bunları sergilemekteki bir hayli “naif” tarzı da dikkati çekiyor. Alkan bir Venüs, bir Afrodit gibi tanıtılıyor. Kendi de buna inanıyor, ama oyunculuğu doğal yeteneklerini ve bedeninin kıvrımlarını cömertçe sergilemekten öteye gitmiyor. Gitmesi ya da gitmemesini de önemseyen yoktur, kendi getirdiği bir erotizm ve bu çeşit erotizmi kabullenenler vardır. Sinemadan çekildikten ya da sinema ondan vazgeçtikten sonra erotik sinemaya katkısını kendi de simgesel bir ad taşıyan bir şarkıyla özetliyor: “Neremi?”

Bir açıkoturumda söz aldığında Banu Alkan, kendini şu şekilde açıklıyor: “Ben yalnız vamp kadın olarak kullanılmadım. Vampı da oynuyorum, dişiyi de oynuyorum, ev kadınını da oynuyorum; genç kızı da oynayabilirim, masum bir genç kızı da oynayabilirim. Hepsinin rolüne girebileceğime inanıyorum. Ama benim tek bir yönüm ağır basıyorsa bu da herkese nasip olan bir şey değil. Yani oyunculukla birlikte seks birleştiği zaman çok güzel bir olay… Kadın zaten dişiliği, güzelliği simgeler. Dünyada da bu böyle değil midir? Güzel kadınlar hep ön plandadır, dişi, seksi kadınlar ön plandadır, bunların dışında başka kadın oyuncular yok mu? Elbette var.

Tecrübesiz olmama rağmen filmlerim benim filmlerim olmuştur. Girdikten 1,5 yıl sonra star oldum. Tek başıma filmi götürüyorum. Hep böyle oldu. Hep sürmanşet. Film kadın üzerine, yani benim üzerine yapılıyor… Banu Alkan için kimse seks oyuncusu diyemez ki! Böyle bir olay olamaz. Seks olayını sunamayan kadınlar düşünsün onu. Ben seksimi sunuyorum.”

Ek$i Sözlük’de yapılan kısa bir arama sonucunda da filmle ilgili oldukca ilginç ve meraklı girdilere ulaşılmakta…

banu hanım zengin bir ailenin mutsuz kızını, serpil hanım ise zenginmiş gibi yaparak zengin koca ayarlamaya çalışan fakir kızı oynar bu filmde. filmin bir yerinde serpil ile ilgili korkunç gerçeği* öğrenen banu, serpil’e uzuuun bir “akıllı ol” söylevi verirken, bir ara şöyle der: “ben zengin bir ailenin kızıyım, ne istedimse aldım, giydim, yırttım attım!” sheki

“bu filmle birlikte, sinema tarihinde ilk defa, gözden göze, gözden bira şişesine, bira şişesinden göbeğe, göbekten göze, gözden havuza, havuzdan bacaklara kesişmeler yaşanmıştır. bir türk filmi boyle bir ilki daha gerceklestirebilmistir.. normal filmlerde sadece gözden göze yaşanan kesişmelerin bu şekilde kamera gecişleriyle aktarılması müthiştir. bilinen şudur ki, yönetmen bize çok önemli birşeyler anlatmaya çalısmaktadır..mylia

havuz başı sahnesi görülmeye değer olan bir türk filmidir bu. banu saçları bozulmasın diye havuza girmez.. 4-5 kez merdivende vücudunu havuzun içine sokar sokar çıkarır.. bu esnada serhat havuz başında banu’nun vücudunu izlemektedir. aynı anda otel odasının balkonundan kırmızı transparan bir kıyafetle banu’nun havuzda yaptığı seksi şovu gören serpil, olaya hemen el atmaya karar verir.. pembe bikinisini üzerine geçirdiği gibi soluğu havuzun başında alır. ilk başta banu ile aynı hareketleri yapar ama daha sonra havuzun içine girer.. birkaç kulaç attıktan sonra serhatın olduğu yerden merdiven kullanmadan havuzdan çıkar. bu esnada serhatın gözleri serpil’de, banunun gözleri ise serhat’tadır. o sırada serpil’e takılan yaşı hayli geçkin kart zampara banu’nun imdadına yetişir ve serpil’in yanına gelerek onunla konuşmaya başlar.. efsanevi bir sahnedir gerçekten de.

filmde çok ilginç olan başka bir olay daha vardır. yanlış hatırlamıyorsam adı the bar olan diskovari mekanda gençler ve turistler çılgınlar gibi dans etmektedirler. o sırada ufukta banu görünür. serhat’ın yanına gelerek hafif sarhoş biçimde “benimle dans etsene” gibi bir şey söyler. serhatın cevabı kısa ve özdür : “tepinmeyi sevmem.”*
banu keyfin bilir diyerek kendini piste atar ve o sarı saçlarını savura savura çılgınlar gibi dans eder.
o esnada diskonun başka bir yerinde bütün gözlerin pistteki banu’da olmasından oldukça rahatsız olan serpil ve banu’nun zampara eski kocası oturmaktadırlar. (serpil’in yanındaki adamın banu’nun eski kocası olduğundan henüz haberi yoktur.) serpil banu’ya iyice sinir olur. ve yanındaki zengin adama* “bi göbek havası koydursana” der. adam kalkar.. 2 dakika sonra geri gelir.. bu 2 dakika süresince biz banu’nun sarı saçlarını savurarak dans edişini izleriz. daha sonra adam gelir serpilin yanına oturur. “şimdi başlayacak” der. serpil kalkar.. “nasıl dans edilirmiş şimdi görsün bakalım” der ve piste çıkarak göbek atmaya başlar.. hakikaten enteresan bir olaydır bu.

bu filmde dikkate şayan bir başka konu daha vardır. varlıklı bir aileden gelen sarışın bomba banu ile zengin koca avcısı fakir kız serpil’in kıyafetleri gerçekten çok iyi seçilmiştir. banu’nun kıyafetlerinin serpilinkilere oranla çok daha kaliteli olduğu gözden kaçmaz. serpil’in kıyafetleri ise yine gösterişli olmaya çalışan ama kalitesiz olduğunu belli eden kıyafetler arasından seçilmiştir. Filmin ana fikri olan “herkes kendi gerçeğiyle barışık yaşamalıdır serpil..” ise hem adının sonradan yusuf olduğunu öğrendiğimiz serhat, hem de zengin sarışın banu tarafından tekrarlanmak suretiyle serpil 2 kez ağlatılarak seyirciye sunulur.  karşınıza çıkarsa sakın kaçırmayın. sırf banu’nun sörf tahtası üzerinde yaptığı seksi akrobatik hareketler için bile izlenir.” case sensitive

seksenlere dair pek çok görsel bilgi sunan ve yine bu döneme damgasını vuran filmlerden biridir. ismi gibi dikkat edilesi, izlenesi, gülünesi, eğlenilesi bir yapıttır. banu abla ile serpil ablanın saç bantlarının eksik olmadığı, yine banu ablanın saçlarını savur savur savurup, serpil ablanın gözlerini süzüm süzüm süzdüğü bir filmdir. yalçın gülhan abimiz ise filme renk katan en önemli unsurlardan biridir. delici yürüyüşü ve bakışlarıyla bizim meşhur ikiliyi kendinden geçirir.kokos kelebek

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir