Cabin Fever 2: Spring Fever (2009)

Beğenelim beğenmeyelim, Eli Roth’un 2002 tarihli ilk Cabin Fever filmi dönemi için biraz farklı bir işti. En azından korku sinemasına katkısı yönetmenin meşhur Hostel serisinden şüphesiz daha fazlaydı. Cabin Fever’ı on sene evvel, çok da ekranda neler döndüğünü anlamadan seyrettiğimi hatırlıyorum. Filmi bitirdiğimde çok bir şey kazanmadığım gibi kaybım da olmamıştı, ama vaktimi keyifli geçirdiğime göre mesele yoktu. Cabin Fever’ın genel olarak bünyelerde yarattığı his benimkisinden çok farklı olmasa gerek ki bu ilginç salgın filmi korku sinemasında ne tamamıyla unutuldu, ne de eli yüzü düzgün bir seriye dönüşebildi. Ta ki 2009 yılında Cabin Fever 2 çekilene kadar.

Yedi yıllık bir gecikme, bu tarz filmler için fazla uzun bir zaman aralığı, sonuçta eski seyircinle arana neredeyse bir kuşak sokmuş oluyorsun. İkinci Cabin Fever filminin bu gecikmeden ötürü yıprandığını söyleyebilir miyiz? Belki bir miktar. Ancak Ti West’in yönettiği bu devam filmi gene de işini fena yapmamış, ilk filmden keyif alanlar bunu da beğeneceklerdir.

Cabin Fever 2 002

Hikayemiz ilk filmin kaldığı yerden dolu dizgin bir şekilde başlıyor. Gizemli virüs ile çaresiz bir deri hastalığına yakalanan gençler teker teker öldürülmüşlerdir ancak ilk filmin sonunda bize tehlikenin geçmediğini, bölgedeki doğal su kaynağının da enfekte olduğunu işaret eden sinyaller vardır.  Devam filminde bu suların şişelenip bölgedeki bir lisede öğrencilere verilmesi ile başlayan olaylar dizisini seyrediyoruz. Olayların gerçekleştiği gün ise tam da okulun mezuniyet balosuna denk gelmektedir. Bu noktadan sonra filmin size nasıl bir dehşet komedisi sunacağını tahmin edebilirsiniz. Anglosakson geleneğin meşhur “prom night”ında, gençlerin içki ve seks özlemiyle tutuştuğu bir kapalı spor salonunda bolca kan dökmece, bolca soyulan deri, bolca fışkıran iç organ… Muhteşem olmadığı gibi kötü de diyemeyeceğimiz bir performans söz konusu. Açıkçası yönetmen koltuğunda Ti West’in adını gördüğümde belirsiz duygulara kapılmıştım. Sevdiğim ama bazen fazla deneysel bulduğum bir isim West, bu yüzden kafa dağıtmalık bir salgın/zombi filminde beklediğimden çok farklı şeyler bulmaktan ürküyordum (Mesela şahsen sevmeme rağmen The Innkeepers gibi bir deneyime burada da rastgelmek istemezdim). Neyse ki çekincelerim hayat bulmadı. West, ilk filmde Eli Roth’un yarattığı kara komediyi iyi yakalamış, onun kaldığı yerden bir çeşitleme yaparak yoluna devam etmiş.

Cabin Fever 2 003

Cabin Fever 2’nin bana bir güzel sürprizi de 2008 yapımı Deadgirl’de keşfettiğim ve performansına hayran kaldığım, sonra da 2012’in sıradışı bilimkurgusu Looper’da yine seyretme şansı bulduğum Noah Segan oldu. Segan’ın oyunculuğuna methiyeler düzebileceğim bir film değil Cabin Fever 2, ancak birkaç sahnede (mesela canlandırdığı karakter liseli John’un Cassie’ye ilanı aşk ettiği kısımda) gerçekten güzel bir performans çıkardığını söyleyebiliriz. Sanırım ben bu adamın yeteneğinin artık bir şekilde keşfedilmesini istiyorum. Onun dışında çok fazla tanıdık yüze denk gelmiyoruz.

Peki Cabin Fever 2 seyredilesi bir film mi? Eğer ilk filmi sevdiyseniz ikinciyi seyretmemek için bir sebebiniz yok. Body Horror ve salgın konularını eli yüzü düzgün bir şekilde, bolca kara komedi öğesiyle harmanlayan bir filmimiz var, bu beklentiyle seyrederseniz memnun kalırsınız. Bir de filmin tüm gerilim gereçleri “bulaşıcılık” üzerine kurulu olduğundan öpüşme ya da  aynı şişeden su içme gibi rutin eylemlere karşı manasız bir rahatsızlık duymayı bir süre göze alın. Zira beğenirseniz, seri geçtiğimiz sene üçüncü filmi Patient Zero’ya da kavuşmuş, ona da el atabilirsiniz. Ben seyretmeyi planlıyorum, vakit bulursam burada fikirlerimi paylaşırım.

Öteki Sinema için yazan: Yigilante Kocagöz

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir