Çağatay Çelikbaş: ‘Tuncel Kurtiz’in mütevazı kişiliği beni çok etkiledi’

Son olarak 18.Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde yarışan ve Tuncel Kurtiz’in hayatına eğilmesiyle dikkat çeken Aktör belgeselinin yönetmeni Çağatay Çelikbaş ile hem bu özel anlatıyı hem de kendisinin sinema serüvenini içeren bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öncelikle fazlasıyla önem arz eden Aktör filminden başlayalım. Tuncel Kurtiz’i anlatan bir belgesel çekme fikri nasıl doğdu?

Üniversitede belgesele ilgi duydum ve hep bir belgesel çekmek istiyordum. İlk aşamada başka bir konuda belgesel çekecektim fakat bazı aksilikler sonrasında o projeden vazgeçtim. Daha sonra neden Edremitli biri olarak yaşamının uzun yıllarını Edremit’te geçiren ve büyük katkı sağlayan Tuncel Kurtiz ile ilgili bir belgesel çekmiyorum diye düşündüm. Sonunda da bu belgeseli çekmeye karar verdim.

Fikir aklına düştü. “Bir Tuncel Kurtiz belgeseli yapacağım” dedin ve sonrasında film ne kadar bir sürede bugünkü halini aldı?

Belgeseli çekmeye karar verdikten sonraki süreç yaklaşık 6 ay sürdü.

Tuncel Kurtiz gibi büyük bir ustayı, entelektüeli anlatmak, onu her yönüyle ele alabilmek senin için nasıl bir duyguydu? Özellikle çekim sürecinde neler hissettin ve seni en çok etkileyen ne oldu?

Bütün dünyada tanınan ve sinema tarihinin en önemli isimlerinden olan Tuncel Kurtiz’i anlatmak çok güzel fakat bir o kadar da zordu. Sadece sinemaya değil, edebiyattan müziğe, müzikten felsefeye kadar birçok alanda çalışmaya imza atmış 55 yıllık sanat yaşamı olan bir sanatçıyı kısa sürede anlatmak kolay bir şey değil. Çekim sürecinde, röportajlar sırasında belgeselde de gördüğünüz gibi duygusal anlar yaşandı; zaman zaman gözlerimiz doldu ve onu hep yanımızda hissettik.

Filmde Tuncel Kurtiz’i yakından tanıyan birçok ismin, ustayı anlatışına tanıklık ediyoruz. Pekâlâ, Erkan Can’dan, Ayla Algan’a kadar uzanan anlatıcı listesini oluştururken, göz ettiğin kriterler neydi?

Birçok kişiyle çalıştığı için bu hem bir avantaj hem de dezavantajdı. Çok kişiyle röportaj yapabilme şansım vardı ama doğru kişileri seçmem gerekiyordu. Ben de Tuncel Kurtiz’i çok yakından tanıyan ve farklı alanlarda çalışmalara imza atan kişilere ulaşmaya çalıştım. Böylece çok yönlü kişiliğini belgeselde aktarabileceğimi düşündüm. Kurtiz’in Şeyh Bedreddin Destanı’nı seslendirdiği Sema Moritz’den, Almanya’da Schaubühne’de birlikte tiyatro oynadıkları Ayla Algan’a kadar birçok önemli isimle röportaj yaptım.

Belgeselde yer almasını istediğin ama negatif geri dönüş aldığın kimse oldu mu?

Bir üniversite öğrencisi olarak böylesine önemli isimlere ulaşmak zor oldu; bazı kişilere ulaşamadım ve anlatıcı listemdeki diğer kişilere ulaşmaya çalıştım. Ulaşabildiğim kişiler projede yer almayı kabul etti.

Film içerisine, ilk defa karşılaştığımız Tuncel Kurtiz görüntüleri mevcut. Bunlara ulaşma sürecinden bahseder misin biraz…

Elimden geldiğince az bilinen içeriklere ulaşmaya çalıştım. Tuncel Kurtiz’in ailesi başta olmak üzere, Ayla Algan, Mehmet Eryılmaz, Ahmet Boyacıoğlu gibi önemli isimlerin yanısıra birçok yapım şirketi de görüntülere ulaşmam ve izinleri konusunda yardımcı oldular. Belgeselin hazırlık sürecinde gerek yazılı gerek görsel birçok materyal vardı elimde ve uzun süren bir çalışmanın ardından bunların bir kısmına belgeselde yer verdik. Belgeselin en önemli aşamasının hazırlık aşaması olduğunu düşünüyorum, filmi daha çekmeye başlamadan önce filmi kafanızda kurgulamanız gerekiyor.

Aktör’de en fazla dikkatimi çeken hususlardan biri de, Tuncel Kurtiz’in sanatçı kişiliğine ve insani yönüne eşit mesafede yaklaşman. Bu dengeyi kurmak en başından beri tasarladığın bir şey miydi?

Lise yıllarında Edremit’te Tuncel Kurtiz ile karşılaşmıştık, sohbet etmiştik ve mütavazı kişiliği ile beni çok etkilemişti. Pazardan alışveriş yapan, toplu taşımayı kullanan, köy kahvesinde çay içip insanlarla sohbet eden biriydi. Böylesine önemli bir sanatçı olmanın yanı sıra Ayla Algan’ın da belgeselde dediği gibi; ”İnsandı ve ölümsüzdü” benim de en büyük amacım bunu yansıtabilmekti. Bunu başarabildiysek ne mutlu bize…

Aktör ile ilgili merak ettiğim konulardan biri de süresi. Film 30 dakika ancak, bir bu kadar daha olsa izlenirdi. Kaba kurgusu kaç dakikaydı? Ya da filmi daha uzun tasarlamayı hiç düşünmedin mi?

İlk başta belgeselin 30 dakika olduğunu söylediğimde kısa fim için bu sürenin uzun olduğunu söylediler ama belgeseli izledikten sonra birçok kişi daha uzun bile olabileceğini dile getirdi. Film Festivalleri süre sınırı olarak genellikle belgeselde maksimum 30 dakika kabul ettiği için ilk baştan beri böyle planlamıştım. Kaba kurguda belgesel 1 saati geçmişti ve belgeseli 30 dakikaya düşürmek filmin en zor aşamalarından biri oldu.

Ben bir izleyici olarak Aktör’i ziyadesiyle beğendim. Bana kalırsa Tuncel Kurtiz isminin büyüklüğü altında ezilmeyen, hatta ustayı fazlasıyla yücelten bir iş. Peki, bu süre zarfı içerisinde film ile ilgili gelen tepkiler nasıldı?

Öncelikle değerli görüşleriniz için çok teşekkür ederim. Filmle ilgili genel olarak tepkiler iyi geldi, elbette ki olumsuz eleştiriler de aldım fakat her zaman yapıcı eleştirinin kişinin kendini geliştirmesi için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Belgeselin farklı bakış açısı, kurgusu ve anlatıcıların seçimi genellikle gelen olumlu tepkilerden oldu.

Ülkemizde belgesel çekmek, hele hele eldeki imkanlarla profesyonel bir işin altına imza atmak hayli zor. Seni bu projede en çok zorlayan ne oldu?

Bu belgesel benim çektiğim ilk belgesel projemdi. Üniversitedeki sınıf arkadaşlarımdan oluşan 6 kişilik ufak bir ekiple, çok düşük bir bütçeyle çektik. Edremit, İzmir ve İstanbul’da farklı zamanlarda çekim yaptık ve bütçemizi ekipmana değil ulaşım ve yemeğe ayırmak zorundaydık; bu da bizi teknik yönden çok zorladı. Diğer bir zorluksa yoğun programının arasında bize vakit ayıran sanatçılarla zamanımızı çok iyi kullanmamız gerekmesiydi. Kısaca özetlemek gerekirse amatör ruhla profesyonel bir iş çıkarmaya çalıştık.

Naçizane görüşüm, Tuncel Kurtiz’i dokunaklı bir şekilde ele alan Aktör’ün festivallerle sınırlı kalmayıp, olabildiğince çok insana ulaşması yönünde. Şu anda festival süreci devam ediyor mu ve ilerleyen zamanlarda filmin daha fazla insana ulaşması için bir çalışma yapmayı düşünüyor musun?

Aktör şimdiye kadar Amerika, Hollanda, Galler, Japonya ve Türkiye’nin birçok yerinde festivaller kapsamında gösterildi ve festival süreci devam ediyor. Yayınlanması ile ilgili teklifler geldi fakat henüz festival süreci devam ettiği için ilerleyen zamanlarda değerlendirmeyi düşünüyorum. Benim de en büyük temennim olabildiğince çok seyirciye ulaşmak yönünde ama bir süre daha festivallerle sınırlı kalacak.

Biraz da senden bahsedelim istiyorum. Sinemayla nasıl tanıştın ve bu deliliğe nasıl adım attın?

Küçük yaşlardan beri sinemaya ilgiliydim, ilkokul yıllarımda kendim gazete hazırlamaya çalışır ve büyük bir zevkle haftanın filmleri köşesi yapardım. Bu maceram lise yıllarımda okul gazetesi çıkarmakla ve daha sonrasında Ege Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü kazanmam akabinde ise kısa filmler çekmemle devam etti. Aktör’ü de üniversite bitirme projesi kapsamında çektim.

Pekâlâ, Aktör’den sonraki maceran nasıl şekillenecek? Belgesel üzerine mi devam etmeyi düşünüyorsun yoksa aklında başka fikirler de var mı?

Üniversitenin ilk yıllarında kurmaca çektim bunlar ilk yaptığım işlerdi ve tahmin edersiniz ki amatör işlerdi. Daha sonra tanıtım filmleri çekmeye başladım. Aktör’le belgesele giriş yaptım ve çok keyif aldım hatta çok yakın bir zamanda ikinci belgeselimi bitirdim; bu belgeselim de Kaz Dağları ile ilgili oldu. Henüz yeni bir projem yok fakat stop-motion ve uzun vadede bir kurmaca çekmek istiyorum, yeni bir belgesel de gelebilir.

Tuncel Kurtiz’den sonra anlatmak istediğin, hayatını irdelemek istediğin bir başka kimse var mı?

Sinemamızda çok değerli birçok isim var ve bu kişilerin öneminin bilinmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Belgeselcilere de bu anlamda büyük bir görev düşüyor bence. Şu anda benim yeni bir biyografik belgesel çekme düşüncem ya da kafamda herhangi bir isim yok ama ilerleyen dönemde neden olmasın.

Aktör, bir belgesel olmasına ve Tuncel Kurtiz gibi büyük bir sanatçıyı merkezine almasına rağmen yabana atılmayacak da bir işçiliğe sahip. Bu noktada merak ettiğim husus şu; içerikten ziyade biçimi öne çıkardığın filmleri de ilerleyen aşamalarda görecek miyiz?

İçerik ve biçim birbirinden ayrılmaz bir bütün, önemli olan ikisini de doğru harmanlayabilmek ve umarım diğer filmlerde de bunu yapabiliriz. Belgeselin görüntü yönetmeni ve kurgucusu olan Harun Demirel’in bu konuda katkısı çok büyük oldu. Proje danışmanım Prof.Dr. Alev Fatoş Parsa’ya ve büyük bir özveri gösteren tüm ekip arkadaşlarıma da katkılarından dolayı sizin aracılığınızla teşekkür etmek istiyorum.

Aktör birçok festivale gitti ve bildiğim kadarıyla gitmeye de devam edecek. Peki, seni bu süre zarfı içerisinde en çok heyecanlandıran olay neydi?

En büyük heyecanım Erkan Can, Derviş Zaim, Ayla Algan, Mehmet Eryılmaz gibi birçok değerli ismin projede yer almayı kabul etmesi oldu. Sonrasında ise 24. Uluslararası Adana Film Festivali, 18. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali gibi birçok önemli ulusal ve uluslararası festivalde seyirci ile buluşmak oldu.

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Göstermiş olduğunuz ilgi için çok teşekkür ederim, bu platformlar bizler için çok önemli. Çok keyifli bir söyleşi oldu, umarım okuyucular da keyif alır. Tuncel Kurtiz’i ve hayatını sanata adamış bütün ustaları özlemle anıyoruz.

 

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir