John Carpenter’ın Favori Korku Filmleri

Assault on Precinct 13 (1976), Halloween (1978) veya Escape from New York (1981) gibi her biri birbirinden değerli filmlerle süslü filmografisiyle efsaneleşen büyük usta John Carpenter, 19 Ekim 2017’de The Fader için favori korku filmlerini listeledi.

2010 yılından beri (video klipleri saymazsak) yönetmenlik koltuğuna oturmayan John Carpenter, 2016 yılında dünyayı gezerek her birinin biletleri tükenmiş bir dizi konser vermişti. Carpenter’ın ilk filmi Dark Star’dan (1974) Vampires’a (1998) kadar olan süreçteki filmlerinin müziklerinden oluşan Anthology: Movie Themes 1974-1998 isimli albümü de geçtiğimiz Ekim ayında yayınlandı. Torunu Cody Carpenter ve vaftiz oğlu (Kinks gitaristi Dave Davies’in oğlu) Daniel Davies’in de katkıda bulunduğu albüm, yeniden kaydedilmiş 13 parçadan oluşuyor.

Aşağıdaki listede büyük ustanın favori korku filmleri yer alıyor. Filmlerin altlarındaki görüşler John Carpenter’a ait.

1. Night Of The Living Dead (1968)

“Night of the Living Dead ile başlayalım. 1968’de izlemiştim. O zaman için bayağı korkunç bir filmdi. Artık o kadar değil ama çığır açan bir film. Kız arkadaşımla izlemeye gitmiştik, aşırı korkmuştu. Bu durumun film hakkındaki düşüncelerimi etkilemiş olabileceğini düşünüyorum. Belki biraz etki altında kalmış olabilirim ama acımasız bir sürünün sizi dur durak bilmeden takip etmesi fikri gerçekten çok korkunç. Ya da sevdiğiniz birinin zombiye dönüşme fikri. Tek kelimeyle muazzam. Yani bunu sömüren filmlere bir bakın! Walking Dead’e bakın. Bırakın bu işleri.”

2. The Texas Chainsaw Massacre (1974)

“The Texas Chainsaw Massacre inanılmaz bir film. Tüm zamanların en korkunç filmlerinden biri. Filmin fikri bile ürkütücü. Aslında hiçbir şey görmüyorsunuz; hiçbir şey apaçık ortada değil. Asıl dehşet verici olan, kafanızın içinde devam edenler. Aynı zamanda fazlasıyla komik, neredeyse bir komedi filmi. Gerçekten bayılmıştım.”

3. The Exorcist (1973)

“The Exorcist’e dair korkunç olan şey ne biliyor musunuz? Filmde neyin korkunç olduğunu herkes biliyor. Şeytan. İlk izlediğimde, bu filmin gerçekten etkili olabilmesi için inançlı olmak gerektiğini düşünmüştüm. Ama daha sonra sadece takdir etmeye başladım. Müthiş sahneleri var. Geçenlerde tekrar izledim ve ne kadar çarpıcı bir film olduğunu görünce şaşırdım. Aman Tanrım, o zamanlar küçük bir kız çocuğuyla neler yapmışlar, bir dolu tabuyu yıkmışlar. Son derece iyi bir film.”

4. X The Unknown (1956)
5. The Quatermass Experiment (1955)
6. Horror Of Dracula (1958)

“1950’lere, büyüdüğüm zamanlara dönüp baktığımızda takdir ettiğim daha birçok film var. O kadar eskiye dönebilir miyiz? Tamam o zaman, daha henüz çok küçükken, bu filmlerden bazıları beni gerçekten korkuttu: X The Unknown, The Quatermass Experiment ve Horror of Dracula.”

7. The Fly (1958)

“Orijinal The Fly, patlamış mısırların havalara uçtuğu bir filmdi. Koltuğumdan zıplamıştım. Çok korkmuştum. Bayağı ürperticiydi. Biliyorum, herkes yeniden çevrimi seviyor ama ben eskisini seviyorum. Karısı kapüşonunu çekip açtığında, kocaman bir sinek kafası ortaya çıkmıştı. Çok korktum, patlamış mısırım uçtu gitti. Resmen ödümü kopardı. 10 yaşındaydım. Tahmin etmeliydim. Daha olgun ve daha sakin olmalıydım ama olamadım. O zamanlar muhallebi çocuğuydum, kabul ediyorum.”

8. The Thing From Another World (1951)

“The Thing From Another World, bütün canavarlı bilim kurguların babasıdır. 1950’lerin başında gösterime girmişti ama ben biraz daha geç izledim. Kesinlikle dehşet verici, olağanüstü, klasik bir film.”

Kaynak: thefader.com

Çeviri: Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 Beylerbeyi, İstanbul doğumlu. 2008 yılında Öteki Sinema ekibine katıldı. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. Halen yazmaya devam ettiği Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir yorum var

  1. The Texas Chainsaw Massacre konusunda kesinlikle aynı fikirdeyim, bir korku-komedi filmi, hatta filmin ikinci yarısında komedi ağır basıyor, ve korkunç olmaya çalışırken komikleşen bir film değil, gerçekten komik olması istenmiş, ve çok da başarılı olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir