Musallat 2: Lanet (2011)

“Yazıya nasıl giriş yapmam gerektiğini uzunca düşündüm. Çünkü yazacağım film, yani; Musallat beni o kadar arada bıraktı ki, Olumlu yada tam tersi bir girişin, yazının geri kalanını da yönlendireceğinden korkuyorum. Fantastik ve korku sineması düşkünü olarak pozitif bir başlangıca karar verdim fakat bu demek değil ki ağaçtaki ham meyvaları görmezden geleceğiz…”

2007′de gördüğüm ilk Musallat filminin Öteki Sinema için yaptığım kritiğine böyle girişmişim… Aradan geçen 4 yıldan sonra, benzer bir giriş yapmaktan çekinmiyorum. Alper Mestçi yine çok iyi bir film çekebilecekken yaptığı yanlış manevralar yüzünden Türk sinemasına bir korku başyapıtı sunmanın uzağına düşüyor.

İnsanın 2 yaşından öncesini hatırlayamaması ve o yılların karanlığı üzerine bir film Musallat 2… Elif  (Türkü Turan) filmde kapkaranlık geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir ressamı canlandırıyor ve yaşadığı tüm sorunların aslında geçmişindeki büyük bir hatadan kaynaklandığını öğreniyor. Bu büyük hata korkunç ve çözülmesi mümkün olmayan bir büyü.. Devamını oku

Ada / Zombilerin Düğünü (2010)

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; *Gore-topu gibi bir zombi filmimiz oldu nihayet… Eğer türle olan zayıf etkileşimi sebebiyle 197O yapımı Ölüler Konuşmaz ki’yi saymazsak Ada-Zombilerin Düğünü, Türk sinemasının ilk zombi filmi…


Peki, başarılı mı? Bunu söylemek biraz güç… Filmi proje aşmasından beri takip eden ve destekleyen bir “zombisever” olarak salona heyecanla girdiğimi fakat çıkarken karışık duygulara ve önemli ölçüde hayal kırıklığına sahip olduğumu yazmak zorundayım. Devamını oku

Kutsal Damacana 2 / İtmen (2010)

Türk sinemasının “korku-komedi” alt türü ile kafası karışık flörtü devam ediyor. Kutsal Damacana 2-İtmen bunun şimdilik son örneği…


Film, Şafak Sezer’in canlandırdığı Fikret’in ev arkadaşına bıraktığı bir veda mektubuyla açılıyor ve  beyhude bir ilk filmi hatırlatma çabası ile vakit harcayarak devam ediyor. Bu biter bitmez Fikret’in hayata tutunmaya çalışırken vazgeçemediği Türk kurnazlığından kaynaklanan absürt durumların komedisi başlıyor. Aslında filmin ne anlattığından çokça bahsetmek gerekli değil çünkü senaryonun herhangi bir işlevi yok… Finale kadar süren önemsiz bir olaylar dizisinin içine serpiştirilmiş bir dizi skeç izliyoruz. 1.5 saat boyunca olan biten her şey, karikatürden gelen senaristlerinin kaleminden çıkma durum komedisinin gerçekleşebilmesi için fon görevi üstleniyor. Fakat Kaan Ertem, Soner Günday ve Suat Özkan’ın bir karikatür karesinde insanı çatlatacak kadar eğlenceli olabilecek absürt yaratımları ete kemiğe bürününce o kadar da komik durmuyor. Ayrıca batı cephesinde değişen bir şey yok! Seyirci olarak en çok tepkiyi hala küfüre veriyoruz. Filmdeki karakterler de bunun farkında olarak hiçbir fırsatı kaçırmamacasına küfrediyor. Devamını oku

Karanlık Sular (1993)

Yazan: 07 Mart 2010  
Kategori: Türk Korku Sineması, Türk Sineması

Zifîri karanlığın ürperticiliği ve görüntüye paralel efektler… Nefesleri kesen bir sahne; Anlamlı bakışlarının yan­sıttığı kadarıyla asil bir orta yaş kadını… Gecenin görün­meyen bir yüzünde soluk soluğa taş merdivenlerden inerken, yine aynı ritmdeki ayak seslerini duyar. Yüzü beyazın en beyazına kesilir, gözleri dehşetle açılır, boğazı düğümlenir bu gizemi hissettiğinde… Siyah ayakkabılı esraren­giz adam hâlâ peşini bırakmamıştır. Korku yüklü yüzü, kocaman olmuş gözleri bir anda dev ekranı kaplar kameranın genelden ayrıntı planına ustaca geçişiyle… Kadın son gücüyle koşarak kaybolur merdivenlerin bitiminde… Soru işaretleriyle dolu siyah bir boşluk kalmıştır geriye… Sürekliliğin bir başka sahnesinde bir vampir görülür bir yerlerde… Karanlık, hep karanlıktır sular… Dirimle yitim ara­sında…

Devamını oku

Küçük Kıyamet (2006)

Korku Sineması, tüm Dünya’da oldukca fazla takipcisi olan ve onlarca alt türe bölünmüş üretken bir alan…
Sinema yapan her toplum, kendi korkularını yıllardır izleyicisine aktarıyor. Meksikalı Santolar, Kurt adamlarla savaşıyor, Japon ve Koreli Uzun saçlı çocuk hayaletleri evlere musallat oluyor, Çinli Hayalet öyküleri kuşaklar boyunca insanları lanetleyerek korkutuyor ve Brezilyalı çıplak vampirler lezbiyen ilişkilere girerken kan içmekten geri kalmıyor.

Türk Sinemasının bu türe ait nitelikli örnekler verdiğini söylemek ise oldukça güç… Gerek tür’ün zorunlu kıldığı özel efekt kullanımları ve atmosfer yaratıcı setlerin mali olarak karşılanamaması, (Gerçek film yapımcılığı da Türk sinemasının en büyük sıkıntılarından biridri) gerek Türk halkının fantazyaya karşı ön yargılı tutumu yüzünden, bazı cesur denemeler dışında Türk Sinemasında asla bir korku sineması geleneği yada dili oluşturulamadı. Yine verilen az sayıdaki örneklerin zaman aralığının fazlalığı yüzünden, bu türe el atan her yönetmen farklı bir şablon denedi ve bunların çoğu hüsranla sonuçlandı.

Devamını oku

Sonraki sayfa »