Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011)

Bazı yönetmenler sizi öyle çok zorlar ki, filmlerini ya çok seversiniz, ya da imtina ile seyretmekten kaçınırsınız. Onur Ünlü filmleri ile böyle bir durum çiziyor. Kesinlikle her seyirciye hitap edecek bir sinema dili yok. Ama hitap etmesi gereken izleyiciyi de tatmin ediyor mu asıl merak konusu bu. İbrem ne kadar filmlerini sevmekten yana olsa da henüz tamam bu film tam bir Onur Ünlü filmi olmuş dediğim bir işine de rastlayamadım. Baştan söylemem gerekirse Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi de yine bir olmamışlık hissi veren ancak Türk Sinemasının geldiği minimalist sıkışıklığın yanında diğer eserlerden gururla ayrılan bir yapım.

Klasik bir kara mizah anlayışı ile yoğrulan film Celal Tan’ın doğum günü partisinde genç eşini bir kıskançlık krizi sonucu öldürmesi ve evdekilerin olaya şahit olmasına rağmen sessiz kalması üzerine gelişen absürtlüklerle dolu bir durum komedisi.

Şehrin tanınan beyaz Türklerinden Anayasa Hukukçusu Celal Tan, bir baltaya sap olamamış, babasının isminden yararlanarak kolay yoldan para kazanmaya çalışan oğlu, eşi intihar etmiş tek çocuğu ile dul kalmış kızı, musiki hastası annesi, öldürdüğü eşinin kör abisi, kızında gözü olan komiser ve sessiz ortağı, kızının megaloman operacı sevgilisi, ölmek üzere iken dine dönen dostu, karısının hayaleti, konuşan yaya geçidi lambası(?) gibi bir dolu aşırı uç karakterin yer aldığı film Selçuk Yöntem, Bülent Emin Yarar, Türkü Turan, Ezgi Mola, Tansu Biçer, Cengiz Bozkurt, Tuğra Kaftancıoğlu, Ushan Çakır ve Güler Ökten gibi kalburüstü oyuncuların başarısı ile izlettirirken neredeyse eşit bir rol dağılımı sunarak karakterleri fazla içi boş çiziyor. Onur Ünlü’nün de gerek görsel anlamda gerekse teknik konularda filme fazla bir katkı sağlamaması filmi bir kara komedi klasiği olma yolundan, eğlencelik bir film olmaya doğru sürüklüyor.

Onur Ünlü’nün Leyla ile Mecnun’da yakaladığı Türk televizyon tarihinin en absürt kafa yapısını CTVAAAH’de geriye atıp eğlenceli birkaç sahne dışında küfre odaklanması ise rahatsız edici bir nokta. Genel seyirciye hitap etmek için filmde aşırı bir argo kullanımı söz konusu. Bir kara komedide bence çok da iyi bir yol değil.

Celal Tan’ın delirip ana avrat küfür saydırması hoş karşılanabilir ama ne ufaklığın, ne de tekerlekli sandalyedeki annenin durduk yerde ağzından çıkan küfürler filmin genel diyalog yapısındaki kaliteye yakışmıyor. Yani bu yöne kayılacaksa kimse Şahan ve Togan Gökbakar’a laf etmesin, gerçi onların filmlerinde de bu kadar yoğun bir küfür söz konusu değildi ama komedi anlayışları yüzünden isimleri çıktı bir kere.

18. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi, ”En iyi film”, ”En iyi senaryo” ve ”Jüri oyunculuk özel toplu performans ödülü”nü kazanması bana tür olarak da yakın olduğu geçen sezonların ödül rekortmeni Vavien’in (2009) yolundan gittiği izlenimini verdi. Tabii ki kara komedi çekmek Coen kardeşlerin Türkiye şubesini açan Taylan biraderlerin tekelinde değil ama Vavien kadar iyi bir kara komediden sonra bu film çok eksik kalıyor. Yani Vavien bir Fargo (1996) ise CTVAAAH (call of the cthulu gibi oldu kısaltma) ancak Burn After Reading (2008) olabilir.

Filmden içim buruk ayrılmamın yegane sebebi ise her şeye rağmen film ilk yarısı itibari ile eli yüzü düzgün bir şekilde ilerlerken son kısımda bitse de gitsek tadında olay örgüsünün aşırı hızlı bir şekilde toparlanıp arap atı gibi finiş çizgisine varması. Oysa ki kısa olan süresi uzatılıp daha derin bir son hazırlanabilirdi. Tabi bu durum yönetmenin insiyatifinde mi oldu yoksa parasal nedenler mi işin içine girip süre kısaldı bilmeden eleştirmek de mümkün değil. Ancak bir yönetmen versiyonu DVD’si çıkıp film biraz daha uzatılsa sanki taşlar daha bir yerine oturacak.

CTVAAAH ne kadar vizyonda seyredilebilecek ender Türk Filmlerinden olsa da hala “Bir Onur Ünlü Filmi” dememizi hak edecek bir film göremememizin üzüntüsünü yaşıyorum. Gelecek programlara bakacağız tabii ki, ama Takeshi Kitano klişeleri ile yoğrulmuş Polis (2006) ile başladığı yolculukta bir ileri bir geri giden sinema dili “değişik” bir noktada olduğunu gösterse de “unutulmaz” bir yönetmen olmasını henüz sağlamıyor.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

3 Yorumlar

  1. katılıyorum. çok iyi örülebilecek senaryo böyle kolaycı bir yaklaşımla harcanmamalıydı.

  2. Onur Ünlü şiir yazsın, film çekmesin..

  3. CTVAAAH’in henuz trailer’i ile yetinen biri olarak; Onur Unlu’nun bana gore zirve filmi Gunesin Oglu’nu tahtindan indirebilecek bir kafada degil gibi.. Ayrica tam bir nokta atisi olmus, (soylemezsem birsey olmaz); “Yani Vavien bir Fargo (1996) ise CTVAAAH (call of the cthulu gibi oldu kısaltma) ancak Burn After Reading (2008) olabilir.”

    Gereksiz not; filmi Google ile arattiginizda “Celal ‘Turan’ ve Ailesinin Asiri Acikli Hikayesi’ seklinde duzeltme yapiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: