Cinler Gençlerin Peşinde: Lanet Ervah Cinleri (2017)

“Found Footage / Buluntu Film” örnekleriyle giderek artan bir biçimde haşır neşir olmaktayız. Bu sinemasal yönelimin sebebi aslında basit: ucuza çıkıyor, seyirci seviyor ve hikayenin gerçeklik iddiasını güçlendiriyor. Önceleri deneysel bir tür olarak arz-ı endam eden ve viral pazarlama sunulan bu tür filmlere seyircinin olumlu tepki verdiğini anlayan yapımcıların ardı ardına çektiği filmleri görmek için sinemanın yolunu tutuyoruz. Korku sinemasının son yıllarda ses getiren yapımları içinde buluntu filmlerin sayısı azımsanamayacak kadar fazla ancak Türk sineması bu konuda çok fazla örnek vermedi. Ortaya çıkan işlerin çoğu da buluntu film tekniğinden yeterince faydalanamayan ya da teatral oyunculuk kurbanı olan işler… Örnek: Karadedeler Olayı.

İzmirli genç sinemacı Teoman Gündüz’ün elinden çıkan Lanet: Ervah Cinleri de bir buluntu film örneği. Ayrıca Nisan ayının tek yerli korku filmi… Bir önceki eleştirim Antalyalı bir sinemacı takımına ait olan Kuyu filmine idi ve oldukça acımasızdı ancak bu kez kalemimden kan damlamayacak çünkü karşımda tür sinemasının sınırları içinde ne yapmak istediğini bilen bir sinemacı var.

Buluntu film için olmazsa olmaz şeylerden biri olay mahallidir. Lanet: Ervah Cinleri’nde de beni en çok etkileyen şey o terk edilmiş lanetli köy seti oldu. Kameranın köyü ilk gösterdiği açının verdiği ürkütücülüğe bayıldım. Keza genç oyuncu ekibinin filme katkısı büyük… Birbiriyle iyi anlaşan ve buluntu film tekniğinin en çok ihtiyacı olan şeyi yani doğal oyunculuğu başarabilen bir cast var karşımda. Bu da filmin belgesel dozunu arttırıyor. Bu “gerçek sanma” illüzyonu sağlandığında da seyircinin korkma hali garantilenmiş oluyor. Teoman Gündüz oyuncu ve mekan seçimiyle, doğru kamera açılar ve oyuncu yönetimiyle bunu başarmış.

Lanet: Ervah Cinleri’nin senaryosu Amerikan slasherları ve onun atası sayılacak İtalyan giallolarından epey ilham almış. Film-film bir benzeşme yok ama aromasında 80’ler slasherlarının bakış açısı var. O filmler, bir zamanlar Grimm Kardeşler’in yazdığına benzer, gençlere anlatılan korkunç masallar gibiydi. Bu filmlerin hepsinin ortak mesajı aynı: bilmediğiniz yerlere gitmeyin (sistem dışına çıkmayın). Bu mesajı sorgulamak gereksiz çünkü türün geleneğini bilmek, uygulamak çok kıymetli… Merak duygusu korku sinemasının en büyük enstrümanı. Aşırı meraklı tiplerin başına gelenleri izlediğimiz yüzlerce korku filmi var. Burada da özgüven patlaması yaşayan diri vücutlu genç kardeşlerimizin bir lanetle yüzleştiği vakit, karakterlerinin nasıl parçalandığını görmek seyirciye zevk veriyor. Bu parçalanmayı fiziksel boyuta taşıdığımızda da dehşeti yaratmış oluyoruz.

Teoman Gündüz, çektikleriyle vedalaşamayan sinemacılardan biri olmamış. Elindeki malzemeyi ekonomik değerlendirip temiz bir kurguda bağlamış. İddiası “dünyayı kurtaran” bir film çekmek değil ama buluntu film sınırlarında çekilmiş bir tür sineması örneği olarak oldukça kıymetli. Lanet: Ervah Cinleri bu tür filmlerden hoşlanan ve cin filmlerinden hoşlanmayanların dahi beğeneceği bir iş… Türü sırf para kazanmak için sömüren filmlere rastladığımda uzak durmanız için elimden geleni yapıyorum ama bu kez gönül rahatlığı ile “gidin” tavsiyesi verebilirim. Süresi boyunca, folklorumuzdaki korkutucu detayları da yakalayabileceğiniz ve kameranın ardına takılıp finale merakla gideceğiniz bir film.

Hiç mi eleştirim olmayacak, elbette var. Filmi iki kısımdan mevcut değerlendiriyorum. Filmin “olay yerine gelen polis” sekansı, gençlerin kamera kayıtlarında yaşadığım gerçeklik duygusuna sahip değil ama bu göze batan bir kusur olmuyor.

Teoman Gündüz, tür sineması için kıymetli filmler üretebilir, bu potansiyeli bize ilk uzun metraj filmiyle göstermiş oldu. İstanbul dışından gelen biri olarak yaptığı iş ayrıca kıymetli… Küçük bütçe ile bundan daha iyisi mümkün değil ki çok daha büyük paralara çekilmiş berbat korku filmleri izledik! Buluntu Film tekniğini tam da olması gerektiği gibi kullanmayı başarmış. Sinema yazarlarının bu genç ve türe meraklı arkadaşımızı işaretlemesi dileğiyle… İyi seyirler!

[email protected] – Twitter: @murattolga

Loading...

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. Gençlerimiz ne zaman cinleri kovalamayı bırakıp daha mantıklı ve sağlıklı şeyler yapmaya balayacak merak ediyorum. Eğer ki imkanım olsa bu tip filmleri yapanları bir sağlık kontrolüden geçirip toplumdan olabildiğince izole ederdim. Şans eseri bir çocuğun veya bu tip korkuları fazlaca olan bir insanın bu filmi izlediğini düşünsenize… Ortaya çıkacak olan travmadan kim sorumlu olacaktır? Bu ‘sinemacılar’ değil elbette (!) Açıkçası, ben bu tip filmlerin şiddetle yerin dibine sokulmasını ve bir daha oradan çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir de bu işten para kazanıyorlar yahu. Gerçekten inanılmaz! Artık birilerinin şu saçma sapan aptallıklarla dolu cin filmlerine bir son vermesi gerek. Hem sinemamızın sağlığı için hem de kendi zihinsel sağlımız için.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir