Neden Kötülük Yapıyoruz: Creepy (2016)

İnsanoğlu ve Kötülük

İnsan neden kötülük yapar? Hayır, gazetelerin üçüncü sayfalarında rastladığımız ya da her gün haberlerde dinlediğimiz organize suçlar değil söz konusu olan. Basit ya da sıradan diye kabaca tarif edilebilecek insanların yaptığı kötülüklerin kaynağı ne? Bir insan neden arkadaşına kazık atar, yalan söyler ya da onun kuyusunu kazar? Neden bir dönem en samimi olduğu dostuyla birden hiç görüşmemeye başlar? Neden en yakınındaki insanla, eşiyle, çocuğuyla yoktan yere kavga eder, hatta kimi zaman gözünü kırpmadan öldürür? Anlayabilmek mümkün değil. Kiyoshi Kurosawa son filmi Creepy ile günlük hayatta her birimizin sıkça karşılaştığı sebepsiz kötülüğün kökenine inmeye çalışıyor.

Kiyoshi Kurosawa, Japon sinemacılar arasında önemsediğim yönetmenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. (Bilmeyenler için, büyük usta Akira Kurosawa ile bir akrabalığı yok.) Çıkış filmi Cure (1997), başarılı olmasının yanı sıra bir o kadar zor ve izleyiciyi içine almakta problemler barındıran bir film. Farklı izleyici profillerinden farklı tepkiler almasına rağmen, gerek atmosferi, gerek anlatım dili ile ilgiyi hak ediyor. Sonrasında çektiği Korei (Seance, 2000), Kairo (Pulse, 2001) ve Dopperugenga (Doppelganger, 2003) ile sağlam bir çizgi yakalayan Kurosawa, özellikle atmosfer yaratmadaki becerisiyle kendine özgü bir sinema dili yarattı. 2008 tarihli Tokyo Sonata ile korku türünün dışına çıkan Kurosawa, başta Cannes ‘Un Certain Regard’ Jüri Özel Ödülü olmak üzere birçok festivalden ödülle dönerek herkesin haklı takdirini kazandı. Kurosawa, sonraki dönemde çektiği Riaru (Real, 2013), Sebunsu kôdo (Seventh Code, 2013) ve Kishibe no tabi (Journey to the Shore, 2015) gibi filmlerle korku türüne uzak kaldı. Neyse ki yeni filmi Creepy ile özlediğimiz ve açıkçası dünya çapında tanınır olmasını sağlayan türe geri dönerek hayranlarını mutlu etti.

Ev Alma Komşu Al!

Creepy, Koichi Takakura isimli dedektifin mesleği bırakmasına neden olan travmatik olayı vererek başlıyor. Koichi, istifasından sonra karısı Yasuko ile beraber yeni bir eve taşınır. Artık Togaku Üniversitesi’nde kriminal psikoloji dersi verecektir. Yeni komşularıyla sıcak bir başlangıç yapmak isteyen genç çift, ellerinde özenle paketlenmiş ev yapımı çikolatalar ile hemen yan taraflarındaki iki evin kapılarını çalar ama bekledikleri karşılığı göremezler. Demek ki bu samimi adet Japonya’da bile yok olmaya yüz tutmuş, yazık.

*** Yazının bundan sonrası eser miktarda sürprizbozan içerir. ***

Bundan sonra film, Koichi’nin araştırması ve Yasuko’nun yan komşuları Nishino ile ilişkisi şeklinde ayırabileceğimiz iki koldan ilerlemeye devam ediyor. Ders verdiği saatlerin dışında boş boş oturup sıkılan Koichi, mesai arkadaşına “akademisyenler dersi bitirince genelde ne yapar?” diye sorar safiyane. O da “uzmanlaştığı alanla ilgili araştırma yaparak kendini şımartır” der ve Kanto bölgesinde son 10 yılda işlenmiş cinayetleri incelediği araştırmasından bahseder. Davalardan biri Koichi’nin ilgisini çeker. Altı sene önce dört kişilik bir aileden üç kişi (anne, baba, büyük oğul) arkalarında hiçbir iz bırakmadan kaybolmuşlardır. Aileden geriye o sıralarda okul gezisinde olan küçük bir kız kalmıştır sadece. Polisken yardımcılığını yapan Nogami de olaya dâhil olur ve hep beraber bugüne kadar çözülememiş davayı araştırmaya başlarlar. Kocası işteyken evde tek başına kalan ve yeni bir çevreye geldiği için arkadaşı olmayan Yasuko, biraz da sıkıntıdan, yan komşuları Nishino ile garip tesadüflerin sürüklediği dengesiz bir ilişki içerisine girer. Her yerinden tuhaflık akan Nishino, küçük kızı Mio ve psikolojik bir rahatsızlığı olduğu için evden dışarı çıkamadığını söylediği karısı ile beraber yaşamaktadır. İlk başlarda yeni komşuları ile ilişki kurmaya hevesli gözükmeyen Nishino, tutarsız davranışlarına rağmen Takakuraların evine girip çıkmaya başlar.

Creepy, her anıyla ilk dönem Kurosawa sinemasına yakın duruyor. Her şeyden önce bir korku filmi ama kimi zaman polisiyeye, kimi zaman da gerilime dönüştüğü anlar var. Yalnız bu dönüşümler, Hong Kong başta olmak üzere, birçok Uzakdoğu filminde gözlediğimiz tür kaymaları gibi değil, karakterlere de yansıyan, onların dengesizliğini aktarmada da yardımcı olan kaymalar. Örneğin iki ayrı koldan ilerleyen filmin ‘Yasuko-Nishino ilişkisi’ kısmı gerilime yakın dururken, ‘Koichi’nın araştırması’ kısmı polisiye sularında geziniyor. Öykülerin birleştiği noktadan sonra Nishino’nun gözünden ilerlediği bölümlerde saf bir korkunun hâkim olduğu bambaşka bir hale bürünüyor ve ilk paragrafta bahsi geçen “insan neden kötülük yapar” sorusunu kurcalamaya başlıyor.

Asıl Şeytan Kim?

Yazının başında Creepy günlük hayatta her birimizin sıkça karşılaştığı sebepsiz kötülüğün kökenine inmeye çalışıyor demiştik. Antisosyal, psikopat bir seri katili önermesinin merkezine yerleştiriyor ve ona yüklediği misyonla onu şeytanlaştırıyor. Semavi veya pagan dinlerdeki “şeytan” imgesinin temsili psikopat katili, saf kötü, hissiz, duygusuz ve pişmanlık duymayan gibi sıfatları yapıştırabileceğimiz davranış biçimleri ile tasvir ediyor. Ama nihayetinde bir insan olan katil ile şeytanı eşitleyerek, saf kötülüğün insanın hamurunda olduğuna dikkat çekiyor. Peki, sıradan insanın kötülüğü? Psikopat katil, etkisi altına aldığı insanların suç işlemesini ya da genel anlamda kötülük yapmasını uyuşturucuya benzer gizemli bir sıvı kullanarak sağlıyor. Gerçi bu şekilde bütün suçu gizemli sıvıya yüklüyor gibi görünüyor ama aslında asıl suçlunun insanın ta kendisi olduğunu imliyor.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Loading...

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 Beylerbeyi, İstanbul doğumlu. 2008 yılında Öteki Sinema ekibine katıldı. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. Halen yazmaya devam ettiği Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir