Dance Of The Dead (2008)

Lise yıl sonu balosu gelmiştir, ancak bu seferki parti yaşayan ölülerin ziyareti ile öncekilerden çok daha kanlı ve doyurucu olacaktır.

dance_of_the_deadÖnceki filmi The Other Side(2006) ile adından söz ettiren Gregg Bishop’un 2008 yapımı filmi Dance of the Dead zombiseverlerin gözden kaçırmaması gereken kendi çapında bir minik hazine.

Filmin hemen başında bir mezarlıkta canlanan ölüleri etkisiz hale getiren bir mezarcı ile karşılaşıyoruz. Bu kişi Dellamore Dellamorte (1994)’nin bir benzeri, öyle ki bazı diyalogları bile filmden direkt alınmış. Keşke kendisine daha çok rol verilseymiş. Tadı damağımızda kalırken mezarcımız ölüleri temizlemeye başlıyor. Açılış sahnesindeki kesik el de The Addams Family’e(1991) gönderme gibi geliyor bana/yoksa şüphem mi var?.

Şehrin hemen dışındaki, nedendir bilinmez yeşil fosforlu atık üreten, Homer Simpson’ın çalıştığı termik santral benzeri yapıdan kaynaklanan kaçak sonucu liseliler için en önemli günleri olan Prom Night( Güzel Türkçe’mizi kullanın diyen sevgili okurlarımız için gelsin “yılsonu balosu”. ) kabusa dönüşmek üzeredir. Jimmy (Jared Kusnitz) aynı gece hem kız arkadaşı tarafından ekilmiş, hem de pizza dağıtmak zorunda kalmıştır. Ancak Pizza dağıtımına gittiği evdekiler pizzadan çok çocuğun beynini yemek isteyince Jimmy’nin kaçmaktan başka çaresi kalmaz. Artık bütün şehir zombilerin kuşatması altındadır ve bu geceki partideki gençler zombiler için bedavaya sınırsız yemek kuponudur. Şehrin tek şansı ise bu geceye gidecek kız bulamayan lisenin looserları( İnek mi desem bilemedim. ) ve bir şehri yok etmeye yetecek kadar bilgisi ve ekipmanı bulunan deli lise koçudur.

Aslında filmin yapım hikayesi daha zombi filmlerinin şimdiki kadar popüler olmadığı 1998 yılında başlıyor. Joe Ballarini senaryoyu yazıp USC film okulundaki sınıf arkadaşı Gregg’e gösterir. Ve Gregg Bishop arkadaşına bu senaryoyu mutlaka filme alması gerektiğini söyler. Ancak o dönemde ikili filme bir kaynak bulamazlar. Gregg Voodoo(1999) adlı kısa filminden kazandığı 15000 usdyi bir sonraki projesi olan The Other Side için kullanmaya karar verir. The Other Side’ın başarısı ve zombi janrının yükselişi Dance of the Dead’in de önünü açar.

Ballarini hikayeyi şekillendirirken lisede yaşadığı hikayelerden yola çıktığını saklamıyor “Zombileri dışarda bırakırsak yılsonu balosunda başıma gelenleri kullandığım doğrudur.” diyor senaristimiz. Gerçekten de bazı diyaloglar son derece gerçekçi ve komik.

page

Seksenler liseli gençlik filmlerinin popüler çocuklarla takılan güzel kızların filmin sonunda doğru ineklerde karar kılması formülünü( Ben buna kısaca Prom Night filmleri demek istiyorum. ) uygulayan Dance of the Dead buna bir de zombileri ekleyerek oldukça eğlenceli bir iş kotarmış. Ancak bu bağımsız filmin düşük bütçesinin yarattığı bazı sıkıntılar, daha önce adı duyulmamış genç oyunculardan oluşan kastın performanslarının yer yer çok sıradan olması Dance of the Dead’in başarısını düşürüyor. Efektler ise düşük bütçeli bağımsız bir film için hiç de kötü değil. Müzikleri ise ayrı tutmak gerekir. Özellikle kafası dumanlı metalci gençlerin şarkıları filme güzel bir hava katmış.

Filmin içerisine bir çok başarılı sahne bulmak mümkün. Örneğin benim için en ilginç sahnesi lise tuvaletine saklanan iki gencin zombiye dönüşüp birbirlerini yemeye başlamasıydı. “Liselilerin yiyişmesi” bu sahne ile ayrı bir anlam kazandı nazarımda.

Filmi konusu ve göndermelerin yoğunluğu bakımından Faculty’nin(1998) zombili versiyonu olarak da algılamak mümkün. Ancak Gregg Bishop bir Robert Rodriguez olmaktan uzak ve de senaryoda bir Kevin Williamson dokunuşu görmek mümkün değil.

Benim gibi hem seksenler gençlik filmlerinden, hem de zombi filmlerinden hoşlananlar için Dance of the Dead her şeye rağmen bulunmaz bir nimet. Gregg Bishop’un adını bir kenara yazalım ve izlemeye alalım.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

2 Yorumlar

  1. Rock seven zombiler… Ben de sizi seviyorum:)

  2. pür neşe, pür eğlence, rock’n roll ve zombiler. iyi vakit geçirmek için insan başka ne ister ki? (belki bira ve pizza, bilemedim…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: