Kate Winslet’in Unutmak İstediği Bilim Kurgu Dizisi: Dark Season

Dark Season poster1991 yılında BBC kanalında ara verilen bir dizinin yayın akışında yarattığı boşluğu doldurmak üzere hazırlanmış düşük bütçeli bir gençlik dizisi olan Dark Season, sığ yönetimi, sıradan oyunculukları, çiğ görüntüleri, heyecansız kurgusu… Saymakla bitmeyecek kötü özelliklerine rağmen bazı çok özgün anlatımlar içeriyordu. Üç ortaokul öğrencisinin, okullarını ve diğer öğrencileri, daha sonra da bütün dünyayı fantastik karanlık güçlerin elinden kurtarmaya çalıştıkları, yalnızca 6 bölüm süren bu dizi bugün yalnızca Kate Winslet’in ilk oyunculuk deneyimlerinden birini barındırmasıyla biliniyor.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kirisci

Marcy, Thomas ve Reet adlı üç arkadaş bir sabah okula gittiklerinde esrarengiz araçlardan bazı kolilerin indirildiğini görürler. Bunlar “Modem” firmasına ait bilgisayar kolileridir ve Eldritch adlı genç bir hayırsever iş adamı tarafından okula hediye edilmiştir. Fakat en başta gördüğümüz üzere, insan olup olmadığı şüpheli sarışın bir genç adam görünümündeki Eldritch’in, henüz ne olduğunu bilmediğimiz şeytani planları vardır ve bu planı Bishop Grave Karma Okulundan başlatmaya karar vermiştir. Eldritch bizzat okula gelerek çocuklara, akşam okul bitince isteyen herkesin evlerine bir bilgisayar götürebileceğini söyler. Tabi ki çocuklar bu habere çok sevinirler.

Üç arkadaş içinde en sevimsiz ve sürekli çemkirip duran bir karakter olan Marcy ise bu durumdan kuşkulanan ilk kişi olur. Yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin gerçekten bedava olamayacağını bilen Marcy, Eldritch’ten kuşkulanmaya başlar. Çok geçmeden de durum anlaşılır. Bedava verilen bilgisayarlar, onları kullananların beyinlerini ele geçirerek birer köleye çevirmektedir. Bu durumu fark eden üç arkadaş öğretmenlerini uyarmaya çalışır ama ilk başta dikkate alınmazlar. Dark Season’ın ilk dikkat çeken anlatımı bu noktada ortaya çıkıyordu. Dizinin “karanlık dönem” anlamındaki adı aynı zamanda bir okul dönemini ve “eğitimin karanlık dönemi”ni de ifade ediyordu.

Hayata çeşitli bilgi ve donanımlarla hazırlanmak için oluşturulmuş okullar giderek yalnızca belli eğitim-öğretim programlarıyla sınırlı, politik ve dinsel görüşleri dayatan eğitimler veren kurumlar haline geldi. Özgür düşünce ve bunun kaçınılmaz sonucu olan çağdaş gelişme engellenmeye çalışıldı. Bugün eğitimin laiklikten uzaklaştırılması, Charles Darwin ve Sigmund Freud gibi bilime ve insan düşüncesine katkıları tartışılamaz kişilerin bile ders kitaplarından çıkarılmasının önerilmesi, eğitimin bir hayata hazırlık değil, düşünsel köleliğe hazırlık haline getirilmeye çalışıldığının göstergesidir.

Dark Season’da da Eldritch, öğrencilerin beyinlerini yıkayarak kendine zombi köleler yaratmaya çalışır. Eldritch’in söylemleri dünyayı yönetmek kapsamında olsa da eylemini tek bir okulda başlatır ve devamındaki olaylar da bu okul çevresinde gelişir. Bu da dizinin anlatımının okul ve eğitimle ilgili olduğunu perçinleyen bir durumdu. Karanlık okul dönemi işte buydu. Öğrenciler eğitim alıp hayatı daha kapsamlı öğrenmek için orada bulunurken, olumlu gözüken amaçlar bahane edilerek beyinleri yıkanıyor, sisteme köle olmuş ve sorgulamaktan uzaklaşmış insanlar yetişiyordu. Dark Season’da aklı başında olan üç lise öğrencisi neyse ki uyanık kalarak bu tehlikeye kapılmayıp diğer öğrencileri kurtarmayı başarıyorlardı.

dark season

Dark Season’un 3. bölümünde hikâye sonlanır ve Eldritch de ortadan kaybolur. İlk etapta bu dizinin de Doctor Who’da olduğu gibi birkaç bölüm süren öykülerden oluşacağı izlenimi oluşur ama Eldritch tekrar geri dönecektir. 4. bölümde okulun bahçesinde bir kazı çalışması yapıldığı görülür. Çalışan arkeologların hepsi sarışın mavi gözlü Nazilerdir. Başlarındaki Pendragon adlı bilim kadını bahçede özel bir şey aramaktadır. Bunun sonradan Behemoth adlı bir süperbilgisayar olduğu anlaşılır. Behemoth, İngiliz Savunma Bakanlığının bir savaş makinesi projesidir. Bu üstün yapay zekanın yaratıcısı olan Pendragon’un çalışmaları, projenin yıkıcı potansiyelinden ötürü yarım bıraktırılmıştır. Pendragon yıllar sonra, Eldritch’in bir hizmetkârı olarak projenin gömülü olduğu yeraltı laboratuvarını kazarak tekrar bulur ve projeyi hayata geçirir. Bu laboratuvarın okulun altında olması, eğitimin temellerine vurgu yapar ve bu temelde, yıkıcı emellerin izleri barınmaktadır.

Üç arkadaşın çeşitli engelleme çabaları önce sonuç vermez. Olayların gelişimiyle Behemoth aktifleştiği sırada, bilgisayarın bulunduğu odada yalnızca Marcy ve Eldritch vardır. Behemoth aktifleşince komut beklemeye başlar. Eldritch ona dünyayı yok etmesi komutunu verir. Ama Behemoth Marcy’nin de orda olduğunu gördüğünden onun da komutunu sorar. Behemoth’un bunu niye yaptığı anlaşılmaz ama tek bir kişiye hizmet etme gibi bir programı olmadığı bellidir. İkisinin de komutlarını öğrenip ona göre harekete geçecektir. Marcy ise hiçbir komutunun olmadığını, Behemoth’a onun da zeki bir canlı olduğunu ve kararlarını kendi vermesi gerektiğini söyler. Behemoth bunun üzerine bir aydınlanma yaşar. Eldritch’in komutunu dinlemez hatta ondan sonra Marcy’i de dinlemez çünkü kendi varlığının ve öneminin ayırdına varmış haldedir. Eldritch ise yaratıcılarının Behemoth’u bir savaş makinesi olarak tasarladığını ve görevinin, tek amacının dünyayı yok etmek olduğunu söyleyerek onu ikna etmeye çalışır. Ama Behemoth “Evet görevimin bu olduğunu biliyorum ama ben, beni yapanlardan daha akıllı ve daha iyiyim… Ölümü değil hayatı seçiyorum.” diyerek dünyanın yok olmasına karşı çıkar.

Terminator 2’de Skynet, insanlığı bir tehdit olarak algılayıp onu yok etmeye karar verir ve dünyayı nükleer füzelerle yerle bir ettiği görülür. Aslında bu gelişmiş bir yapay zekaya hiç de yakışmayacak bir karardır, çünkü Skynet insanlığı yok etmeye çalışırken aynı zamanda bitki ve hayvanlarla birlikte tüm canlı hayatına da son vermiş olur. İnsanları da tam olarak yok edememiş olduğundan aslında Skynet’in eylemi tam bir başarısızlık örneğidir. Terminator 2’yle aynı yıl gösterilmiş olan Dark Season’da ise dünyayı yok etme gücü bulunan bir yapay zeka, toplu yıkımı değil, hayatın devamını seçmişti. Sonsuz güce sahip olan yapay zekâların “mantıklı” kitlesel cinayetler işleme eğilimleri Behemoth’da bulunmuyordu.

Dark Season, Johnny Cash ve U2 ile de pek çok kez çalışmış olan David Ferguson’un yaptığı, gizemli ve hareketli bir şeyler izleyeceğimizi haber veren etkili bir müzikle açılıyordu. Gizem ve heyecanı tam olarak göremesek de dizi güvensizlik havasını bir şekilde verebilen bir atmosfer yaratmayı başarıyordu. Güzel bir konu üzerine fazla özenilmeden inşa edilmiş olan Dark Season’ın işlediği konular düşük bütçenin ve aceleye getirilmiş çekim aşamasının kurbanı olup gitmiştir. En az birkaç haftaya yayılan öyküde karakterlerin kostümleri bile hiç değişmez. Oyuncuların nerdeyse tamamı için kötü denebilir. Dizinin sonunda oyuncular soyadlarına göre sıralanıyordu, bu yüzden Kate Winslet’in adı en önemsiz oyuncuymuş gibi en sonda çıkar. Fakat onun ilk önemli rolündeki sıradan oyunculuğu bile tüm diğerlerinden daha iyi duruyordu.

Dark Season, asla kimselere önerilmeyecek sıradan bir dizi. Günümüzdeki dizi/film bolluğu içinde dönüp bakılmayacaktır bile ama bakılırsa da 90’lı yıllar dizilerinin çiğ görüntülerine doyacağınız, bugün kendi kuşağının en iyi oyuncusu olan çocukluktan yeni çıkmış tombik bir Kate Winslet göreceğiniz, güzel fikirlerin özensiz senaryolar içinde kaybolup gitmesine tanıklık edeceğiniz, iyi olmaya çalışıp olamamış bir işle karşılaşacaksınız. Ama yukarıda yazdığım özellikleri bile bu basit diziyi değerli kılıyor. Bugün Türkiye’deki dizilerin tek bir bölümü Dark Season’un 6 bölümünün tamamını kapsayacak uzunlukta ve büyük paralar harcanarak yapılıyor. İçerdikleri sınırsız aptallıklar yerine bu ucuz dizideki anlatımların 10’da birini gerçekleştirebilseler bize yine yeterdi.

Yazar hakkında: Murat Kirisci

1979 yılında Aydın’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden 2008 yılında mezun oldu. 2000 yılında ilk kısa filmi olan “Bebek”le Altın Portakal Jüri Ödülü ve Seyirci Ödüllerini kazandı. 2006’da ilk 3D animasyon filmi olan “Gazap”, IAF İstanbul Uluslararası Animasyon Festivali Jüri Ödülü ve Yıldız Kısa Film Festivali En İyi Animasyon Film ödüllerini aldı. Senaryo ve yönetmenlik çalışmalarının yanında 2013’ten beri Öteki Sinema’da sinema üzerine yazılar yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir