Dawn of the Dead (1978)

Romero’nun “Dead” üçlemesinin ikinci filmi Dawn Of the Dead filmi de serinin ilk filmi gibi büyük bir prodüksiyon olmamasına karşın gişede oldukça iyi bir başarı elde etti. Film serinin diğer iki filminde olduğu gibi politik mesajlar taşımasının yanı sıra içerdiği gore sahneleriyle serinin ilk filminden ayrılmakta.

dawn-of-the-dead

Serinin ilk filmi Drive-In sinemalar için düşünülmüş. Hatta oyuncular filme katkı olsun diye filme para bile bağışlamışlar. Zombi rolündeki oyuncularda 1 dolar ve üzerinde “Yaşan Ölülerin Gecesi’ndeki Zombilerden biriydim” yazan tişörtler verilerek ödeme yapılmış. Night of the Living Dead filminin bir diğer özelliği de başrolünde bir afro-amerikalı olan ilk korku filmi olmasıdır.

Dawn of the Dead birçok korku filmi tutkunu için serinin en iyi filmi olarak gösterilmektedir. Yukarıda da bahsettiğim gibi filmde gore efektler (Tom Savini) ve az da olsa komediye kaçan sosyal mesajlar vermiştir. (Daha sonra birçok korku filminde verilmek istenen sosyal mesajlar komedi unsurlarıyla sunulmuştur. Bu açıdan film öncü filmlerden biridir.)

Film zombilerden kaçan ve bir alışveriş merkezine sığınan bir grup insanın burada zombilere karşı verdiği mücadele üzerine kurulu. Romero’nun burada mekân olarak bir alışveriş merkezi seçmesi elbette bir tesadüf değil. Film de vermek istediği mesajla bire bir örtüşmekte. Filmde kahramanlarımızın bir süre sonra nasıl değiştiklerini, alışveriş merkezini yağmalarıdklarını hatta bazılarının, markete giren zombilerin cebindeki paraları dâhil nasıl çalıp çırptıklarına tanık oluruz.

oteki-zombi
Korku Sinemasının Psikanilizi adlı kitabında Tan Tolga Demirci filmdeki politik mesajlar, zombi ve insan ilişkisi üzene açıklayıcı bir yorum yapmış: “Romero’nun filmleri diğer zombi filmlerine göre çok daha ideolojik bir kurguya sahiptir. Öyle ki kapitalizmin insan hırsını eşelemesi sonucunda onun yüzünü değiştirip kendine yabancı kılması, zombi ve insan arasında imgesel bir ayna yaratmış, sonunda kimin hangi tarafta olduğu izleyiciye bırakılmıştır. Romero’nun filmlerinde zombi öldürme yarışına girerek saldırgan dürtülerini bu sayede boşaltmayı oyun haline getiren uygar insan, kapitalizmin hizmetinde, zombilerden çok daha ölü ve tehlikelidir.”

Filmle ilgili diğer bir ayrıntı ise Dario Argento‘nun filmin yapım aşamasında ekibin içinde yer almasıdır. Night of the Living Dead filminin hayranı olan Argento, Dawn of the Dead filminin çekileceğini duyduduğunda Romero ile iletişime geçer. Belirttiğim gibi film büyük bir başarı elde eder ve ekip devam filmi çekmek için hazırlıklara başlar. Onlar hazırlıklara başlamadan bir diğer cult korku filmi yönetmeni Lucio Fulci filmin başarısından etkilenmiş ve çok kısa bir sürede Zombie 2 adında bir film çekmiştir. Fulci, Dawn of the Dead filminin bir devamı havası vermesi için filminin sonuna 2 rakamını eklemiş.  Bu olaydan sonra Romero ve Fulci’nin araları açılmış ve bu uzunca bir süre sürmüştür.

Romero’nun bu filmde gore sahneler kullanmasını tetikleyen başka bir filmde bir başka zombi klasiği Let Sleeping Corpses Lie (1974) filmidir. Filmin içerdiği gore sahneler ve yarattığı etki usta yönetmen Romero’nun gözünden kaçmamış. Bu olayın biz sinema severler için bir başka güzelliği de filmler üzerinden olumlu etkileşimin en çok biz sinema severlere yaradığıdır. Let Sleeping Corpses Lie, Night of the Living Dead’en etkilenirken yine Romero ve Fulci Let Sleeping Corpses Lie filminden bazı altlıkları kendi filmlerinde kullanacaklardır.

Romero üçlemenin bir diğer filmini 7 yıl sonra çeker. Bu sefer hedefi ordudur ve orduyu acımasızca eleştirecektir.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

5 Yorumlar

  1. Harikasın Tolga:) Kaldı son ayak…

  2. Filmden aklıma kalan hoş bir espiri:

    Gurubumuz alışveriş merkezine gitmeden evvel şehri terketmeye çalışan başka bir gurupla karşılaşır. Oradaki elemanlardan biri bizimkilerin her birine sigarası olup olmadığını sorar, ama olumlu cevap alamaz.

    En sonunda adamın olduğu gurup uzaklaşır ve bizimkiler de helikopterlerini çalıştırmaya koyulur tam bu sırada yakın çekimden sigaralarını yakmaya başladıkları gösterilir.

    Benim yüzümde de bir tebessüm oluverir…

  3. Oncelikle blog’unuzu yeni kesfettim ve gercekten yazilariniz kisa, oz, guzel tespitler iceriyor.
    Iyi/kotu, kahraman/antikahraman arasindaki cozulme bir yana, Romero’nun zombilerinin korku kanonuna kattigi yepyeni birsey de oznelligin cozulmesi. Zombiler bildigimiz sistem’in kader olmadigina bir isaret. Herseyiyle bildigimiz ikilikler uzerine kurulu sisteme alternatif bir topluluklar, birden fazlalar ve biri digerinden daha ustun degil – cinsiyetleri yok, liderleri yok, dilleri yok, hatta zaman olgusu bile kirilmis. Rasyonel olan hicbirseyle de bagdasmiyorlar cunku sebep/sonuc iliskisi de yok, karinlarini doyurmak icin avlanmiyorlar, bir amaclari yok. Bu noktada da Romero’nun zombi filmleri Hitchcock’un Sapik’indan cok daha ote bir sey soyluyor – esas hastalıklı olanin oznellik ve kimlik belirlemesi ustune kurulu sistemin ta kendisi olusu.

  4. Yüzde 99 Ölüm!

    Filmin orjinal Türkçe ismi ”Yüzde 99 Ölüm” ve filmin orjinal Türkçe posteri direk Fulci’nin Zombi 2’si. O kadar ki, altında yönetmen Fulci bile yazıyo!

    Bu karmaşaya bir anlam verememiştim ki Metin Demirhan’ın konu ile ilgili bir yazısına rastladım. Metin abi, filmin zamanında sansür yediği için, daha geç bir zamanda vizyona girerken başka bir film kisvesi altında piyasaya sürülmüş olabilceğine dikkat çekiyor. Ya da sadece posterleri karıştırmış da olabilirler diye de ekliyor : )

  5. Dawn of the dead…bu harika film korku sinema tarihinin Suspırıa,dan sonra çekilen en başarılı yapımlardan biri olarak göze çarpmaktadır.bu filmle alakalı çok şey yazıldı,çizildi.filmin politik mesajlarından tutundan içerdiği aşırı gore sahneleri defalarca belirtildi.Goblin,in enfes müziğininde katkısıyla ayrı bir hava ve güzelliğe bürünen yapımda her seyredişimde değişik çekim hatalarına rastlamanın tebessümünü yaşıyorum.şimdiye dek 758 kez seyretmiş biri olarak filmde 34 çekim hatasına rastladım ve hala gülerek,eğlenerek izliyorum.filmdeki kısacık rolüne rağmen tom savını ustanın varlığı en çok zevk alarak izlediğim sahnelerden birisidir motosikletli çetenin alışveriş merkezine talana ve katliama girişmeleri.140 dk. süren bu nadide yapımda ayrıca zombi karakterlerin (hemşire zombi,beyaz kazaklı zombi ve elinde silahı olan zombilerin)aynı anda hem dışarıda hemde içerdide salınmaları hep tebessümle izlediğim sahnelerdir.clayton hıll adlı beyaz kazaklı zombi hellraıser 3. serisinde rahip rolünde ufak bir rolde izlerken filmin hemen başında tim görevlisi wooley(peter-ken foree- tarafından öldürülüyordu)jim baffico,yu ise yine bir korku filmi olan silver bullet-gümüş kurşun adlı bir kurt adam filminde izlemiştim.romero ustanın aynı zamanda şimdiki eşi christine romeroyu bu filmin setinde tanışarak evlendiğini hatırlatırım.son olarak terkedilmiş hangarda 2 küçük çocuğun petere saldırdığı sahnedeki ufaklıklar tom savının yeğenleridir.o sahnenin akabinde francıne rolünde oynayan gaylen rose,un romero ustanın talimatına uymayıp zombiden kaçacağına ayakta donakalması ise bilerek değil gerçekten korktuğu içindir.dawn of the dead aradan geçen yaklaşık 33 seneye rağmen daha nice izleyişlerime neden olacaktır.bu cuma akşamı yine 759.kez seyredeceğim ve aynı aşkla ve heyecanla gecenin 03:00,de koltuğumda yerini alacağım.sen iyimisin sözüyle başlayan harika sözüyle biten ve helikopterle ardından zombileri bırakıp alışveriş merkezinden uzaklaşan sahnesiyle DAWN OF THE DEAD gönlümün 1.sırasında herdaim yaşayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: