Dead Girl Walking (2004)
Yazan: Murat Kızılca 01 Kasım 2010
Kategori: Asya Sineması, Fantastik, Film İncelemeleri, Korku Filmleri, Son Yazılarımız
Za horâ kaiki gekijô: Kaiki! Shinin shôjo 2004 yılı mahsulü Kôji Shiraishi ve Kazuhiro Yokoyama tarafından yönetilmiş olan Japonya yapımı bir film.

Dead Girl Walking olarak da bilinen film, televizyon için yapılmış Hino Theater of Horror isimli altı bölümlük serideki filmlerden biri. Seri, manga çizeri Hino Hideshi’nin eserlerinden altı tanesinin sinema uyarlamalarından oluşuyor. Konu veya devamlılık olarak birbirinden bağımsız serideki filmler gösterim sırası ile aşağıdaki gibidir:
*Jigoku kozô / The Boy from Hell / Mari Asato
*Za horâ kaiki gekijô: Kaiki! Shinin shôjo / Dead Girl Walking
*Watashi no Akachun Lizard Baby / Yoshihiro Nakamura
*Tadareta Ie / The Ravaged House / Kazuyoshi Kumakiri
*Shi-ningyo no hakaba / The Doll Cemetery / Kiyoshi Yamamoto
*Kyofu Ressha / Death Train / Kazuyuki Sakamoto
Dead Girl Walking’in yönetmenlerinden Kazuhiro Yokoyama’nın ilk yönetmenlik denemesi. Kôji Shiraishi ise Uzakdoğu Sineması’nı takip edenler için tanıdık bir isim. Kuchisake-onna (A Slit-Mouthed Woman ya da Carved, 2007) ve Gurotesuku (Grotesque, 2009) gibi filmleri bir yana ben yönetmenin en çok Noroi (Curse, 2005) isimli filminin hastasıyım. İzlememiş olanlara Noroi’yi de izlemelerini tavsiye ederim. Şimdi geçelim Dead Girl Walking’in konusuna…
O sabah lise öğrencisi Sayuri için diğer sabahlardan farksız gibidir. Her zamanki gibi uyanır, okula gitmek için hazırlanır. Okula gitmeden önce penceresinin kenarındaki çiçeğini sulamak ister, su almak üzere alt kattaki mutfağa iner. Babası her zamanki gibi işine geç kalmamak için aceleyle evden çıkmak üzeredir. Annesi kahvaltıydı bulaşıktı gibi sabaha dair işlerle meşgul, kızkardeşi ise okula gitmek için hazırlanmaktadır. Aile fertleri her sabah olduğu gibi birbirlerine günaydın, iyi günler tadında klişe sözler sarfederler. Sayuri çiçeği için gerekli suyu temin edip üst kattaki odasına çıkar. Tam çiçeğini sulamak üzere iken hiç nedensiz kalbi duruverir. Sayuri ölmüştür ama hala hareket edebilmektedir, konuşabilmektedir, duyabilmektedir yani yaşamasının dışında bütün fonksiyonları aktif haldedir. Eve gelen doktor Sayuri’nin beyin ölümünün gerçekleştiğine dair “sebebi: bilinmiyor” şeklinde bir ölüm tutanağı hazırlar ve arkasına bile bakmadan evi terkeder. Aileyi bir telaştır alır. Sayuri ölmüştür ama vücudu ölümü reddetmektedir. Ailesi Sayuri’yi yakmaya, böylece ortadaki sorundan tamamen kurtulmaya karar verir. Ailesinin elinden zor kurtulan Sayuri kendini sokaklara atar. Bu arada vücudu yavaş yavaş çürümeye başlamıştır.
Filmin konusundan da anlaşıldığı üzere hikaye Franz Kafka ve ölümsüz eseri Dönüşüm’den bir hayli beslenmiş gibi görünüyor. Sayuri ve Gregor Samsa arasındaki benzerlikler bariz bir şekilde göze çarpıyor. Nasıl ki bir sabah Gregor Samsa kendini böceğe dönüşmüş halde bulduysa, Sayuri de bir sabah kendini zombiye dönüşmüş halde bulur. Başta ailesi olmak üzere çevresi/toplum tarafından reddedilir. Kendini topluma kabul ettirme çabasından vazgeçip şehirden uzağa gitmeye çalışırken bile toplumun çarkları kendisini rahat bırakmaz. Yolda kim olduğu belirsiz biri Sayuri’yi kaçırır ve siyahlar giyinmiş birtakım gizemli insanlara sergiler. Bu sahnelerde ister istemez insanın aklına Freaks (1932, y. Tod Browning) geliyor. Kimi sahnelerde de Sayuri ile Dr. Frankenstein’ın Canavarı arasında bağlantılar kurmak mümkün. Finaldeki sahnede ise Sayuri’yi görünüş itibariyle Basket Case (1982, y.Frank Henenlotter) filmindeki canavara benzettim.
Filmin renkli olarak başlıyor. Ancak Sayuri’nin kalbi durduktan sonraki kısımlar siyah beyaz olarak çekilmiş. Bu tercih kafkaesk öykünün anlatımını güçlendiriyor. Filmin uyarlandığı mangayı okumadığım için bu tercihin çizerden mi yoksa yönetmenden mi kaynaklandığını bilmiyorum. Ama tahminim çizerin tercihi olduğu yönünde.
Film belki korku sineması düşkünlerini yeterince tatmin edecek bir tempoya ve/veya kan, şiddet oranına sahip değil ama Kafka severlerin filmi büyük bir ilgiyle karşılayacağına eminim.























Tweets that mention Dead Girl Walking (2004) | Öteki Sinema -- Topsy.com tarafından 01 Kasım 2010 15:52 tarihinde
[...] This post was mentioned on Twitter by Murat Tolga Şen, Murat Tolga Şen. Murat Tolga Şen said: Belki korku sineması düşkünlerini yeterince tatmin edecek bir tempoya ve/veya kan, şiddet oranına sahip değil ama… http://ff.im/-sYPEi [...]
xebdor tarafından 05 Kasım 2010 13:45 tarihinde
Şu uzakdoğu korku,thriller örneklerine bir türlü ısınabilmiş değilim… Biraz izledim ve takip ettim ancak açmadı, sevimsiz buldum, bana göre değil yani. Fakat yazı için teşekkürler.